• ADBlock (Reklam Engelleyici) aktif olduğunda sitedeki videoları görüntüleyemezsiniz. Videoları izleyebilmek için reklamengelleyicilerinizi devre dışı bırakmalısınız.

Doğal Oyun'un 5 İlkesi - James Marshall Seminer Notları

Gümüş

Üye
Katılım
12 Ekim 2019
Mesajlar
19
Yaş
27
Şehir
İstanbul
Arkadaşlar selam.

James Marshall'ın 5 İlke eğitim serisini edindim ve izlerken notlar alıyorum. Burada da paylaşmaya karar verdim. Eğitimler tamamen İngilizce ve altyazıları dahi yok. Yani dinleyerek Türkçe'ye çeviriyorum ve baya uğraştırıyor. O yüzden notları parça parça yükleyeceğim.

James Marshall dünyada doğal oyun konusunda en çok sözü dinlenen adam ve onun fikirlerini burada paylaşmak güzel olacaktır diye düşünüyorum. Kısaca tanıtırsam bu adam şu an 40+ yaşında ve gençliğinden beri kadınlar konusunda başarılı olan adamları gözlemlemiş ve onların bu başarısının kaynağında 5 temel ilkenin yattığını keşfetmiş ve bu 5 ilke üzerine hem teorik hem de pratik eğitimler ve atölyeler veren birisi.

Buradan itibaren notlar başlıyor ve Marshall diyor ki:

Kadınları baştan çıkarma konusunda etkili olan bütün erkekler bugün size anlatacağım beş şeye sahiptirler. Onlar, bu ilkeleri özümsemiştir. Bu ilkeler, baştan çıkarma konusunda en etkilileri ve evrensel olarak en uygulanabilir olanlarıdır. Herkesin baştan çıkarma yolu farklıdır ancak hepsinin kaynağında bu ilkeler akmaktadır. Bu ilkeleri özümseyerek kendi kişiliğinize göre uygulayabilirsiniz. Başlayalım.

1) FARKINDALIK (AWARENESS) İLKESİ

Bir kadınla gidip konuşmadan önce ya da etkileşim halindeyken onu etkilemek için anlamanız gereken ilk ve birinci ilke farkındalık ilkesidir. İnsanların çoğu hiçbir şeylerinin farkında değildir. Postürlerinin (duruşlarının), nefes alıp verişlerinin, insanlarla konuşurken kurdukları fiziksel mesafelerinin (çok yakın ya da çok uzak durmak), seslerinin tonunun-volümünün, kişisel hijyenlerinin, stillerinin ve diğer başka şeylerinin!

Farkındalığı iki türe ayırıyorum. İçsel Farkındalık ve Dışsal Farkındalık.

1. İçsel Farkındalık: Bütün meditasyon sistemlerinin temelde iki amacı vardır; farkındalık (awareness) ve tepkisizlik (unreactivity). Bana gelen soruların çoğu “James sokakta kadınlara yaklaşırken ve etkileşim halindeyken nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun?” oluyor. Cevabım meditasyon. Çünkü bu bana günlük hayatta sürekli geçmişle ve gelecekle ilgili şeylerle meşgul olan kafamdan çıkma yeteneğini veriyor. Meditasyon, genel sanının aksine yoga minderinde lotus pozisyonunda oturup uzun süreler beklemek değildir. Günlük hayatta kullanılabilen, oldukça pratik ve etkili bir araçtır.

Bir kadınla, özellikle güzel bir kadınla etkileşime girmeden önce ya da etkileşim halinde kafanız bir türlü susmak bilmez, aklınıza bir sürü düşünceler gelir ki bu düşüncelerin çoğu olumsuz ve korkunç şeylerdir. Ya beni beğenmezse, ya suratıma tokadı yapıştırırsa, ya polisi ararsa, ya sapık var diye çığlık atar da erkek arkadaşı ya da etraftakiler gelip beni beyzbol sopasıyla döverse, ya hata yaparsam, ya ne diyeceğimi bilemezsem, keşke bunu demeseydim, bir sonraki cümlem ne olacak, konuşma kötü gidiyor numarasını istemesem mi acaba vs vs vs. Bunların hepsi geçmişe ve geleceğe dair şeylerdir ve şu anın, şimdinin realitesiyle hiçbir ilgileri yoktur. Ancak gel gör ki zihin devamlı bunları düşünür hatta zihin bunları düşündüğünü de düşünür ve işi katmer katmer karmaşıklaştırır. En kötüsü de siz kafanızda bu zihinsel kavgayla cebelleşirken o anda önünüzde duran kadının tepkilerinin, hislerinin, tavırlarının ve size gönderdiği olumlu veya olumsuz sinyallerin farkında olamazsınız.

Sokakta gördüğünüz bir yabancıyla özellikle de güzel bir kadınla tanışmanız konfor alanınızdan çıkmanızı gerektirir. Konfor alanından çıktığınızda da bilinçaltınız bu durumu bir tehlike olarak algılar ve zihin korku senaryoları üretmeye başlar (çünkü sizi korumak ister). Özel kuvvetlerde askerlik yapan adamlarla çalıştım. Özel kuvvet ne demek biliyorsunuz. Bu adamlar düşman bölgesine girip çatışan ve insan öldüren ve öldürülme tehlikesiyle yüz yüze gelen adamlar. Ve bu adamlar konu kadınlara yaklaşmaya ve onlarla konuşmaya gelince ödleri patlıyordu. Günlük hayatta karşılaştığımız bir başka korkunç tehlike de trafiktir. Tonlarca ağırlığındaki demir yığınlarının arasından her gün geçmemize ve her gün kaza haberleri görmemize rağmen bunu neredeyse hiç sorun etmeyiz ve geçmeye devam ederiz. Ancak konu kadınlara yaklaşmaya gelince kitlenip kalıyoruz. Peki sizce tanımadığınız bir kadına yaklaştığınızda en kötü ne olabilir? Kendim, koçlarım ve öğrencilerim bugüne kadar binlerce kadına yaklaştık ve en kötü senaryonun ne olacağını tespit edecek kadar tecrübemiz oldu. Size en kötü senaryonun ne olduğunu söyleyeyim. Kızın “Defol git başımdan” deyip yoluna devam etmesi. Ki bu durum da gerçekten küstah bir kıza denk gelirseniz olacak olan şeydir. Bundan daha kötü bir durum yaşamadık. Aslına bakarsanız bundan daha kötüsü kızın sizi görmezden gelmesi ve yoluna devam etmesidir. Çünkü siz onlardan korkuyorsunuz ancak onlar sizden daha fazla korkuyorlar. O halde olasılıkları tartalım; En kötü senaryo: “Defol git başımdan!” ya da görülmemek, en iyi senaryo: Arzuladığınız bir kadınla arzuladığınız türde bir ilişki!
Bu işin çözümü için sizi kandıran kafanızdan çıkmayı öğrenmeniz gerekiyor. Kafanızdan çıkabilmenin tek yolu ise bedeninize girmektir. Bedeninize girmek demek, beş duyunuzdan herhangi birini, birden fazlasını ya da yapabiliyorsanız beşini birden şimdinin aktif farkındalığına getirmek demektir. Size pratik bir örnek sunayım:

İşitme Duyusu Meditasyonu: 10 dakika boyunca gözlerinizi kapatın ve bütün farkındalığınızı etrafınızdaki seslere odaklayın. Bu on dakika boyunca aşırı düşünen kafanızdan çıkıp bedeninize (duyularınız vasıtasıyla) girerek etrafınızdaki sesleri dinleyin ve bütün dikkatinizi onlara verin. Bunu yaparken zihniniz araya girmeye çalışacak, sesleri analiz etmeye başlayacak, seslerden anlam çıkarmaya çalışacak. Bunlar olduğunda tepki göstermeyin (unutmayın meditasyonun amacı farkındalık ve tepkisizlikti) ve sakince geri dönün ve sesleri sadece dinleyin. Unutmayın bu meditasyondaki amaç etrafınızda hangi sesler olduğunu öğrenmek değil, onları sadece dinlemek ve sadece işitme duyunuzu deneyimlemek yani bedeninizde kalmak. İsterseniz farkındalığınızı sesten sese taşıyabilirsiniz.

Bu meditasyonu diğer duyularınıza (görme, koklama, dokunma, tatma) da uygulayabilirsiniz.

Not: Arkadaşlar James Marshall’ın Marshall Meditation System adında 6 haftalık bir eğitim serisi var ve tamamen bu farkındalık üzerine pratik eğitimlere odaklanıyor. İleride belki onunla ilgili bir şeyler de paylaşırım.

(bu küçük egzersizden sonra Marshall konuşmaya devam ediyor)

Bu gösterdiğim küçük bir parça meditasyondu. Bunu günlük olarak yaptığınızda duyusal olarak daha hassas/duyarlı hale gelecek, zihninizin vızıltıları azalacak, daha sakinleşecek ve hem içsel olarak (bedeninizde) neler olduğunun hem de dışsal olarak (etrafınızda) neler olduğunun farkında olacaksınız. Ki bu kabiliyet size kendinizi ve diğer insanları okuma ve kendinizle ve onlarla o anda bağ kurma yeteneğini bahşedecek.

İçsel farkındalığınızı (ve tepkisizliğinizi) güçlendirmezseniz kadından gelen olumlu (ili vs) veya olumsuz (shit test vs) her geribildirimde kontrolünüzü kaybedip aşırı tepkiler verirsiniz. Baştan çıkarmada iyi olan erkekler tepkili (reactive) karşılıklar değil duyarlı (responsive) karşılıklar verirler.

