• ADBlock (Reklam Engelleyici) aktif olduğunda sitedeki videoları görüntüleyemezsiniz. Videoları izleyebilmek için reklamengelleyicilerinizi devre dışı bırakmalısınız.

Abi o kadar MAKALE okuyorum ama KORKUYORUM OLMUYOR

Betaboy

Üye
Katılım
29 Temmuz 2018
Mesajlar
231
Şehir
Konya
Evet arkadaşlar, bugünkü konumuz: ''Abi o kadar makale okuyorum,hala korkuyorum,adım atamıyorum.'' ''Güzel kardeşim, aslında her şeyi biliyorum ama kasıntı davranmaktan korkuyorum,rezil olmaktan korkuyorum,ya kız beni reddederse?'' Ya değiştiğimde insanlar beni bırakıp giderse,etrafımda kimseyi bulamazsam?'' diye düşünerek adım atmaktan aciz kalan kardeşlerimiz için olacak.

Öncelikle şunu söyleyeyim dostlar: KORKU, günümüzde insanların çok büyük bir kısmını hükmediyor. Bir insan olarak hepimizin hayali var, hepimizin istekleri var. Fakat insan, korkusuna kapıldığı için bu isteklerini,hayallerini sadece ''Hayalinde'' yaşıyor. O an kendisini kaptırıyor, o ''hayalin vermiş olduğu hazzı,tatmini'' yaşarken bir anda bunun gerçek olmadığını fark edip normal hayata tekrar dönünce başlıyor boynu bükük, ekşimsi bir suratla ''Ben neden başaramıyorum,neden mutlu değilim,hayatım çok monoton,galiba boş geldim,boş gideceğim,Berkecan gibi aptallar,betalar taş gibi hatunları götürürken benim değerimi neden bilmiyorlar...'' gibi hüzün dolu sözler sarf etmeye.

Şimdi dostlar, öncelikle ''korku''nun yapısını bir inceleyelim. Korku neden ortaya çıkar? Bu korkuların ortaya çıkmasındaki EN BÜYÜK sebep: BELİRSİZLİK. Evet belirsizlik. Nasıl yani? Bir işe,bir duruma İLK defa adım atarken NE YAŞAYACAĞIMIZI bilmediğimiz için korkulu bir hal alırız. Ortada bir belirsizlik vardır. Diyelim ki ömrümüzde ilk defa bir kıza yaklaşacağız. TECRÜBEMİZ olmadığı için, sonucu da az çok kestiremiyoruz. ''Acaba, kız bana bağırır mı?'', ''Acaba, mahalle toplanıp bana saldırır mı?'', ''Acaba, kızın sevgilisi var mı?'' gibisinden saçma sapan KORKU DOLU düşünceler vücudumuzu sarmaya başlar. Sonra bu korku, adamımızı hükmeder ve adamımız adım atmaktan aciz kalır. Eve varınca da başlar pişman dolu sözlere: ''Ulan keşke yapsaydım,beyler olmuyor deniyorum olmuyor,makale okuyorum olmuyor,korkuyorum,kasıntı davranıyorum...''

Şimdi arkadaşlar bu korkuyu yaşamamızda filmlerin,dizilerin,saçma salak hurafelerin,hikayelerin büyük etkisi vardır. Dizilerde ne oluyor mesela? Adamın biri geliyor: ''Şşşt güzelim, motor sağlam mı, bizim ev boş gel seni tahterevalliye bindireyim.'' diyor. Sonra bunu duyan mahalle reisleri de gelip adamın ağzını burnunu dağıtıyor. Bunu izleyen bizler de etkilenip KORKU yüzünden yaşamaktan aciz hale geliyoruz. Bu sadece kızlar için değil diğer konular da da geçerli.


