• ADBlock (Reklam Engelleyici) aktif olduğunda sitedeki videoları görüntüleyemezsiniz. Videoları izleyebilmek için reklamengelleyicilerinizi devre dışı bırakmalısınız.

Annelerimizin Alfa Ve Beta Konusundaki Katkısı veya Zararı Ne Olabilir ? İnanamazsın! Hayatını Etkiliyor Olabilir

Ğmossa

Üye
Katılım
29 Ağustos 2019
Mesajlar
145
Şehir
Samsun
Kontrolcü Annelerin Zararlı İlişkilere Sebep Olmasının Etkileri

Kontrolcü annelerin yetişkin oğulları üzerinde yarattığı sorunlar, zararlı ve kötü ilişkinin yükünü büyüyüp bir yetişkin olana kadar taşır.

Çocuklara ne olur?

Kültürümüzde daha çok anne-kız ilişkilerine odaklanma eğilimindedir.
Bir anne ve oğlu arasındaki sancılı ilişkiler genellikle görmezden gelinir.


Oidipus kompleksi üzerindeki Freudyen gölge teorileri, baba-oğul ilişkisini vurgulayarak buna katkıda bulunmuş olabilir.

Oidipus kompleksi:
Oidipus kompleksi ya da Oedipus karmaşası, Sigmund Freud'un kurucusu olduğu psikanalitik teoriye göre karşı cinsteki ebeveyni sahiplenme ve kendi cinsinden ebeveyni safdışı etme konusunda çocuğun beslediği duygu, düşünce, dürtü ve fantezilerin toplamıdır.

Freud'a göre her çocuğun ilk aşkı karşı cinsteki ebeveynidir. ( Yani annesi ) Erkek bebeğin sürekli annesine şımarması, babasının annesiyle ilgilenmesinden rahatsız olup ağlaması veya araya girmesi bu duruma örnek olarak gösterilebilir.

Erkek çocuk genellikle güçlü bir otoritesi olan en güçlü rakibi babadan çekindiğinden her iki ebeveynden de uzaklaşmak zorunda olduğunu hissederken, annesinden çekinen kız çocuk hayran olduğu güçlü babasına daha çok yaklaşır.

Olumlu ve olumsuz olmak üzere iki şekilde açığa çıkar.
Olumlu biçimi, kompleksin (karmaşanın) adını aldığı eski Yunan efsanesine uygunluk gösterir, yani oğlanlar babalarına ve kızlar annelerine rakip-düşman kimse gözüyle bakarak, içten içe onların yok olmasını ister, oğlanlar annelerine, kızlarsa babalarına karşı aşırı bir cinsel ilgi-eğilim (libido) gösterir.

Olumsuz şekliyse bunun tam tersidir. Freud'un adlandırdığı penis (fallus) döneminde (üç ila beş yaşlarında) bu karmaşa yaşanır. Beş yaşından sonra bu karmaşıklık etkisini yitirerek bir duraklama-uyuklama (latens) döneminden sonra buluğla birlikte yeniden canlanma gösterir ve dışta sevisel (cinsel denebilir) obje seçimiyle az ya da çok bir başarıyla bu yıkım gerçekleştirir.

Psikolog Sigmund Freud (ca. 1921)
Kişilik gelişiminin 3-5 yaş dönemi Freud tarafından fallik dönem olarak adlandırılır.
Freud, bu yaş döneminde erkek çocuğun annesine karşı duyduğu aşk nedeniyle babası tarafından cezalandıracağı korkusu sonucu yaşanan karmaşaya Odipal kompleksi adını vermiştir.

Mitolojide çocuğun ebeveynine aşık olup evlenmesinin tatsız bir eylem olduğu ve sadece tanrılara özel bir uygulama olduğu kabul edilir.
Freud bu teorisini Yunan mitolojisindeki Sophokles'e ait Kral Oedipus hikâyesinden esinlenerek adlandırmıştır.

Freudyen gölge teorileri,

Arzu ve Bilinçaltına İtme

Her insanın arzuları vardır ve bunlardan bazılarını, başkalarının yanında bastırmak zorunda hissedebilirsiniz kendinizi.


Bazen bunun farkında bile olmayız çünkü bu arzular, bilinçaltımız tarafından kontrol edilir.