İçsel Farkındalık Geliştirme Ödevleri:

1. Mutfak Zen’i: Günlük hayatta evinizde devamlı olarak yaptığınız, yaparken çok fazla düşünmediğiniz işleri; mesela bardağa su/çay vs doldurup içmek, yemek yemek, tuvalete gitmek, banyo yapmak, evde yürümek vs gibi işleri bir düşünün. Bu tür işleri genelde otomatik olarak yaparsınız ve üzerine çok fazla düşünmezsiniz. Bunlara kısaca günlük rutinleriniz diyelim. Bu günlük rutinleriniz içsel farkındalık meditasyonu yapmak için mükemmel zamanlardır. Günlük herhangi bir rutini uygularken bedeninizin hangi parçasını o işte kullanıyorsanız onlar üzerine farkındalık meditasyonu yapabilirsiniz. Örneğin yemek yiyorsanız elleriniz ve ağzınız vasıtasıyla aslında dokunma ve tatma duyunuzu aktif bir şekilde kullanıyorsunuz demektir. Bu duyularınız üzerine meditasyon yapabilirsiniz. Ya da evinizde herhangi bir şeyi yapmaya giderken yürüme esnasında ayaklarınızın altının zeminle temas ettiği anlarda veya öylesine otururken yahut uzanırken postürünüzün ne tur durumda olduğuna dair yahut da oda sıcaklığını teninizde hissetmeye dair meditasyonlar yapabilirsiniz. Bu meditasyonları siz kendi durumunuza göre geliştirebilirsiniz. (31 çekerken de yapın erken boşalmayı önler)

2. Mobil Meditasyon: Günlük hayatımızda kendimizi herhangi bir şeyi beklerken bulduğumuz her durumda hemen mobil telefonumuza sarılıyoruz ve çoğunlukla da hiçbirimiz o telefonla gerçekten önemli bir şey yapmıyoruz. Özellikle de etrafımızda insanların olduğu ortamlarda ve baskı altında hissedip ne yapacağımızı bilemediğimiz durumlarda bunu çok yaparız. Bu anlar da meditasyon için mükemmel anlardır. O halde, gerekmediği halde telefonunuza uzanmak gereği hissettiğiniz her durumu aklınıza bir tetikleyici olarak yerleştirin ve bu durumlarda telefonunuza uzanmak yerine meditasyon yapabilirsiniz. Bu tür durumlarda etrafınızda çok fazla şeyler cereyan ettiği için farkındalığınızı kaybetmeniz yüksek bir ihtimaldir. Farkındalığınızı kaybettiğinizi fark ettiğiniz anlarda öfkelenmeyip (tepkisizlik) sakince şimdiye geri dönmeniz çok önemlidir. Çünkü günlük hayatta hem olumlu hem de olumsuz anlamda kontrolünüzü kaybettiğiniz ve kontrolsüz tepkiler verdiğiniz anlar fazlasıyla mevcuttur. Mobil meditasyon, kontrolünüzü kaybettiğiniz durumlarda hemen bunu fark edip sakinliğinize geri dönmenizde çok yardımcı olacak bir araçtır.

3. Duyu Odağı: Bu da Mutfak Zen’ine benzer bir uygulamadır ancak bunu dışarda yapacağız. Beş duyumuzdan bir tanesini seçeceğiz ve onun üzerine meditasyon yapacağız. Sadece kuş ya da araba seslerine odaklanmak, sadece rüzgarın derecesine ya da havanın sıcaklığına odaklanmak, sadece yeşil renklere yahut spesifik bir geometrik şekle (üçgen, kare, daire vs.) odaklanmak gibi şeyler olacak. Unutmayın yaptığımız bütün meditasyonların temel amacı kafamızdan çıkarak bedenimize girmek, şu anda kalmak, şu ana duyarlı ve şu anın farkında olmak.

2. Dışsal Farkındalık: Dışsal farkındalığınız sizin etrafınızda olan şeyleri okuma kabiliyetinizdir. Ve içsel farkındalığınız güçlü değilse dışsal farkındalığınız da tam olarak tamamlanmış değildir. Dışsal farkındalık konusunda çoğu insan çok kötüdür. Özellikle de erkekler güzel ve seksi bir kadın gördüklerinde bu konuda berbattır. Görebildikleri tek şey g*t ve memeden ibarettir. Bu tür şeyleri okuma kabiliyetinizi artırırsanız açıcınız da güçlü, etkili ve her durumun kendi şartlarına uyarlanabilir hale gelecektir (her kıza aynı açıcıyı kullanmamak). Örneğin o an kızın ne giydiğini, nasıl giyindiğini (günlük, özel gün için vs.), yalnız mı yoksa biriyle mi olduğunu, yüzünde nasıl bir ifade takındığını (üzgün, kızgın, mutlu vs.), yürüyorsa yürüme şeklini (acele, yavaş, mağrur, havalı vs.), üzerinde/ellerinde neler taşıdığını, kısaca stilini, fiziğini ve kişiliğini (SFK’sını) gözlemlerseniz bu şeyler size o an onun hakkında bir sürü şey anlatacaktır ve ilk etkileşiminizi de olabildiğince doğal hale getirecektir ve sizin sosyal zekanızın yüksek ve sezgileri kuvvetli bir erkek olduğunuzu gösterecektir (ki gerçekten öylesiniz) ve bu bir erkek için çok çekici bir şeydir. Ayrıca bu durum ona sizin onunla sadece genel olarak güzel bir kız olduğu için değil onunla kişisel ve özel olarak ilgilendiğinizi gösterecektir. Güzel bir kıza gidip onu güzel bulduğunu ve bu yüzden tanışmak istediğini söylemek hiç yoktan iyidir (better than nothing) ancak eğer kız gerçekten güzel bir kızsa bunu zaten defalarca duymuştur. Sadece “güzelsin” demek ona güzelliği hakkında spesifik, özel, bireysel anlamda bir şey vermez.

Dışsal Farkındalık Geliştirme Ödevleri:

  1. İnsanları Gözlemleme: Dışarı çık, rahat bir yere otur, çayını kahveni eline al ve insanları (özellikle güzel kızları) gözlemle (SFK). Onlar hakkında tahminler yürüt ve yaratıcı ol. İleri gitmekten çekinme, hayal gücünü kullan. Ondan edindiğin bilgilerle onun hikayesini yaz (nasıl bir kişiliği var, nereli, eğitim geçmişi ne, hayalleri neler vs.)
  1. Let Me Guess (Acaba Sen...): Sosyal çevrendeki insanlara (ya da başladıysan, yaklaştığın kızlara) onlar hakkında yürüttüğün tahminleri söyle ve geribildirimlerine dikkat et. Yanlış bile tahmin etmiş olsan sorun değil çünkü onlar sana doğrusunu söyleyecekler ve bu seni daha da geliştirecek.
  1. Hi and Wait: Eğer çoktan sokakta gördüğün kızlara yaklaşmaya başladıysan ilk tanışma esnasında merhaba de ve bir-iki saniye bekle. Merhabana nasıl bir tavırla karşılık verdiklerine bak ve çerçeveni ona göre kalibre et (Pre-frame).
Not: Pre-frame (önçerçeve), doğal oyunda kıza yaklaşma sebebinizi açıklamadan önce yaptığınız bir çerçevelemedir. Kız merhabanıza gayet açık ve dostane bir şekilde karşılık verdiyse önçerçeveye gerek yoktur. Direk konuya girebilirsiniz. Eğer merhabanıza tereddütlü bir karşılık aldıysanız ki çoğu zaman bu olur, önçerçevenizi kullanın. Sokakta insanlara yaklaşan insan tipleri az çok bellidir; satıcılar, dilenciler, adres soranlar vs. “merak etme satıcı değilim” diyebilirsiniz.

Bir de sokakta bir yabancıya yaklaşmak özünde tuhaf bir durumdur. Bu tuhaflığı gidermek için de “biliyorum böyle bir anda gelip merhaba demek biraz tuhaf ama...” gibi bir pre-frame kullanıp asıl konuya girebilirsiniz.

İçsel farkındalığın mottosu “Kafandan çık, bedenine gir” idi. Dışsal farkındalığın mottosu ise “Bedeninden çık, başkasının bedenine gir (yani kendini onların bedeninde tecrübe et [empati])” dir. Dışsal farkındalık, ilk tanışma esnasındaki o garip anın üstesinden gelmek ve sonraki etkileşimlerinizde daha farkında ve uyanık olmanızı sağlamak ve sizi insanlarla iletişim ve etkileşim konusunda çok güçlü kılmak için var.



2) NİYET (INTENT) İLKESİ

İkinci ilkemiz niyet ilkesidir. Niyet, sizin bir kadına yaklaşma sebebinizdir. Yani o kıza hangi niyetle yaklaşıyorsunuz sorusunun cevabıdır. Eğer farkındalık ilkesini iyi bir şekilde kavrayıp özümseyemezseniz, kıza niyetinizi iyi bir şekilde yansıtamazsınız. Çünkü eğer kafanız meşgulse ve odaklanamazsanız niyetinizi ifade edemeyeceksiniz. Farkındalıkta kafanızdan çıkıp bedeninize girerek temelde içinizde bir sakinlik ve boşluk yaratmış olursunuz. Bu boşluk bir şeylerle doldurulma potansiyeli olan bir boşluktur. Bu boşluğu bir enerjiyle şarj edip karşınızdaki insana çok güçlü bir şekilde yansıtabilirsiniz. Ki bir kız söz konusu olduğunda içinize dolduracağınız bu enerji cinsel enerjidir. Ben arzuladığım bir kadının gözlerine baktığımda o kadın çok net bir şekilde onunla yatmak istediğimi anlar. O an ne söylediğimin önemi yoktur. Bu bizi Direkt Oyun vs Dolaylı Oyun konseptine götürür. Direkt Oyun ile Dolaylı Oyun arasındaki farkın, ne söylediğinizle bir ilgisi yoktur yahut çok az ilgisi vardır. Mesela bir kızın yanına gidip ona “bir sonraki tren saat kaçta geliyor?” diye sorabilirim ki bu teorik olarak dolaylı oyundur; ancak niyetimi ona o kadar net yansıtırım ki, kurduğum cümlenin gerçek anlamı “Seninle yatmak istiyorum” olur. Yahut da bir kıza gidip “Merhaba, seni az önce yanımdan geçerken gördüm ve harika görünüyordun. Ben de gelip tanışmak istedim. Adın ne?” derim ki bu da teorik olarak direkt oyundur; ancak arkasında net, güçlü ve kesin bir niyet yoktur.