Bugüne kadar birçoğumuz bu korku yüzünden hayatımızı yaşayamadık. Dışlanırız korkusuyla insanlara köle olduk, insanlar ne mi yaptı? Kullanıp attılar bizi, adam yerine koymadılar, menfaatleri için sevdiler sadece. Ortamlarda ezildik,alay edildik sırf o insanı kaybetmemek için, kaybetme korkusu yüzünden gerekli cevabı veremeyip; gece kafamızı yastığa koyduğunda: ''Keşke şunu deseydim.'' gibi dramlarla mücadele ettik. Beğendiğimiz hatuna ''korku''yüzünden adım atamadık ve 1 hafta sonra o hatunu başka erkeklerin kolunda gördük. Belki adım atsaydık o hatun şuan bizim kolumuzda olacaktı, değil mi? Korku yüzünden istemediğimiz insanlarla beraber olduk, hayatımızı değiştirmek istedik ama adım atamadık.

Korku, aslında sadece bir illüzyondan ibaret. Ne olacağını bilmediğimiz için korku yaşıyoruz. Bu, her insan için geçerli. Cesur insanlar için de geçerli. Ama cesur insanların bir farkı var: Cesur insanlar, korkunun bir illüzyondan ibaret olduklarının farkına varıp adım atıyorlar ve zaferle geri dönüyorlar. Cesur demek aslında bize öğretildiği gibi ''Korkusuz insan, elini kolunu sallayarak yürüyen, önüne gelene laf atan insan'' demek değildir. Cesur demek: ''Korkmalarına rağmen, korkunun hükmetmesine izin vermeyip, korkularının üzerine gidebilmektir.'' işte asıl cesur insan diye bu tip insanlara denir. Ve bunu sürekli yapa yapa artık korku, etkisiz bir hal alıyor. İLK seferdeki gibi öyle tir tir titreme,kasıntı davranma,yutkunma gibi durumlar kaybolmaya başlıyor. İşte burada tecrübe devreye girmeye başlıyor. Çünkü cesur adamımız sürekli yaptığı için sonucunu az çok kestirmeye başlıyor ve olumsuz durumların ÖZGÜVENLERİNE etki etmeyeceğini bilerek başlıyorlar adımlarını atmaya.

Dediğim gibi korku gerçekliği %100 gibi görünen illüzyonlar arkadaşlar. Hadi hepimiz hatırlayalım. Elbet birçoğumuz lunaparka gidip gondola binmiştir. İlk defa bindiğinizde yaşadığınız duyguları hatırlıyor musunuz? Genelde ne olur? İlk defa bineceğinizde aklınızı çeşitli korku dolu senaryolar sarar: ''Ya gondol düşerse, ya demirler koparsa,ya ölürsem,ya sakat kalırsam..'' Rengimiz solmaya başlar,istemsizce terden sırılsıklam oluruz, sanki kalbimiz yerinden fırlayacak. Ve görevli başlar gondolu çalıştırmaya. Allaaah, yüreğimiz ağzımıza geliyor, sanki kalp krizi geçireceğiz, gözlerimiz fal taşı gibi açık. Sanki savaşın ortasındayız. Tir tir titriyoruz,bağrıyoruz,çağıyoruz,görevlinin anasına avradına sövüyoruz ve sonunda gondol durmuştur. Aşağı inerken de başlıyoruz: ''Olum aslında ne kadar eğlenceliymiş lan,hiç göründüğü gibi değil.'' Tekrar binmek istiyoruz. Artık tekrar tekrar binmekten bu sefer gondoldan zevk almamaya başlıyoruz. Artık sıradanlaşıyor. Kendimize başka bir aksiyon arar hale geliyoruz. Çünkü burada tecrübe devreye girmiştir arkadaşlar. Artık sonucunu da tahmin edebiliyorsunuz, korkunun burada saçma olduğunu biliyorsunuz. Artık size etki edemez bir hal alıyor. (Örneği kendi cümlelerim ve Alfaloji Blog ile birleştirdim)

Aslında korku kadar güzel bir duygu yok arkadaşlar. Hani hepimiz monoton hayattan sıkılıyorduk. İşte bu ''korku'' hayatımızın monotonluğunu çöpe fırlatıyor. Güzel ve değişik bir duygu yaşadığımız için unutulmayacak bir anı olarak ekleniyor hafızalara. Ama medyaya,tv'ye baksanız sanki korku kadar berbat,işkence bir duygu yok. Arkadaşlar şunu unutmayın ki hayatımızı güzelleştiren duygulardan biridir korku. O duyguyu tadıp bir de üstünüze gittiğinizde sizden cesuru olmaz.