Çoğu zaman, bizi mutlu edeceğini düşündüğümüz biçimde değil, içinde yaşadığımız kültür tarafından kabul gören şekilde davranırız.

Arzularımız böyle durumlarda sıkıntıya neden olur çünkü ahlak dışı, yasa dışı ya da yakışıksız olarak görülürler.

Bu zıtlıklar, bilinç dışı bir şekilde rüyalarımızda, fantezilerimizde ya da dil sürçmesi olarak ortaya çıkar.


Başkalarının hakkımızda düşündükleri, bizi neden bu kadar kısıtlıyor?

Ego, id, ve superego

1923 senesinde Freud, zihnin üç parçadan oluştuğunu ortaya koydu. Bir yanda, zihnin bilinçli kısmı olan ego vardır. Ego, kontrol ettiğimiz özelliklerimizi temsil eder. İd ise zevk prensibinin yönettiği bilinçaltımızdır. Son olarak, çocukluğumuzdan beri içselleştirdiğimiz ve suç ve ahlak anlayışımızı meydana getiren ahlak kurallarından oluşan süperego vardır.

Delilik

Eski zaman düşünürlerinin söylediği gibi insan zihninin uyumlu olmaya ihtiyacı vardır. Burada dört temel kişilik tipi olduğunu söyleyen “dört unsurdaki” dengeyi sağlayan beyin hücrelerinden bahsetmiyoruz. Bunun yerine yukarıda bahsettiğimiz id, ego ve süperegoyu ele alıyoruz. Freud’a göre dengesizlikler sinir bozukluğu veya psikoz durumuna yol açabilir.

O zamanlar bu teori önemli bir savdı, zira delilik ilk kez zihinsel veya fiziksel hasar görmekten bağımsız bir şekilde ele alınıyordu.

Bilinçaltı teorisi ve psikoanaliz yönteminin uygulaması hakkında ilginç bilgiler

1. Dilin gücü:

Bir hasta herhangi bir sorun nedeniyle bilinçaltının incelenmesini istediğinde, söylediği sözlere bakılıyor.
Dil, iç çatışmanın ayırt edilebildiği bir alan. Dolayısıyla, kişi istediği konu hakkında kısıtlama olmaksızın konuşur.


“Bilinaçtlı, dil gibi yapılandırılmıştır.”
Jacques-Marie Émile Lacan
2. Serbest çağrışım:

Dil vasıtasıyla hasta, hala farkında olmadığı konuları açar.
“Ego”su nedeniyle, bunları yüzeysel biçimde ayırt edememektedir.

3. Rüya yorumu:

Rüyalarımız içimizdeki arzuların kendini gösterme yollarından biridir ve incelenmeleri gerekir.
Böylece travmalar ve çatışmalar ortaya çıkarılarak çözülebilir.
Şunu biliyoruz ki rüyalarımız neyse biz oyuz ve biz neysek rüyalarımız da odur.

4. Psikoanalistin rolü:

Sadece bu son nokta, psikanalistin ne yapmaya hazır olduğudur.
Kişinin bilinçaltının bilinçli bir şekilde incelenmesini o sağlar.


“- Senin bilinçaltına sakin olmasını söylesen faydası dokunur mu?
– Bahsettiğin şey benim bilinçaltım. Hatırladın mı? Onu kontrol edemem.”
Nolan, Inception
5. Kültür:

Kişiyi şekillendirmede bir araçtır.
Zira, kültür de kendisi tarafından şekillendirilmiştir. Geribildirim.
Her zaman döneminin kendine has özellikleri vardır ve psikoanalist bunları inceleyerek hasta üzerindeki etkilerini anlayabilir.


“Psikolojik hastalıklar, kişinin yaşadığı toplumlara uygun şekiller kazanır.”
– Nora Sternberg de Rabinovich
6. Oedipus Kompleksi:

Muhtemelen bilinçaltı teorisinin en ilginç özelliği bu.
Freud, erkeklerin içgüdüleriyle hareket ettiğini ve bunlardan birinin de “baba katili” olmak olduğunu belirtir.

Anne figürü, sırları açığa çıkarandır ve özdür; kişinin arzularından biri de babasının yerini almaktır.