Şarj et-hisset-yansıt! Çoğu erkek bunu yapmıyor. Niyetleri genelde “gidip yaklaşma pratiği yapayım” ya da “günde 10 kıza yaklaşayım” ya da “şimdi set zamanı” gibi niyetlerle yaklaşıyorlar. “Günde 10 kıza yaklaşayım”, “Bu gece 5 kıza set açayım” gibi niyetlerle yaptığın oyun pratikleri seni sadece set makinesine çevirir. Böyle bir niyetle kızla etkileşim halindeyken bir an önce bunu halledip bir sonraki kıza geçme planları yaparsın. Ve bu senin içsel gelişimine katkı sağlamaz. Bir kıza yaklaşma pratiği yapmak niyetiyle yaklaşmamalısın. Ben gün içinde çok az kadına yaklaşıyorum ve gerçekten kadın standartlarımı çok yüksek tutuyorum ve o kadının yanına %100 sonuca adanmış bir niyetle gidiyorum. Ayrıca niyetinizi dürüstçe yansıtamazsanız korkutucu ve kıza sarkıntılık ediyor gibi görünürsünüz ve bu iyi bir şey değildir. Daha önce söylediğim gibi niyetiniz farkındalığınıza tabidir. Karşınızdaki kadından gelen olumlu veya olumsuz sinyallere göre niyetinizi ayarlamanız gerekir. Dürüst niyet ile kötü niyet arasındaki fark farkındalığınıza göre değişir. Kıza sadece niyetini yansıtan ve kızın bu konuda nasıl hissettiğini umursamayan bir adam olmak ile niyetini gösteren ancak kızın hislerine duyarlı, sınırlarına saygı duyan bir adam olmak arasındaki farktan bahsediyorum. Sonuç almak istiyorsanız duyarlı olmalısınız.

Niyet ilkesi gerçek hayatta başka durumlarda da karşılaşılabilecek bir ilkedir. Size gerçekten öldürme niyetiyle bakan birini görseniz, henüz sizinle fiziksel bir temasa geçmemiş olsa bile gözlerindeki şiddeti çok net bir biçimde hissedebilirsiniz. Çünkü o bakış iyi şarj edilmiş çok net bir niyetle doludur. Ya da henüz tartışmış iki insanla karşılaşsanız ve onlar size bir şey olmadığını söyleseler dahi bakışlarından burada bir tartışma olduğunu hissedebilirsiniz. İşte bu niyettir.

Ayrıca niyetiniz davranışınızın, beden dilinizin, ses tonunuzun ve konuşmanızın da içeriğini belirleyen ve yönlendiren bir yapıya sahiptir. Çok net bir niyete sahipseniz, o niyetiniz yönünde hareket etmeye başlarsınız. Eğittiğim erkeklerin daima iki ortak problemden şikayet ettiklerini görüp duruyorum. Birincisi ne diyeceğini bilmemekten kaynaklanan yaklaşmaktan korkma şikayeti; ikincisi de ne diyeceklerine karar verip iletişime geçtiklerinde söyleyecekleri şeyler tükenince kalakalıp sohbeti saçma sapan konulara yönlendirip uzatma şikayeti. Bu hep olur çünkü sohbeti nereye taşıyacağınıza dair emin bir fikre ve net bir niyete sahip değilsinizdir. Ben bir kızla iletişime geçtiğimde ne yapacağıma ve ne konuşacağıma dair çok çok net bir fikre sahibim. Kızla duygusal bir bağ kuracağım (üçüncü ilkede detaylıca değinilecek), flört edeceğim, meydan okuyacağım (dördüncü ilkede detaylıca değinilecek) ve telefon numarasıyla kapatacağım ya da sohbeti kızın izin verdiği ölçüde bir tırmanışa (bkz. escalation) yönlendirip telefonla kapatacağım (beşinci ilkede detaylıca değinilecek). Bütün etkileşimlerimde yaptığım şey sadece bundan ibaret. Etkileşimimi asla nereye gittiği belirsiz ve süresiz bir çete (chat) dönüştürmüyorum. Bir kızla iyi bir sohbet ve iletişim kurmanın formülünü arıyorsanız işte formül budur.

Sasha ile birlikte (bkz. Sasha Daygame) Oslo’da eğittiğimiz bir çocuk vardı. Bu işlerde tamamen yeniydi ve bu onun ilk eğitim kampıydı. İlk günde ona bir acemi olarak kızlarla iletişime geçtiğinde yaşanabilecek şeylerle nasıl başa çıkacağını falan öğrettik. İkinci günde ona “önümüzdeki bir saatte yaklaştığın kadınlara sadece onları randevuya çıkarma niyetiyle yaklaşacaksın”. Yani gidip kızla iletişime geçtiğinde ne yapacağın ve söyleyeceğin üzerine düşünmeden sadece gidip o kızı randevuya çıkarmaya çalışacaksın dedik. Hoş bir kıza yaklaştı, tereddütlü bir iki cümle bir şeyler söyledi, kız ona nazik ve güler yüzlü bir karşılık verdi, sonra kıza birden “Eee, hadi yakınlarda bir yerde bir kafeye falan gidelim” deyince kız da Oslo aksanıyla “tamam” dedi. Beş dakika sonra kafe buluşmasındalardı. Birkaç saat önceki haliyle bu hali arasındaki tek fark niyetiydi.

Liam’ın (bkz. Liam Mcrae) bu konuda bir sürü tuhaf deneysel çalışmaları var. Kendisi “Acaba buluştuğun bir kızı yirmi dakika içerisinde yatağa atma ihtimalin nedir? Gidip bunu bir deneyeceğim. Bugünkü niyetim bu.” dediğini duyduğum ilk adamdı. Bu imkansız görünüyordu. Ancak Liam bunu başardığında her zaman anlattığımız efsanevi bir hikayeye dönüştü. O gün bunu başardı ve ondan sonra bu tür deneylere devam etti.

Not: Arkadaşlar Liam Mcrae’nin Rapid Escalation adında bir kitabı ve yaklaşık 40 gb boyutunda, Masculine Touch Blueprint adında bir eğitim seti var internette bulabilirsiniz (maalesef İngilizce).

Niyetinizin gücü sonuçları değiştiren derin bir etkiye sahiptir. Bir kadının yanına gidip onunla tanıştığınızda çok net bir niyete sahip olun. Ve niyetiniz her zaman cinsel olmak zorunda değildir, niyetiniz ne olursa olsun önemli değil ancak çok net ve dürüst bir niyet olmalıdır. Duygusal bağ kurmak niyetiyle de yaklaşabilirsiniz. Ki bana göre duygusal bağ niyeti, işleri berbat etmek istemeyen biri için ideal bir niyet türüdür.

Biliyor musunuz kızlar da bu konuda çok iyidirler. Hatta konu baştan çıkarmaysa kızlar bizden her konuda daha iyiler. Daha önce hiç yaşadınız mı bilmiyorum ama size ilginç bir şey söyleyeyim. Sosyal çevrenizden bir kızın mantıklı hiçbir sebep yokken gelip size merhaba dediği anlar oldu mu? Peki aslında o kızın size teknik tabirle set açtığını fark ettiniz mi? Eğer fark edebilirseniz kızlar bazen size niyet yoluyla, bazen konuşma yoluyla, bazen de dokunma yoluyla bir yaklaşma davetiyesi yollarlar. Kadınlar bunu hep yaparlar. Bir erkeği seçerler ve ona uygularlar ancak erkeklerin çoğu bunun farkında değildir. Bir de unutmayın kadınların bu ilgisi fazla uzun sürmez. Geribildirim alamadıklarında (yani erkek adım atmadığında [beşinci ilke]) ilgilerini kaybedip başka şeylere geçerler.

İnsanlarla iletişimimizin üç türü vardır. Yani insanlarla üç seviyede etkileşime gireriz. En yüzeyde dil seviyesinde etkileşim vardır (kelimeler yoluyla), onun derininde fiziksel seviyede etkileşim (beden dili ve dokunma yoluyla) vardır ve bunların en derininde gerçekleşen niyet (intention) seviyesinde etkileşim (hissetme ve yansıtma yoluyla) vardır. Asıl iletişimin gerçekleştiği seviye bu seviyedir. Konuştuğunuz insanlar arasında iletişim halindeyken o kişinin gerçek anlamda sizinle ve orada olmadığını hissettiğiniz anlar oldu mu? Eğer olduysa bilin ki o kişi o an farkındalık sahibi değildi ve kafasından çıkamamıştı ve dolayısıyla sizinle yukarıda saydığım bu üç seviyenin hiçbirinde gerçekten iletişim kuramıyordu. Bu tür insanlar çekici değildir. Çekici, karizmatik ve baştan çıkarıcı (sedaktif) insanlar kafalarında değil bedenlerinde olan ve etkileşim halinde oldukları insanla bu üç seviyede de birlikte olan insanlardır.

Hoşlandığın kadınların gözlerinin içine bak. Niyetini yansıt. Kendini sansürleme. Centilmen geçinen efendi erkeklerin (Nice Guy) çoğu özünde yalancı götverenin tekidir. Çünkü asıl niyetlerini kızdan gizlerler. Centilmen geçinen efendi erkek, aslında yatmak istediği kızla önce arkadaş olan sonra yatmaya çalışan adamdır. Bunu nereden mi biliyorum, çünkü ben de öyleydim. Gerçek bir centilmen, yatmak istediği kızla önce yatan sonra arkadaş olabilen adamdır. Niyetini yansıttığında ve dip seviyede gerçekleşen iletişimi okuyabilmeye başladığında, işte o zaman hangi anın doğru an olduğunu anlayabilecek ve ona sormana gerek kalmadan adımını atabilecek hale gelirsin.