Forumda çok karşılaşıyoruz. ''Abi kasıntı davranmaktan korkuyorum,abi rezil olacağım ya adım atmak istemiyorum.'' Bakın arkadaşlar, kasıntı davranmaktan da korkmayın. İstediğiniz kadar hatunların yanında tir tir titreyin,sapıtın,saçma salak sözler kullanın fark etmez. Yeter ki o duyguyu yaşadıktan sonra üzerine gidin. Emin olun, ilkinde titrersiniz 2.sinde titrersiniz ama 3. veya 4.sünde artık rahatlarsınız. Çünkü burada gene tecrübe devreye girer ve sıradanlaşmaya başlar. Eskisi gibi heyecanlanamaz hale gelirsiniz. Rezil olmak için de aynı durum. Diyelim ki yolun ortasında yürüyorsunuz ve bir anda ayakkabınız fırladı gitti. O an utançtan yerin dibine girebilirsiniz(rezil olmaktan korkan kardeşlerim için geçerli). Ama farz edin ki bu durumu 5-6 kere yaşadınız ve rezil olmanın hayalinizdeki korku senaryolarıyla gram alakası olmadığını fark ettiniz. Bu sefer, kendiniz gülmeye başlarsınız, ''rezil olma'' korkusu yok olmaya başlamıştır. Hatta kendiniz gülüp eğlendiğiniz için insanlar ''Lan ben olsaydım,utançtan yerin dibine girerdim, bu adam kendi kendine gülüyor. Valla helal olsun, kendine baya güveniyormuş meğer.'' diye düşünürler.

Verdiğim örneklerdeki gibi korkuların en büyük senaryoları bunlardır arkadaşlar. Ölmezsiniz merak etmeyin. Korkudan korkmayın,onlarla yaşayın. Bir zaman sonra hiçbir korku(reddedilme korkusu,ölüm korkusu,yalnız kalma korkusu) size hükmedemeyecek. Çünkü alışmışsınızdır korkularla baş edebilmeye. Ya düşünsenize insanlar korkularından dolayı adım atamazken, siz korkuların karşısına elinizi kolunuzu sallayarak çıkacaksınız. Bundan güzel bir ''fark'' olabilir mi sizce?

Kızlarla da durum böyledir. İlk defa adım atacağınızda beyninizi çeşitli korkular sarar: ''Reddedilir miyim,mahalle inletir mi beni,abisi ya görürse bizi...'' eğer bu korkulara kapılıp vazgeçerseniz emin olun eve varınca kendi kendinizi yiyeceksiniz,çıldıracaksınız,isyan edeceksiniz başaramadığınız için, geceniz pişmanlıkla donatılacak. Hayatın sıkıcılığına,monotonluğuna mahkum kalmaya devam edeceksiniz. Şayet bunun illüzyondan ibaret olduğunu fark ederseniz ve adım atarsanız işte GERÇEK BAŞARI BUDUR. Gerçek Başarı, öyle madalyaları topla, 50 tane hatunla yat vs. değildir. Korkunun üzerine gidebildiğinizde başarabilmişsinizdir. Emin olun,isterse kız gelsin kafanıza sıçsın gene de korkunuza aldırmayıp gücünüzü ortaya attığınız için KENDİNİZLE GURUR DUYACAKSINIZ. Bu gururun verdiği hazzı tatmanızı kesinlikle tavsiye ediyorum. İstediğiniz kadar titreyin,kız istediği kadar sizi reddetsin,istediğiniz kadar saçmalayın,hata yapın kızın karşısında. Fark etmez siz bunu başardınız, korkunun sizi hükmetmesine izin vermeyerek insanların %99'undan farklı olduğunuzu gösterdiniz kendine. Yılmayıp devam ettiğiniz sürece artık korku da yok olmaya başlayacak. Hatta hatunun yanında ''kankanız''mış gibi rahatlıkta muhabbet etmeye başlayabileceksiniz. Özgüveniniz,korkuya olan direnciniz her geçen dakika,her geçen gün daha da artacak.