Söylediğimiz gibi kültür, “ego”nun gerçekleştirilmesinde önemli bir rol oynar.
Yani bu arzunun gerçekleştirilmesini önler, ahlak ve dini öne çıkarır.

Bilinçaltına atma ve Oedipus kompleksi, patolojik durumlara dönüşebilir.

Erkek benlik kavramı, erkeklerin çoğu zaman yardım isteme konusunda zorluk yaşamalarına sebep oluyor.


Yetişkin bir erkeğin annesiyle olan ilişkisi, inşa etmekte olduğu kimliğini ve başkalarıyla nasıl etkileşimde bulunduğunu etkilediği için oldukça önemlidir. Bu nedenle, kontrolcü bir annenin gölgesi bağımsızlığa ve mutluluğa ulaşmada ciddi etkilere sahip olabilir.

Kontrolcü anneler, çocukların yaşamlarını nasıl etkiler?

Kontrolcü annelerin yetişkin oğulları, genellikle sessizlik ve sürekli çelişkiler içinde yaşar.
Bunu her şeyden önce kültürümüze borçluyuz. Aynı zamanda, erkeklerin güçlü görünmesi için duygularını gizlemek zorunda olduğu erkek davranış kuralları da bu durumu etkilemektedir.


Erkek, bir kadın gibi görünmemek için bunu yapar.
Acısını gizler ve olaylara sadece erkeklere izin verilen şekilde tepki verir.
Dolayısıyla, erkeğin özgür ya da bağımsız olması beklenen bir dünyada, denetleyici, narsisist ve manipülatif bir annenin ağır taleplerini karşılaması kolay değildir.

Kontrolcü annelerin kızlarının da, oğullarıyla aynı problemleri paylaştığını söyleyebiliriz.
Her şeyden önce aynı insan tarafından büyütüldüler ve onunla birlikte yaşadılar.
Anneleri tarafından kontrol edilme duygusunu, bencillik ve tatminsizlik gibi hisleri tattılar.

Ancak, bu durum her zaman böyle olmayabilir.
Bireysel farklılıklar her zaman vardır ve bu farklılıklar kişinin cinsiyetinden çok karakterine bağlıdır.
Ancak yetişkin erkeklerin yaşadıkları problemler daha benzerdir ve tutarlı olduğundan incelenmesi kolay belli bir kalıp oluşturmaktadır.

İnkar ve Yalanın Sürekli Kullanımı

Narsisist bir annenin etkisi altında büyümüş olan bir çocuk kendi özgün ve güçlü kimliğini inşa edecek zaman bulamaz.

Bu tip durumlarda, erkeklerin hayatta kalma mekanizmaları onları sürekli yalan söylemeye sevk eder.
Bunu her şeyden önce
annelerini hayal kırıklığına uğratmamak, töhmet altında kalmamak için yaparlar.
Ancak çocukken edindikleri bu davranış biçimini yetişkin olduklarında da devam ettirirler.

Yalanlar sizi korumak, duygularınızı gizlemek, annenizi memnun etmek ve her türlü zorlu durumda hayatta kalmanıza yardımcı olmak için hizmetinizdedir.

Güçlü Duygusal Baskı

Duygular kontrolcü annelerin yetişkin çocuklarını derinden etkiler.

Bir annenin kendi duygusal ihtiyaçlarını öncelikli hale getirmek için çocuğunun duygusal ihtiyaçlarını bastırması, çocukta duygularını gizleme arzusu meydana getirir, hatta hislerini belli etmeyi utanç verici ve aynı zamanda tehdit edici bulmasına sebep olabilir.

Bu nedenle, kontrolü elden bırakmayan bir anneyle yaşayan yetişkin erkekler, birçok durumda farklı psikolojik bozukluklara yol açabilecek şekilde duygularını bastırmaya devam ederler.


Düşmanlık

Kontrolcü bir anne çocuğuyla arasında güvensiz bir bağ kurar.
Erkek çocuk, duygusal olarak değerli görülmediği bir ilişkide agresif ve düşmanca davranışlar sergileyebilir.
Kontrolcü anneyle olan ilişkilerde erkek çocuğu kızdan ayıran fark budur.