Bir kıza yaklaştığınız her zaman kendinize “Benim bu kıza yaklaşma niyetim ne?” diye sorun. Hissedin ve yansıtın. Ben bir kıza yaklaştığımda o kız benim için var olan tek kızdır. Bir önceki ya da bir sonraki seti düşünmem. Sadece karşımdaki kızı düşünürüm ve tüm varlığımla orada onunla olurum. Ve o bunu hisseder. Özel olduğunu hisseder. Ve benim diğer kızları değil, onu seçtiğimi hisseder. Bir kadına verebileceğiniz en büyük değer ve en doğal iltifat budur. Bu işte gerçekten iyi olan adamların aslında yaptığı şey şudur: Açmak ve kapamak. Bu ikisi arasındaki şeyler çok da fazla önemli değildir. Mükemmel olmak zorunda değildir. Yapacağın şey net bir niyetle bir etkileşimi başlatmak ve onu bitirmeye çalışmak. Bu kadar.

(Buradan itibaren seyircilerden bir iki kişi Marshall’a soru soruyor ama ne dediklerini tam duyamıyorum. İt-çek konseptiyle ve shit testle alakalı bir şeyler soruyorlar. Marshall da shit testin aslında erkeklik testi olduğunu ve testleri geçmek için response rule ismini verdiği kuraldan bahsediyor ki o da “Ne yaptığının ya da ne söylediğinin önemi yok. Aslı önemli olan kızdan geleni nasıl karşıladığındır.“ diyor. Shit testleri agresif tepkilerle karşılamak yerine sakince karşılayıp flörte çevirebilirsin diyor. Bir de yaşadığın durum ne kadar zorluysa o kadar iyi olduğunu çünkü kızın senin mükemmel bir insan olmadığını ancak buna rağmen bununla baş etmeye çalıştığını gördükçe seninle daha fazla duygusal bağ kuracağını söylüyor.)

Niyet Geliştirme Ödevleri:

Geçen hafta farkındalığa bakmıştık. Farkındalık sayesinde zihninizde ve duygularınızda bir boşluk oluşturursunuz. Günlük farkındalık meditasyonlarınıza devam ediyorsunuz değil mi? Oluşturduğunuz bu boşluğun potansiyel bir boşluk olduğunu ve olumlu veya olumsuz anlamda herhangi bir yönü olmadığını söylemiştik. Şimdi bu boşluğu niyetinizle doldurma zamanı. Şarj edeceğiniz niyetin bir sebebi ve amacı olmalıdır. Çünkü bu nokta, bir şeylerin değişmeye başladığı yerdir. Niyetiniz ne kadar netse etkileşiminiz de o kadar akıcı olacaktır. O halde niyet için yapacağınız egzersizlere geçelim.

1. Neyi neden istiyorum?: Bu işe girmekteki niyetiniz nedir? Oturun ve bu baştan çıkarma dünyasına girmekle ne istediğinizi ve neden istediğinizi bir yere yazın. Unutmayın ne istemediğinizi yazmayın. Yani “yalnız olmak istemiyorum” ya da “ezik olmak istemiyorum” gibi şeyler değil tam olarak ne istediğinizi ve neden istediğinizi yazın ve niyetinizi net bir şekilde belirleyin. Ve asla istediğiniz şey için kendinizi yargılamayın. İlk başladığımda benim niyetim lisede tavlayamadığım güzellikteki kızları tavlamak ve kendimi iyi hissetmekti. Basitçe ego tatminiydi yani. Niyetiniz zamanla değişebilir ancak net olmalıdır çünkü net ve dürüst bir niyet sizi doğru hedefe yönlendirecek. Niyetiniz yolculuğunuzun yönünü belirleyecek.

2. Beş Niyet: Bir kızla etkileşim kurduğunuzda sahip olabileceğiniz niyet türlerini bir düşünün. Bir kız görüyorsunuz ve onunla tanışmak istiyorsunuz. Çoğu erkeğin bu anda kafası karışır. Niyetleri net değildir. Bazen bir niyetleri bile yoktur. Gitmeliyim diye düşünür sadece. Bazen de birden fazla niyete sahip olur. “Bu kızı tavlayacağım, numarasını alacağım, randevuya çıkaracağım, sevgili olacağım sonra da yatağa atacağım” gibi çoklu bir niyete sahip olmak da doğru bir şey değildir. Niyetinizi karmaşıklaştıracaktır. Sizin için bunu basitleştireyim.

  • İlk niyet: “Seninle tanışmak istiyorum.” Bu kadar. Sonrasında ne olacağını düşünmeden ilk yansıtacağımız niyet sadece bu olmalıdır. İlk bu niyetle yaklaşıp kızla tanıştıktan sonra,
  • İkinci niyet: “Seni (özel olarak) güzel buluyorum.” Direkt ve doğal oyundan bahsediyoruz. Bu kızı çekici bulduk, tanışmak istedik, tanıştık. Şimdi onda neyi çekici bulduğumuzu söyleme zamanı. Geçen hafta dışsal farkındalıkta insanları izleme görevi vermiştik. İkinci niyetiniz buradan gelecek. Bu kızı gördüm ve çekici buldum. Peki bu kızda beni özel olarak çeken şey ne? Onda sizi çeken özel, spesifik güzelliğin ne olduğunu bulun ve tanıştıktan sonra ona bunu söyleyin.
  • Üçüncü niyet: “Seni tanımak istiyorum”. Üçüncü niyetiniz duygusal bağ kurmaktır. Ki bu üçüncü ilkemiz olan Duygusal Etki İlkesiyle ilişkilidir. Onun sizi duygusal olarak etkilediğini göstereceğiniz yerdir. Eğer bir kıza gidip tanıştıktan ve onu güzel bulduğumuzu söyledikten sonra sadece havadan sudan sorular sorup bir sonraki aşamaya geçmeye çalışıyorsak yanlış yoldayız demektir. Ama ben ona karşı içimde bir yer açıp ondan gelecek olan şeyleri kabul edeceğimi ve onun kim olduğunu gerçekten merak ettiğimi gösterirsem, bu niyetim onu gerçek anlamda taltif edecek ve sevindirecek ve bunu hissederse kendini açmaya, duygularını göstermeye başlayacaktır.
  • Dördüncü niyet: “Seni istiyorum” Burası hayvani niyetin gösterileceği yerdir. İlk etkileşimin bir noktasında kızın şunu bilmeye ihtiyacı var. “Bir erkek olarak ben, bir kadın olarak seni istiyorum.” Çünkü bu olmazsa erkeklerin düştüğü o malum tuzağa, friendzone tuzağına düşeriz ve etkileşimimiz sadece keyifli, arkadaşça ve belki biraz da ilginç bir sohbetten öteye gidemez. Bu niyetimizi korkutucu bir biçimde yapmamalıyız. Kızın geribildirimlerine dikkat etmeliyiz. Bu niyetimiz konusunda kıza fazla baskı uygularsak ya da tüm etkileşimimizde sadece bu niyetimizi yansıtırsak ve onun duygularını gözetmezsek korkutucu oluruz. Etkileşimin belli bir noktasında, özellikle kızla duygusal bir bağ kurabildiğin bir noktada gözlerinin derinine bak, bu niyetini şarj et-hisset-yansıt.
  • Beşinci niyet: “Seni tekrar görmek istiyorum” Burası tetiği çektiğiniz yerdir. Bu niyette beşinci ilkemiz olan Kararlılık (tetiği çekme) ilkesiyle ilişkili. Unutmayın bir kızla etkileşime girdiğinizde orada olmanızın temel sebebi neydi? Ona olan ilgini göstermek, nasıl biri olduğunu öğrenmek (tanımak), senin nasıl biri olduğunu ona göstermek (onun seni tanıması) ve onu tanıdıktan sonra ondan gerçekten hoşlandıysanız bunu devam ettirmek! Bu niyetinizi net ve dürüst bir şekilde belli ve ifade edin. Kızdan numara dilenmeyin, muhtaç davranmayın. Niyetiniz net ve dürüst olarak adam gibi tetiği çekin: “Seni sevdim. Tekrar görmek istiyorum. Bana numaranı ver!” Bu cümle kıza söyleyeceğiniz cümle değildir. Bu cümle sizin niyetinizdir.
3. Dünyayı göz hizasından seyret: Bu yapacağınız basit şeyin, üzerinizde devrimsel ve evrimsel bir etkisi olacak ve insanların çoğunun bunu yapmadığını göreceksiniz. İnsanların çoğu yere bakarak bazen de etrafa bakınarak yürürler. Yapacağın şey basit. Yürürken veya dururken dünyaya direk ve göz hizasından bak. Aşağı ya da yukarı değil. Ve insanların (özellikle kızların) gözlerinin içine bak.

4. Düşün-hisset-yansıt: Bir önceki görevin gelişmiş bir versiyonudur. Bunda da yapacağın şey basit. Dünyayı göz hizasından seyret, hoşlandığın kızların bir-iki saniye gözlerinin içine bak ve onun hakkında düşündüğün şeyi şarj et, hisset ve yansıt.

5. Tek kelimelik İltifat: Yolda yürüyorsunuz güzel bir kız gördünüz ondan etkilendiniz. İsterseniz içinizden isterseniz dışınızdan bu hissinizi ifade eden tek kelimelik bir iltifat edin ve yürümeye devam edin.

Unutmayın bunları başkaları için değil sizin gelişiminiz için yapıyorsunuz.