Baktınız ki korku gerçekten şiddetli,yani üzerine gidebilecek cesaretiniz yok. O zaman daha önce dediğim gibi parçalara bölelim dostlar. Diyelim ki amacınız kızlarla olan ilişkinizi geliştirmek tamam o zaman:

İlk 2-3 gün, günde 3 TANIDIK kızı arayıp, tatilin nasıl gittiğini,ya da çeşitli sorular sorabilirsiniz. ''Hangi kursa gidiyorsun,ben de gelmeyi düşünüyorum ya, hobin eğlenceli mi ya...''

Sonraki 2-3 gün, günde 3 kıza sadece ve sadece ''Adres'' sorarsınız. Baktınız ki başardınız, kendinize güveniniz artıyor,yavaş yavaş cesurlaşmaya başladınız.

Ondan sonraki 2-3 gün, günde 3 kıza sadece: ''Merhaba, birazdan sevgilimle buluşacağım,sence kıyafetlerim,saçım,saatim... nasıl olmuş?'' dersiniz. Baktınız ki cevaplar hem olumlu,reddedilme de yok. Allaaaah yürü bee koçuuum, sevinçten havalara uçmaya başladınız artık.

Aynı bu şekilde, zorluğunu hafif arttırıp sizi yıpratmayacak, zevk alacak hale getirebilirsiniz. Sadece kızlarda değil bu yöntemi diğer korku yaşadığınız konulara da uygulayabilirsiniz.

İşte korkunun bu yanı çok güzel arkadaşlar. Bu işin içinde korku olmasaydı, sizce karşı cins durumları,değişim gerektiren durumlar bu kadar eğlenceli,zevkli olabilir miydi? Korku olmasaydı, o zaman her erkek her kızla tanışıp,sevişirdi. Her insan cesur olurdu, her insan başarılı olurdu ve herkes başardığı için de ne kızların ne başarının ne korkunun bir önemi kalırdı. Farkında olmasak da korku monoton hayatı engelleyen en önemli faktörlerden biridir. Gerçekten güzel bir duygu.

Sağlıcakla ve gerçek olmayan korkunuzla barışık kalın :)
 

Furkansen

Üye
Katılım
3 Ocak 2019
Mesajlar
522
Şehir
İstanbul
Betaboy , yazına kesinlikle lafım yok dostum gayet güzel ve özenle yazılmış eline sağlık. Fakat bu konu hakkında onlarca konu açıldı , insanlar araştırmıyorsa bırak adım atamasınlar dostum , eline sağlık.
 

Grichy

Üye
Katılım
26 Mart 2019
Mesajlar
20
Yaş
15
Şehir
Muğla
Çok güzel bir yazı olmuş ellerine sağlık. Aynı sorunu bende yaşıyorum ancak dediğin gibi üzerine gitmeden bu sürekli tekrar edicek. Denemek lazım 🙂
 

Tyler

Üye
Katılım
11 Ağustos 2018
Mesajlar
598
Şehir
İstanbul
Eline sağlık iyi güzel anlatmışsın fakat 20 sayfalık yazıyı 150 sayfaya sığdıran yazarlar gibi olmuş bu makalen. Misal anlattığın şey; arkadaşlar korku herkeste olan bir duygudur. Sizin yapmanız gereken o korkunun üzerine gitmektir. Misal bir korkunun önceki hali ve sonra ki hali.. Gereksiz laf kalabalığı olmuş bence sırf uzun görünmesi içindir belki de... Daha çok beğeni için ! Fakat seni burada sadece eleştiriyorum kötülemiyorum, daha sonra ki yazıların da daha dikkatli olman amacıyla.
 

