• Yeni gelenler ve blogdaki yazıları okumayanlar öncelikle blogdaki yazıları okusun.

Aşkın Nörobiyolojisi

Katılım
21 Nisan 2018
Mesajlar
25
Beğeniler
65
Yaş
27
Şehir
Adana
#1
Aşk, insanların başlangıcından bu yana pek çok sanatçıya ilham kaynağı olmuş önemli temalardan biridir. Bu kadar popüler bir konunun bilim adamları tarafından araştırılmaması anormal olurdu herhalde. Aşkı her alanda tanımadan belki kadın ustası olabilirsiniz ama gerçekten bir alfa olabileceğinize inanmıyorum bu yüzden müziği kapatın televizyonun sesini kısın ve sadece buraya konsantre olun!!!

Neyse konumuza dönelim.
20. yüzyılın sonlarına doğru romantik aşk üzerine çalışmalar yoğunlaşmıştır.

İnsanlar neden aşık olur?
Partnerler nasıl seçilir?
Daha önceki ilişkiler nasıl etkili olur ?

Bu konulara hiç kafa yordunuz mu?
İşte bunlara bir cevap bulmanıza yardımcı olacağım. Hepsinin kaynağı sizsiniz. Daha doğrusu vücudunuzdaki hormonlar..

Aşk ve sosyal bağlılık; üremeyi, güven duygusunun gelişimini ( ne kadar günümüzde pek mümkün gözükmese de ), stres ve anksiyete duygularının azalmasını sağlar.
Bildiğiniz üzere oksitosin ve şimdi öğreneceğiniz vazopressinin aşk üzerine etkilerini gösterebilmek için, kır fareleri ve montane fareleri üzerinde çeşitli deneyler yapılmıştır. Sonuçlar ise çok şaşırtıcıdır.

Hayatları boyunca tek eşli olan kır fareleri, rastgele cinsel ilişkide bulunan montane fareleriyle çok yakınlık göstermesine rağmen, bu iki hormonun ( özellikle oksitosinin ) reseptörlerinin kır farelerinde dopamınle ilgili yerde daha fazla olduğunu göstermektedir. Dopamin benzeri yapıdaki hormonlar enjekte edildiğinde ise çiftleşme olmaksızın bile eş tercihini uyarabilmektedir. Dopamin kalp atışlarını hızlandırır ve kan basıncını yükseltir. Tanıdık mı geldi bu durum? Okumaya devam edin o zaman.

Ne zaman bu duruma gelseniz mantıklı düşünememe ve sadece o kadını düşünme durumu yaşanıyor. Demem o ki, kendinize hakim olun ve sakin olmaya çalışın J Gerekirse kalp atışlarınız yavaşlayana kadar kızla iletişime geçmeyin. ( tabi mesajlaşma ya da aramadan bahsediyorum)
Kır farelerinde bu oksitosin ve vazopressin salınımı bloke edildiğinde tek eşli dostlarımız tam bir s*ks makinesine dönüşmüşlerdir. Artık eş tercihi yoktur, bağlılık yoktur.

Dopaminin birkaç bizim için önemli can alıcı özelliklerini daha yazmak istiyorum, üzerine düşünün derim.
Öncelikle davranışlarımızda önemli rol oynuyor yukarıda öğrendiğiniz gibi. Tam bir motivasyon kaynağı ve (içler acısı) gönüllü davranışlarımızda baş rolü üstleniyor.

Biraz da serotoninden bahsetmekte yarar var. Bu hormonun eksikliği, insanların baş düşmanı depresyon kaynağıdır arkadaşlar. Anksiyete bozukluklarına neden olur ve işin ilginç tarafı romantik aşkın erken evrelerinde bu hormon düşüktür. Bir kızla tanıştık, gerçekten aşık olduk (daha doğrusu hormonlar öyle düşünmemizi sağladı) ve elimiz ayağımıza dolanıyor yanında. İşte o anki stres, sıkıntılı düşüncelerin kaynağı bu hormon eksikliği. Araştırmalar gösteriyor ki ilişkinin başlamasından 12-18 ay sonra bu hormonun düzeyi artıyor ve şüpheci davranışlar ortadan kalkıyor.

Son olarak bizi çileden çıkaran stres hormonumuz kortizol. Romantik aşkta erken dönemde fazla olduğu ve zamanla ilişkilerde güven duygusunun artmasıyla bu hormonun eski haline döndüğü görülmüş, bu nedenle uzun süreli ilişkilerin sağlığa faydalı olduğu öne sürülmüştür.

Dipnot: Sonuna kadar okumayı becerebildiyseniz bu tavsiyemi de hakettiniz demektir. Aklınızı kullanın arkadaşlar!

Siktiğimin hormonları sizi bu hale getiriyor, aslında sizde bir sorun yok. Engel olamayacağınız bu duygu haliyle yaşamayı öğrenirseniz, bu duyguları yaşadığınızda bu yazdıklarımı hatırlarsanız kendinizi kontrol edebileceğinize eminim.
 
Üst