3) DUYGUSAL ETKİ (EMOTIONAL IMPACT) İLKESİ

Anlatacağım üçüncü ilke, insanlarla duygusal bağ kurabilme yeteneğinizle ilgilidir. Birisi üzerindeki etkinizin onlarla geçirdiğiniz süreyle bir ilgisi yoktur. Birkaç dakika bile yeterlidir. Bir adam düşünün, bir kız üzerine uzun süreler, bazen haftalar, aylar hatta yıllar boyunca yatırım yapıyor ve şöyle düşünüyor “Eğer onunla yeterince uzun süre geçirirsem ve bu sürede ona yeterince iyi davranırsam, sonunda benim doğru adam olduğumu anlayacak, beni sevecek, benimle yatacak, benimle evlenecek vs vs”. Sonra bir gün bir adam geliyor daha onunla tanıştığı gece ondan istediğini alıyor. Bizim efendi erkek “bu nasıl olabilir?! Bu adam onunla doğru düzgün bir hafta bile geçirmedi?! Oysa ben onun için neler yaptım.” diyor. Bu ona acı çektiriyor ve sonunda kadınlardan nefret eden (misojinistik-kadın düşmanı) bir adama dönüşüyor. Tanıdık geldi mi?

Efendi erkeklerin hep başına gelen bu olayın temel sebebi, kızı etkileme ve kazanma stratejilerinin sahtekarlık üzerine kurulu olması ve bu yüzden sonuç alamamalarıdır. Stratejilerini değiştirmedikleri sürece de kadınları suçlamaya devam ederler. “Kızların hepsi şeytan. Bizim gibi iyi adamları değil, sadece p*ç erkekleri, onlara kötü davranan erkekleri seviyorlar.” derler.

Size önceki derslerde bir kadınla iletişime geçtiğimde yaptığım üç şeyden bahsetmiştim. Bağ kurmak, flört etmek ve meydan okumak. Bu şeyler, yine daha önce bahsettiğim üç iletişim seviyesinde (dil, fizik ve niyet seviyesi) cereyan ederler. Yani sadece gidip robot gibi şimdi bağ kuracağım, şimdi flört edeceğim, şimdi de meydan okuyacağım gibi bir şey değil. Flört edebilmek demek onunla üç iletişim seviyesinde de flört etmek anlamına gelir. Birisiyle aranda bağ kurma, saygı ve çekicilik yaratma gibi şeyler, niyet seviyesinde duygularınızın birbirinize geçmesiyle mümkün hale gelmektedir. Hepinizin başına gelmiştir; daha henüz tanıştığınız biriyle hemen bağ kurarsınız ve sanki onu uzun süredir tanıyormuş gibi hissedersiniz. Çünkü aranızda duygusal bir yoğunluk yaşanmıştır. Bu bağ elbette o kişiyle yaşadığınız sosyal ve organik şartlarda doğal bir şekilde gerçekleşir. Ancak iyi bir baştan çıkarıcı, insanlarla (özellikle kadınlarla) duygusal bağ kurmak için bu şartların gerçekleşmesini beklemez.

Bu yüzden üçüncü ilkemiz Duygusal Etki İlkesi vardır. Kendinizin ve başka bir insanın duygularını ortaya çıkarma ve bu duyguları aranızda paylaşabilme kabiliyetiniz olağanüstü bir yetenektir. Ki bu yeteneğe, kadını güvende hissettirmek ve onu yatağa atmak için sahip olmak zorundasınız. Bir kadının bir erkekle yatmaya karar vermesinin bir sürü saçma sapan sebebi vardır. Ancak bu sebeplerin altında şöyle bir motivasyon yatar. O adam onu cinsel olarak uyarmıştır, o adam ona kendini özel ve biricik hissettirir, bu yüzden o da o adamı özel ve biricik görür ve belli bir seviyede kadınla adam arasında özel bir bağ oluşmuştur. Duygusal bağ kurabilme yeteneğiniz, onun kendini güvende hissettiği ve orada yargılanmadığını bildiği bir yapıya sahiptir.

Bu konuda başarılı olamayan erkeklerin başarısızlığının ve bunu uzun sürelere yaymalarının sebebi, yanlış ve etkisiz iletişim stratejileri uyguluyor olmalarıdır. Bu stratejiye dil seviyesinde, konuşma yönünden bir bakalım. Çoğu erkek, konuşmalarda gereksiz detaylarda boğulur. Erkekler olarak bu konuda kötüyüz. 15 yaşında bir kız çocuğu bu konuda şu an bu odadaki erkeklerden daha yeteneklidir. Muhtemelen benden de. Çünkü kadınlar bunu çok erken yaşlarda öğrenirler. Daha erken yaşlarda sosyal yapıları kavramaya ve manipüle etmeye başlarlar. Bizim gibi birbirlerinin taşaklarına tekme atarak, yüzüne yumruğu geçirerek işleri halletmek yerine, iletişim kurma, bağ kurma, manipüle etme gibi konularda çoktan gelişmiş bir bilgiye sahip olurlar. Erkeklerin çoğu sadece gerçekler ve detaylar üzerinden konuşur. Benim şu an burada yaptığım da budur. Çünkü bu şekilde birbirimizden bilgiler öğreniyoruz. Bilgi öğrenme bakımından bu çok faydalı bir şeydir. Ancak bir kadınla etkileşime girip onu baştan çıkarmaya çalıştığımızda bunlar önemini, etkisini ve faydasını yitirirler. Pickup teknikleri öğrenmemizin sebebi de budur. Şöyle düşünürüz; “Kadınlarla aram iyi değil. Yani ortada bir problem var. O halde bu problemi çözmeliyim. Peki, elimde “bunu derseniz bu olur, böyle yaparsanız şöyle olur” diyen, xyz’leri öğrenip abc adımlarına göre uygularsam problemimi çözeceğini söyleyen teknikler var. Öyleyse bunları uygulamalı ve problemimi çözüme kavuşturmalıyım.”

Maalesef konu kadınlar olduğunda hiçbir şey %100 garanti değildir. Gerçek hayatta her bir kadın bir ötekinden farklıdır. Elbette birtakım davranış kalıpları vardır, tekrarladıkları şeyler vardır. Ancak yine de hepsinde aynı davranışın farklı bir varyasyonunu görürsünüz. Ayrıca senin moduna, onun moduna, aranızdaki vibe’a göre ve diğer başka birtakım faktörlere göre de durum değişebilmektedir. Yani süreç hiçbir zaman doğrusal ve mantıksal ilerlemez.

Evet ne diyorduk, erkeklerin kadınları tanıma ve duygusal bağ kurma stratejileri. Detaylar, detaylar, gerçekler, gerçekler. “Ne iş yapıyorsun? Nerede okudun? Kaç senedir oradasın? Kaç yaşındasın? Sabahları kaçta kalkarsın? İş yerinde kaç kişi çalışıyor? …....” Yaptıkları tek şey bilgi biriktirmek. Şunu bir düşünün; bazen bir kızla kurduğunuz iletişim o kadar harika geçer ki işin sonunda birbirinizin isimlerini bile bilmediğinizi fark edersiniz. Nerelerde çalıştığınızı, nerelerde okuduğunuzu, neler yaptığınızı bilmezsiniz ancak birbirinizden hoşlandığınızı bilirsiniz. İşte gerçek iletişim budur. Tertemiz duygusal bağ budur. Kızın nereli olduğu, nerede çalıştığı, ne yaptığı, kaç kardeşi olduğu vs gibi bilgiler yersizdir ve onun kişiliği hakkında bize hiçbir şey anlatmaz. Bu tür bilgilerin bize, örneğin onun hayattaki temel motivasyonu ne, nasıl bir kişiliği var, onu harekete geçiren şey ne, neyden korkar, hayalleri neler, onu ne heyecanlandırır, ne heyecanını kaçırır gibi şeyler hakkında vereceği bilgi sıfırdır. Halbuki bana onun kim olduğu konusunda bilgiler vermeye başladığı yerler asıl bu konulardır. Aynı şey sizin için de geçerlidir. Duygusal bağ için kızın da sizin kişiliğinizi bilmeye ihtiyacı var. Sizin hakkınızdaki detayları ve gerçekleri değil.

(NOT: Seyircilerden biri Marshall’a “Kızın hayattaki motivasyonu demekle ne kastettiğini soruyor. O da şöyle cevap veriyor: “Onu kişisel olarak motive eden şey nedir demek istiyorum. Çünkü herkes farklı şeylerle motive olur ve sen insanların hayatta yapıp ettikleri şeylerin altında yatan temel motivasyonun ne olduğunu öğrenirsen onları anlarsın. Örneğin kiminin temel motivasyonu dramadır, kiminin kendini ifade etmektir (self-expression), kiminin eğlencedir, kiminin sevilmek ve ihtiyaç duyulmaktır, kiminin maceradır, kiminin romantizmdir vs vs. Ve bu şeyler senin onun için, onun da senin için doğru kişi olup olmadığını öğrenmeni sağlar. Burası önemlidir çünkü bir kadından ne istediğini, nasıl bir kadın istediğini bilmen gerek. Çoğu erkek bunu pek düşünmez (nefes alsın yeterciler). Eğer kendin için nasıl bir kadın aradığının farkında olursan, tanıştığın kadınlarda da bunu ararsın ve öyle bir kişiliğe sahip olup olmadığını merak edersin. Çünkü bu söylediğim şey bir teknik değil. Yani James bana kızın motivasyonunu bulmamı söyledi öyleyse öğreneyim diyeceğin bir şey değil. Bunu gerçekten umursamalısın. Çünkü bu, birbirinizin hayatına girdiğinizde ilişkinizi ve hayatınızı olumlu/olumsuz etkileyebilecek büyük bir konudur. Birbirinizin hayatını berbat etme ihtimaliniz de var.)

(NOt: Başka biri Marshall’a “Bizimle aynı motivasyona sahip kadınları mı aramalıyız?” diye soruyor. O da şöyle cevap veriyor: “Hayır illa aynı motivasyonu bulmanız gerekmiyor. Birbirinizi dengeliyorsanız ve zarar vermiyorsanız farklı motivasyonlara da sahip olabilirsiniz elbette.” diyor.)