Bu, böyle bir ortamda büyümüş yetişkin bir erkeğin bazı durumlara aşırı abartılı tepkiler gösterebileceği anlamına gelmektedir.
Kontrolünü kaybedip sinirle hareket edebilir. Çünkü duygularıyla başa çıkma konusunda oldukça başarısızdır.

Başarısız ilişkiler ve kendini boykot etme

Manipülatif anneler oğullarını kendi kişisel mülkü gibi görür. ( UYANIN )
Bu zararlı ilişki, erkek çocuğun duygusal gelişimini, psikolojik olgunluğunu, bağımsızlık anlayışını ve karar verme yeteneğini ciddi şekilde etkiler.
Bu durumdan çıkacak sonuç ise bireyin partneri ile duygusal bir bağ ve yakınlık kurmada kesinlikle zorluk çekecek olmasıdır.

Kontrolcü bir anne, oğlunun kendi yaşam alanına sahip olmasını istemez.

Çocuğunun başka bir insanla bağımsız ve mutlu bir hayat kurmasını engellemekten hiç çekinmemesi yaygın görülen bir durumdur.

Bu durum, yetişkin oğlun aklına bütün ilişkilerinin başarısızlıkla sonuçlanacağı konusunda şüphelere düşmesine ve bunun sonucunda kendini boykot etmesine sebep olur.



Sonuç olarak bir noktayı vurgulamamız gerekiyor.

Erkekler yardım istemeye pek de yatkın olmadığından terapi seçeneğini göz önünde bulundurmazlar.

Hatırı sayılır derecede acı çekiyor olmalarına rağmen muazzam bir inkar kapasitesine sahip oldukları için sıkıntılarını yok sayarlar.

Manipülatif annelerin yetişkin çocukları, mutlaka dikkat gerektiren özel bir gruptur

Onlara yardım etmek bir toplum olarak bizim sorumluluğumuzdur.


Konuyla Alakalı Önerdiğim Film
 
Son düzenleme:

Asher

Üye
Katılım
25 Ekim 2018
Mesajlar
120
Yaş
19
Şehir
İzmir
Peki bu tipte manüpülatif ve narsist annelere karşı kendimizi nasıl korur ve bu durumu bize fayda getirecek şekilde kullanabiliriz ?
 

Ğmossa

Üye
Katılım
29 Ağustos 2019
Mesajlar
145
Şehir
Samsun
Peki bu tipte manüpülatif ve narsist annelere karşı kendimizi nasıl korur ve bu durumu bize fayda getirecek şekilde kullanabiliriz ?
Benim fikrimi soruyorsan ilk etapda farkında olmak ikincisi de Alfa Red Pill felsefesi konusunda tecrübeye tecrübe katmak teori bilgilerin yanında.

Bu konuyu da belki ilerleyen zamanlarda ele alırız. Çünkü her şeyin başı bu annelerimizin bize olan tavrı babalarımızın ve annelerimizin öğretileri vs..Biraz işin psikolojisini araştırınca, öğrenince her şey ortaya çıkıyor. Resmen asıl şiddetin mağdurları biziz, manipule ediliyoruz. Ne kadar erken farkedilirse o kadar iyi. Bu da tabi ki araştırmakla okumakla öğreniliyor. Bol bol okumak lazım.

Şanslıyız ki elimizin altında derya deniz internet var.
Ne kadar her bilgiyi detaylı bir şekilde eleştirmeci hikayeleştirilmiş veya tartışmacı bir şekilde ele alınmış bilgiler bulamasak da kitaplardan e kitaplardan yardım alabiliriz..Kendime psikoloji blog felsefe blog okunması gereken kitap listesi yaptım. Ondan hariç şu anda 300 'e yakın pdf ekitap indirdim her gün paylaşımlı olarak hepsinden bir şeyler almaya çalışıyorum.

Paylaşmadan çoğalmıyor malesef..
Okumaktan çok okuduklarımızı tartıştıkça bir ilerleme kaydediyoruz. Tek başımıza kimin doğrusuna göre tamam kaynak bu diyeceğiz.

Bazı kemik konuları bilinmesi gerekenler gibi bir set oluşturmamız gerekebilir.
 
Üst