Betaboy

Üye
Katılım
29 Temmuz 2018
Mesajlar
231
Şehir
Konya
Eline sağlık iyi güzel anlatmışsın fakat 20 sayfalık yazıyı 150 sayfaya sığdıran yazarlar gibi olmuş bu makalen. Misal anlattığın şey; arkadaşlar korku herkeste olan bir duygudur. Sizin yapmanız gereken o korkunun üzerine gitmektir. Misal bir korkunun önceki hali ve sonra ki hali.. Gereksiz laf kalabalığı olmuş bence sırf uzun görünmesi içindir belki de... Daha çok beğeni için ! Fakat seni burada sadece eleştiriyorum kötülemiyorum, daha sonra ki yazıların da daha dikkatli olman amacıyla.
Bak dostum, eleştirilerine açığım. Kötü diyebilirsin,güzel ama gereksiz uzun diyebilirsin, her türlüsüne açığım ve saygı duyarım ama ''Sırf Beğeni İçin'' deyip emeğime haksızlık edersen orada bir duracaksın ve düzgün bir şekilde ortaya ''iddaa'' atmadan yapacaksın.

Ben burada neden mi uzun yazıyorum? İstesem 2-3 cümle kurup TDK'deki anlamını verip de geçebilirdim fakat o zaman hiçbir anlamı olmazdı. Buradaki amacım tanımı verip örneklerle çoğaltmak ve üstüne basa basa ''Korkunun gerçek olmadığını'' anlatmak ki insanlar daha rahat bir şekilde anlayabilsinler,kavrayabilsinler. Bunu ben zamanında çok yaşadım, bu forumu keşfetmeden önce çok fazla kavrayamadığım tanımlar,örnekler vardı kadın-erkek ilişkileri konusunda. Aynı durumu yaşamasınlar istedim; ve elimden geldiğince günlük hayatımda kullandığım dille beraber duygu katmaya çalıştım ki insanlar o duyguyu yaşayabilsinler. Kim, sıkıcı yazıları, sonuna kadar okur ki? Ama etkileyici olursa zamanın nasıl geçtiğini bile anlayamayız değil mi?

Eleştirilerin için teşekkür ediyorum ama umarım bir dahakinde ortaya ''iddaa'' atmadan ''yapıcı eleştiri'' ile çıkarsın karşıma.
 

Tyler

Üye
Katılım
11 Ağustos 2018
Mesajlar
598
Şehir
İstanbul
Bak dostum, eleştirilerine açığım. Kötü diyebilirsin,güzel ama gereksiz uzun diyebilirsin, her türlüsüne açığım ve saygı duyarım ama ''Sırf Beğeni İçin'' deyip emeğime haksızlık edersen orada bir duracaksın ve düzgün bir şekilde ortaya ''iddaa'' atmadan yapacaksın.

Ben burada neden mi uzun yazıyorum? İstesem 2-3 cümle kurup TDK'deki anlamını verip de geçebilirdim fakat o zaman hiçbir anlamı olmazdı. Buradaki amacım tanımı verip örneklerle çoğaltmak ve üstüne basa basa ''Korkunun gerçek olmadığını'' anlatmak ki insanlar daha rahat bir şekilde anlayabilsinler,kavrayabilsinler. Bunu ben zamanında çok yaşadım, bu forumu keşfetmeden önce çok fazla kavrayamadığım tanımlar,örnekler vardı kadın-erkek ilişkileri konusunda. Aynı durumu yaşamasınlar istedim; ve elimden geldiğince günlük hayatımda kullandığım dille beraber duygu katmaya çalıştım ki insanlar o duyguyu yaşayabilsinler. Kim, sıkıcı yazıları, sonuna kadar okur ki? Ama etkileyici olursa zamanın nasıl geçtiğini bile anlayamayız değil mi?

Eleştirilerin için teşekkür ediyorum ama umarım bir dahakinde ortaya ''iddaa'' atmadan ''yapıcı eleştiri'' ile çıkarsın karşıma.
Haklısın kardeşim. Gereksiz iddiam'dan dolayı üzgünüm.
 
Üst