Marshall seminere devam ediyor:

Evet devam edelim. Pekala, bağ kurma ve kadını tanıma stratejimiz ne olmalı. Yapacağınız ilk şey bunu gerçekten istemelisiniz. Çünkü kendi tecrübelerime dayanarak söylüyorum; bu işte (baştan çıkarma işinde) gerçekten iyi olan, hayatına bir sürü kadın girip çıkan bir sürü adam tanıdım. Bir iki tanesi hariç, hepsi kadınlara gerçekten meraklı, ilgili ve onlara hayranlık duyan adamlardı. Kadınları gerçekten seviyorlardı. Onları anlamak istiyorlardı. Uzun zamandır bu işin içindeyim ve benim bu işte devam etmemin sebebi de bu. Kadınlar hala gizemini koruyor. Eğer kadınlardan, her şeyde her zaman robot gibi aynı karşılığı alsaydım, bir yerden sonra sıkılır ve bırakırdım. Kadınlar türümüzün diğer yarısı ve bizden faklı düşünüyor, farklı hissediyor ve farklı yaşıyorlar. Onların o feminen varlıklarının derinliklerindeki şeyleri keşfettikçe kendi maskülen varlığımızın derinliklerini de keşfediyoruz. O halde ilk olarak bu merakı büyütmeye ve geliştirmeye bakın. Bu da birinci ilkemiz olan farkındalık (içsel ve dışsal) sayesinde olacak. Öyleyse “Kadınları kazanmak için kadınlara ilgi duymak zorundasınız.”

Peki pratik seviyede neler yapabiliriz, bir de ona bakalım. Tamam, elbette bir kadına örneğin mesleğini sormak (tavsiye etmesem de) sorun değildir. Ancak bu küçük bilgiyi detaylara boğmak yerine daha iyi yerlere yönlendirebiliriz. Peki diyelim ki kadına mesleğini sorduk. Birisi bana bir örnek versin. (seyircilerden birisi “avukat” diyor). Pekala, kızımız bir avukat. Şimdi burada ondan küçük bir bilgi parçası aldık. Bu bilgiyi çeşitli istikametlere yönlendirebiliriz. Aslında yönlendirebileceğimiz dört temel istikamet var:

Birinci İstikamet, Detaylara İnmek:
“Ne avukatısın? Kaç yıldır çalışıyorsun?” vs gibi sorularla bilgiyi detaylara boğduğumuz istikamettir. Bu yöne giderseniz daha ikinci soruda kızla olan bağınız kopmaya başlar. Çünkü kendisi daha önce bu konuşmayı başka erkeklerle de defalarca yaptı. Öyleyse bunu yapmayın.

İkinci istikamet, flört etmek: Flört etmek, özünde RPG (Role-Play Game) oyunu gibidir. Sen erkek tarafı olarak, o da kız tarafı olarak belirli rollere bürünüp oynarsınız. Peki burada kızımız bir avukat. Ben de suçlu rolüne bürünüp onunla oynayabilir, şakalaşabilir ve flört edebilirim.

Üçüncü İstikamet, Meydan Okumak: (Bu konuya dördüncü ilke olan Baskı İlkesinde detaylıca değinilecek.) Eğer meydan okumak istiyorsam, mesela “Mahkemede baskı altında sakin kalabiliyor musun?” ya da “Bu işin stresiyle başa çıkabiliyor musun?” ya da “Adil bir avukat mısın?” gibi kalifiye edici sorularla ona meydan okuyabilirim.
Bir keresinde bana “Müziği gerçekten seviyor musun?” diye soran bir kız olmuştu (Not: James Marshall eski bir yan flütçü). Soruyu bana o kadar ciddi bir niyetle sordu ki, bir an üzerimde bir baskı hissettim ve savunma psikolojisiyle “Yani sadece seviyorum diyemem müzik aslında bana hayatımda bla bla bla...” diye içimi dökmeye başladım. Çünkü bana meydan okumuştu. Birine meydan okumanın arkasındaki niyet şudur: “Sendeki bu şey benim için yeterince iyi değil. Daha fazla neyin var hadi göster bana”dır. Ben bunu kızlara devamlı yapıyorum.

Dördüncü İstikamet, Bağ Kurmak: “Bu mesleği kendin mi seçtin?”, “Mesleğini seviyor musun?”, “Ofis arkadaşlarınla aran nasıl?”, “Mahkeme ortamı sana kendini nasıl hissettiriyor?” gibi sorular sorarak, konuyla olan duygusal ilişkisini öğrenebilirim.
Unutmayın, size örnek olarak verdiğim bu cümleler bağ kurmak için teknik birer araçtır. Önemli olan arkasındaki niyet (bağ kurmak, duygularına ulaşmak) ve ilkedir (Duygusal Etki). Elbette teknikler kullanabilirsiniz. Elbette başkalarından cümleler kopyalayıp kızlara bu cümleleri kurabilirsiniz. Ancak altında yatan ilkeyi ve niyeti anlamak şartıyla. Sadece “Neden?” gibi çok basit bir soru da sorabilirsiniz. “Neden avukatsın?” Bu da ilginç bir sorudur.

Bir kızla konuştuğunuz konuları, belli bir hedefe varmak için atılması gereken sıralı adımlar olarak düşünmeyi bırakmalısınız. Konuştuğunuz konunun bir önemi yoktur. Örneğin burada bu kadar anlattık, cümleler kurduk fakat diyelim ki kıza mesleğini sorduk ama kız işi hakkında konuşmak istemiyor veya konu sıkıcı geliyor. Başka bir konuya geçin. Başladığınız bir konuyu illa bitirmek zorunda değilsiniz. Konu, sizin etkileşiminiz için sadece bir araçtır. Dolayısıyla bu durum bizi spontenlik ve doğaçlama fikrine götürür. Sponten ve doğaçlamacı olmak elbette pratik yapa yapa geliştireceğiniz bir yetenektir. Ancak sıkıcı sorular sormaya, sıkıcı konular konuşmaya başladığınızda orada olmanızın sebebini yani niyetinizi hatırlayın.

Atölye eğitimlerinde bununla çok karşılaşıyoruz. Öğrencilerin kızlarla kurdukları ilk etkileşimlerinde bu hep oluyor. Sıkıcı sorular, sıkıcı konular. Çünkü kızın yanına pickup niyetiyle gidiyorlar yahut da bizden duydukları havalı cümleleri kullanarak havalı konuşmalar yaparak kızı etkileme niyetiyle gidiyorlar. Ve siz bunu görebiliyorsunuz. Kızlar da bunu görüyor. Öğrenci gidiyor, “Bla bla... bir iki soru... bir iki konu...” sonra da “Bir ara bir şeyler yapalım mı? Numaranı versene?” kızın tavrına bakarak şu psikolojiyi rahatlıkla görebiliyorsunuz: “Neden!? Neden numaramı istiyorsun? Kendim hakkında sana doğru düzgün hiçbir şey anlatmadım. Sen de bana kendin hakkında doğru düzgün bir şey anlatmadın. Birbirimizi doğru düzgün tanıyamadık ki.” Ya nazikçe reddediyorlar ya da sahte numaralar veriyorlar. Bu yüzden öğrencilere devamlı geri bildirimde bulunuyor ve onlara bağ kurma pratikleri yaptırıyoruz.

Bağ kurma pratiği yapmaya başlamak ve bunu geliştirmek için size çok basit bir formül vereyim:

Genel-Özel-Kişisel (GÖK Formülü): Genel bir konuyla başlarsınız. Başlatabileceğiniz konular temelde üç kategoridir. Sıkıcı konular, güvenli konular ve riskli konular.

  1. Sıkıcı Konular: Siyaset, hava durumu, iş hayatı, dünya gündemi gibi şeylerdir. Sıkıcıdır.
  1. Güvenli konular: Gezi, film, dizi, kitap, müzik, moda, tatil, aile, arkadaşlar, evcil hayvanlar vs gibi herkesle rahatça konuşabileceğiniz konulardır. Erkeklerin çoğunluğunun oynadığı güvenli alan burasıdır.
  1. Riskli konular: Drama, fanteziler, s*ks, kötü alışkanlıklar, bağımlılıklar, hayaller, korkular, kusurlar gibi psikanalitik konulardır. Bunlar riskli görünür çünkü insanlar bu konular hakkında yabancılarla konuşmazlar. Ancak gel gör ki en derin duygular buralarda yatmaktadır. Ve biz burada duygusal bağ kurmaktan söz ediyoruz. Duygusal etki yaratmak için uyuyan duyguları uyandırmamız gerekiyor. Bunu yapabilmek için bu konulardan herhangi birinin örtüsünü kaldırmak yeterlidir. Erkeklerin (özellikle efendi erkeklerin) boş bıraktığı bir alandır burası. Erkekler bu alana riskli olduğu için girmekten çekinirler. Ben size asıl neyin riskli olduğunu söyleyeyim mi? Sıkıcı konular ve güvenli konular risklidir. Bu konular size çok kısır ve kıt bir s*ks hayatını garanti eder. Asıl riskli olan budur.
Kızla bu tür riskli konuları konuşmanız şunu göstermek içindir: Kimse mükemmel değildir. Kadınlar kusursuz prensesler değildir. Bunları saklamaya gerek yok. Kızla böyle konuları konuşmanız, kızın yabancılarla konuşmak istemediği bu konuları sizinle rahatça ve utanmadan konuşabileceğini ve sizin bu konularda onu yargılamayacağınızı gösterebileceğiniz bir alan yaratır ve kızın sizin yanınızda rahatça duygularını açabilmesini sağlar. Ve bu işte iyi olmaya başladığınızda sadece birkaç dakika içinde bir kızla, daha önce kimseyle (çok yakın arkadaşları ve uzun süre birlikte olduğu erkek arkadaşı hariç) kuramadığı yoğun duygusal bir bağ yaratabilir hale gelirsiniz.

Ve asıl meselemiz, sadece bu soruları sormak değil, cevapları çok iyi dinlemektir! Bu tür sorular sorduğumda kızın gözlerinin içine bakıyorum ve ona şu niyeti çok net bir şekilde yansıtıyorum: “Seni dinliyorum! Bana kendini açmaktan utanma. Ve ne söylersen söyle seni asla yargılamayacağım!” Çünkü insanlar gerçekten dinlendiklerini hissettiklerinde kendilerini özel ve karşıdaki kişiye bağlanmış hissederler.

Evet, basit formüle dönelim. Genel bir konuyla başlarsın ve genel bir soru sorarsın. Güvenli konulardan bir tane soralım, mesela “Hangi tür müzikten hoşlanırsın?” dedik. Diyelim ki “Gangsta Rap” dedi. Bu genel bilgiden özel bilgiye geçmem gerekebilir. Çoğunlukla gerekmez ama burada gerekti diyelim ve ona “En sevdiğin Hiphop sanatçısı kim?” diye soralım. O da “Ol' Dirty Bastard” dedi. Tamam bilmem gereken bütün bilgi bu. Daha fazlasına ihtiyacım yok. Buna dikkat edin çünkü diyelim ki ikiniz de hiphop’tan ve hatta ikiniz de aynı hiphopçıdan hoşlanıyorsunuzdur ve sen “A! Ne güzel. Ortak ilgi alanlarımız var.” diye sevinirsin ve bu konuyu sürdürmeye çalışırsın. Bu konuyu isterseniz bir saat konuşun bu seni ona yakınlaştırmaz. Sadece ortak ilgi alanlarınız olduğu anlamına gelir. Bu kadar. Bunu yapmamaya dikkat edin.

Evet ne dedik Genel bilgiden girdik (Hangi tür müzikten hoşlanırsın), özel bilgiye geçtik (En sevdiğin Hiphop sanatçısı kim), buradan kişisel bilgiye geçeriz. Kişisele geçmemizin ardındaki niyet, eğer varsa kızın konuyla ilgili kişisel ilişkisinin ne olduğunu bulmak. “Onu sana sevdiren ne?” ya da “Biraz agresif görünüyor. Sen de agresif bir insan mısın?” ya da “Onların yaşadığı hayat tarzlarını seviyor musun? Sana kendini nasıl hissettiriyor?” Gördüğünüz gibi bu soruların asıl amacı kızın bu hiphop artist ile kişisel ilişkisini ve kişisel deneyimlerini bulmak. İşte ancak buradan sonra onun kim olduğu hakkında bir şeyler öğrenmeye başlarız. Ve o da bunu fark eder. “Bu adam konuştuğumuz konuyla değil, benimle ilgileniyor” der. Konunuz duygusal şarja müsait bir konu değilse atın çöpe başka konuya geçin. Konunun ne olduğu önemli değil, önemli olan konunun onun duygusal ve kişisel alanına girebileceğimiz bir konu olması. Hayati noktayı kaçırmayın. Önemli olan konuştuğunuz konu değil, kızın konuyla olan kişisel bağı!

Evet GÖK formülü kızın duygularına girebilmek ve onu tanımak için kullanabileceğiniz güzel bir formül. Ancak kızın da sizi tanımaya ihtiyacı var. Bunun için de GÖK-B formülünü kullanacağız. Çünkü sadece onun hakkında konuşup, konuşmanın sonunda “Bu akşam müsaitsen bir yerlerde kahve falan içelim mi?” dediğimizde kız şunu düşünebilir; “Tamam bu çocuk benimle ilgileniyor, aramızda güzel bir iletişim gerçekleşti ama ben onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Kim bu çocuk?” Kızın da sizi tanımaya ihtiyacı var. GÖK-B formülü basitçe şudur. Genel-Özel-Kişisel sorularla kızın konuyla alakalı kişisel bağını bulduktan sonra bizim de konuyla alakalı kişisel duygu ve bağımızı kızla paylaşmak. Biz de konuya kızla beraber kişisel ve duygusal anlamda iştirak etmezsek bağ kurma gerçekleşmeyecektir.

Peki diyelim ki GÖK formülüyle avukat kızımızın neden avukat olduğuna dair temel motivasyonunu bulduk. Avukat olmuş çünkü dünyayı değiştirmek istiyor ve insanlar arasında fikirlerin tartışılmasından ve sürtüşmeden zevk alıyor. Burada benim yapacağım şey onun bu kişisel özelliğiyle bağ kurmak ve kendimle ilişkilendirmek. İlla kızla hemfikir olmak ve aynı hissetmek zorunda değiliz. Sadece kızın bu düşüncesiyle yakın bir ilişki kurabilmeye ihtiyacım var. “İlginç. Dünyaya bu gözle bakmamıştım. Ben sorunları çözmek için tartışma ve çekişme yerine daha çok dinleme yolunu seviyorum.” gibi bir cümle kurabiliriz. Yani illa kıza katılmak zorunda değilsiniz, kontrast da yaratabilirsiniz. Ya da sadece ilişki kurabilirsiniz. “Ben avukat değilim ama ailevi sorunları ya da arkadaşlar arasında çıkan sorunları çözmekte iyi bir tartışmacı olmak çok işe yarayabiliyor. Benim de buna ihtiyacım var.” gibi bir şey de söyleyip bununla duygusal seviyede ilişki kurabiliriz. Bunu yapmaya başladığınızda insanlarla bağ kurma yeteneğinizi geliştirmeye başlayacaksınız.

Bu işlere ilk başladığımda bugün X nesli dediğimiz hippi (hipster tayfa) kızlarla aram çok iyiydi. Çünkü bir müzik grubumuz vardı, onların dilinden anlıyordum, aynı ilgi alanlarına sahiptik. Bu yüzden müzik grubumuzun dağılmasından çok korkuyordum çünkü grup dağılırsa bir daha kız bulamayacağımı düşünüyordum. Çünkü o takıldığım kızların benimle müzik grubum olduğu için ve aynı ilgi alanlarına sahip olduğumuz için takıldıklarını düşünüyordum. Aslında onların benimle ilgilenmesinin sebebi, dillerini anlıyor ve kolaylıkla bağ kurabiliyor olmamdı. Bir noktadan sonra bunu fark etmeye başladığımda bu niyet üzerine eğildim. Benden tamamen ayrı dünyalarda yaşayan kızlarla nasıl bağ kuracağımı bulmaya çalıştım. Ve sonunda buldum da. Aynı ilgi alanlarına sahip olmak zorunda değilsiniz. Çünkü genel olarak baktığınızda insan motivasyonları oldukça evrenseldir. Herkes müzikten etkilenir, herkes ölümden korkar, herkes hayatlarından memnun olmak ister, herkes sevilmek ister, herkes gelişmek ve hayatlarında neler olup bittiğini anlamak ister. Evrensel motivasyonlar sayesinde istediğiniz her insanla bağ kurabilirsiniz. Ve size anlattığım bu formülü kullanmak, bu işe başlamak için basit ve etkili bir yol.

Bir konu açın, motivasyonunu ya da konu hakkındaki hislerini bulun, kontrast yaratarak ya da kendi kişiliğinizle ilişkilendirerek bağ kurun. Bu şekilde insanları anlamaya ve bağ kurmaya başladıkça onlar da sizinle ilgilenecek, bağ kuracak, saygı duyacak ve elbette size çekilecekler. Bu kadar.


4) BASKI (PRESSURE AND RELEASE) İLKESİ

Dördüncü ilke, kadınları kazanmada işe yarayacağı düşünülen bazı davranışların neden işe yaramadığını, yaramayacağı düşünülen bazı davranışların da neden işe yaradığını açıklayan çok güzel bir örnektir. Bu ilke, birine duygusal olarak baskı uygulama ve daha sonra bu baskıyı üzerinden kaldırıp rahatlatma fikri üzerine kuruludur.

Efendi erkeğin (Nice Guy), hayatında istediği şeyleri elde etmek için kullandığı temel bir stratejisi vardır: HEP İYİ OLMAK! Uyum sağlamak, kızın her fikrine katılmak, hoş davranmak, hep veren taraf olmak, hep dinleyen taraf olmak, hep ilgilenen taraf olmak gibi yönleri kapsar. Efendi erkek, kazanmak istediği bir kadınla tanıştığında şöyle düşünür: “Onu memnun edecek ne varsa yapmalıyım.” Eğer bu konuda biraz tecrübe edindiyseniz anlamışsınızdır ki bu strateji beyhude, zaman kaybı ve çoğunlukla işe yaramayan bir stratejidir. İşe yarasa bile bu zafer sefil bir zaferdir.

Böyle bir etkileşimde kız hiçbir şey yapmak zorunda değildir. Bütün yükü sen sırtlanırsın. Ona enerjini harcarsın, tavsiyeler verirsin, paranı verirsin, arkadaşlık verirsin, üzüldüğünde gelir omzunda ağlar vs. Bu kadar şey verdikten sonra bir gün onu öpmeye çalıştığında “Naaptıını sanıyosun biz arkadaşıız!?” cevabını alırsın. Ve öfke patlaması yaşarsın. Tıpkı kriz geçirip ofisindeki herkesi silahla tarayan kibar beyaz yakalıya dönersin.

Bu stratejinin işe yaramamasının sebebine gelelim. Birçok sebebi var ancak dördüncü ilkeyle ilişkili olarak şudur: Efendi erkek bir kadınla etkileşime girdiğinde sürekli olarak kadının üzerindeki baskıyı kaldırmaya çalışır. Ona asla zorluk çıkarmaz.

Örneğin: Kız konuşurken devamlı kafa sallar (onaylar), devamlı gülümser, dünyanın en saçma esprisini bile yapsa devamlı güler hatta gülmemesi gereken şeylerde bile güler, oturaklı davranamaz, kızın her fikrini onaylar, kızın her moduna uyum sağlar, çok fazla göz teması kurmaz (niyetini gizliyor çünkü ibne), uzun süreli fiziksel temaslarda bulunmaz. Yapıp ettiklerinin hepsi kızın üzerindeki baskıyı hafifletir ve işleri onun için kolaylaştırır.

Baskı nedir? Baskı, içinde acilen bir şeyler yapmak zorunda hissettiğin bir beklenti hissidir. Bazen öğrencilere gidip bir anda “Üçüncü ilke nedir? Açıkla!” diyorum. Kendilerini birden baskı altında hissediyorlar ve üzerlerindeki bu baskıyı hemen hafifletmiyorum, bir süre tutuyorum. Öğrencilere bunu, güç delisi bir egomanyak olduğum için yapmıyorum. Yapıyorum çünkü öğretmen olarak benim görevim, öğrettiklerimi anladıklarından emin olmak.

Eğer kadınlar konusunda iyi olmak istiyorsanız, onların üzerine baskı uygulamayı öğrenmeniz gerekiyor. Onları rahatsız hissettirmelisiniz. Onlara meydan okumalısınız. Çünkü birine baskı uyguladığınızda o kişi aniden içinde birtakım duygular hissetmeye başlar.

Kızın üzerindeki baskıyı kaldıran davranışların neler olduğuna yukarıda değindik. Bir de baskı yaratan davranışlar neler onlara bakalım:

İlk ve en basit olanı, sessizlik ve göz temasıdır. Erkeklerin çoğu bir kadınla birlikteyken çok hızlı ve çok fazla konuşurlar. Sessizlikten kaçarlar. Öyleyse yapacağın şey basit; sessizliğe izin ver ve göz teması kur. Özellikle bir soru sorduktan sonra. Kıza soruyorum “Nelerden hoşlanırsın” kız “alışveriş yapmaktan.” Bir iki saniye duyarsızca gözünün içine bakıyorum. Kızın bir anda kafası karışıyor ve söylediği şeyi sorgulamaya başlıyor. Düşündüğü şey şu: “Noluyo yaa?! Yanlış bir şey mi söyledim acaba? Düzeltmeli miyim? Ben güzel bir kızım böyle şeylerle uğraşmamam gerekir!” Bundan sonra gevelemeye başlıyor.

Not: Bu sırada seyircilerden biri “Bu bir tür Neg gibi bir şey mi?” diye soruyor ve Marshall şöyle cevaplıyor: “Hayır. Neg’in tam tersi bir etkiye sahip. Neg’in amacı kızın senden yüksek olan özgüvenini yıkıp senin boktan seviyene indirmek. Bu ne saçma bir hareket! İşe yarasa bile (ki yarayabilir) kim böyle bir zaferden mutlu olur? Baskı ilkesi bunun tersi bir etkiye sahip.

Size bir örnek vereyim:

Erkek: En başarılı olduğun konu ne?

Kız: Matematik.

Burada sessizlik ve göz temasından kaçıp hemen kızın üzerindeki baskıyı kaldırmak için “Sen benim aradığım kızsın. Hem güzelsin, hem de zeki. Bu çok güzel.” dersem, onu hemen ödüllendirmiş olurum. Duygusal şarj fırsatını kaçırırım. Fakat bunun yerine üzerine baskı uygular ve durumu onun için biraz zorlaştırırsam:

Erkek: En başarılı olduğun konu ne?

Kız: Matematik.

Erkek: [Bir-iki saniye sessizlik + duyarsız göz teması] Gerçekten mi? Hiç matematikçi gibi görünmüyorsun?

Kız bir anda suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışan biri gibi kendi beyanını savunmaya başlar. Çünkü böyle bir durumda kaldığında (baskı uyguladığımda) yapabileceği iki şey var. Ya kaçmak ya da benim istediğimi yapmak. Ve benim istediğimi yaptığında onu ödüllendiriyorum. “Sen benim aradığım kızsın. Hem güzelsin, hem de zeki. Bu çok güzel.” ve bununla üzerindeki baskıyı kaldırıyorum. Burada yaptığım şey kızın özgüvenini düşürmek değil yükseğe çıkarmak. Ve çıktığı yükseklikte ben varım. Çünkü o, beklentileri ve standartları olan bir adam tarafından onaylanıyor. Bir kızdan güzellikten daha fazlasını beklerseniz size güzellikten daha fazlasını vermeye ve senin beklentini karşılamaya çalışır.

Bu konuda her zaman öğrettiğim basit bir formül var. Soru sor-meydan oku-ödüllendir (SMÖ). Kıza kalifiye edici (yani beklenen niteliklere sahip olup olmadığına dair) bir soru sorarım. Eğer soruma yeterli ve güzel bir cevap vermezse (ki kızlar kalifiye edici soruların baskısından kaçmak için genelde kısa cevaplar veriyorlar), bu cevaplara karşı benim yansıttığım genel his “Yeterli değil!” oluyor. Ve ek bilgi isteyerek meydan okuyorum. “Neden?, Nasıl Yani? Ne demek istiyorsun? Şunu biraz daha anlatsana.” vs. Meydan okuma dozunu kızın küstahlık seviyesine göre ayarlıyorum. Utangaç, nazik bir kıza yumuşak meydan okumalar yapıyorum. Ama bazen küstah ve arsız kızlar da gelir ve sorunu küstahça geçiştirirler. Onlara daha sertçe meydan okuyorum “Benimle kafa bulma. Ciddi ol. Ne demek istiyorsun?” vs. Ve meydan okumama dürüstçe karşılık verdiklerinde onları mutlaka ödüllendiriyorum. Ödüllendirmeyi sakın unutmayın. Her baskı, zamanı geldiğinde mutlaka sonlandırılmalıdır. Dikkat edin, insanı tatmin eden her bir şey, çözüme kavuşan bir baskıdan gelir. Her şey! Sıçmak, acıkıp yemek yemek, kısaca sende baskı oluşturan ve sonunda rahatlatıcı bir çözüme ulaşan her şey seni tatmin eder. Devamlı baskı yaşamak da, devamlı rahat yaşamak da doğru değildir.

Ve meydan okumayı tekrar tekrar yapmak zorunda değilsiniz. Özellikle ilk tanışmada ben sadece bir kere uyguluyorum. Bağ kur (motivasyonunu bul), meydan oku, flört et. Yeterli. Bunu yapmamın sebebi kıza şunu göstermek: Benim standartlarım var, bu benim için önemli!

Bu ilke kızla erkek arasındaki güç dinamiklerini tamamen değiştiren bir özelliğe sahip. “Lütfen bana biraz zamanını ayır. Sana kendimi kanıtlamama izin ver. Sahip olduğum nitelikleri sana göstermeme izin ver. Nolur bana biraz s*ks ver.” tavrıyla dilenen bir adam olmak var; “Tamam. Benim standartlarım var. Sen güzel bir kızsın. Ama ben bundan daha fazlasını bekliyorum. Sana biraz zamanımı ayıracağım ve bana güzellikten başka nelerin var göstermene izin vereceğim. Bana kendini kanıtlarsan seni kendimle ödüllendiririm. İstemiyorsan seninle vakit kaybedecek değilim. Seçeneklerim bol.” tavrıyla yaklaşan bir adam olmak var. Baskı uygulamalı ve elbette uygun zamanda baskıyı kaldırmalısın. Sessizlikten kaçma, gözlerinin içine bakmaktan kaçma, meydan okumaktan kaçma, kızın her şeyini onaylama, sana kendini kanıtlamaya çalışmasını sağla, senin için bir şeyler yapmak zorunda hissetmesini sağla. Bütün bu şeyler sana insan üstü bir yükseklikten bakan kıza şunu hatırlatır: “İkimiz de insanız ve eşitiz. Birbirimize eşit derecede yatırım yapalım. Çünkü hayatımda böyle kadınların olmasını bekliyorum. Bana beklediğimi verirsen, ben de sana beklediğini vermek için elimden geleni yaparım. Eğer yapmazsan, ben hayatımda, kendini prenses sanan kızları istemiyorum. Bu saçmalıkla kaybedecek zamanım yok.

Not: James “Bu ilke konusunda kafanızda soru işaretleri kaldıysa sorabilirsiniz.” diyor ve seyircilerden biri “Sessizlik, göz kontağı ve meydan okuma baskı yaratır dediniz. Bunun dışında vereceğiniz başka örnek var mı?” diye soruyor ve James cevaplıyor:

Daha önceki derslerde birisiyle kurabileceğimiz üç iletişim seviyesinden bahsetmiştik. Niyet seviyesi, Fiziksel seviye ve dilsel seviye. Baskı ilkesi bu üçünde de işler.

Niyet seviyesinde kızla göz teması kurmak ve niyetini yansıtmak baskı yaratır. Çünkü göz teması sadece bakmak demek değil. Düşün-hisset-yansıt. Ve göz temasını çok uzun tutmamaya çalış çünkü unutma her baskı zamanı geldiğinde kaldırılmalıdır ki tatminlik yaratsın. Örneğin cinsel niyetini yansıtarak kızla göz teması kurmak cinsel tansiyonu yaratır. Bu bir yere kadar iyidir ancak fazla uzatırsan garip ve korkutucu olmaya başlarsın.

Fiziksel seviyede neler var: Fiziksel temas vardır. Fiziksel temaslar üç gruba ayrılır:

Sosyal temas: Sosyal çevrendeki kişilere dokunuş tarzındır. El sıkışmak, elini arkadaşının omzuna koymak, sırtına dokunmak vs. Bunların hiçbiri kişide baskı oluşturmaz. Tam tersine baskıyı hafifletir ve rahatlatır.

Duyusal temas: Tesadüfen olmuş gibi görünen temaslardır ve baskı yaratır. Kızlar bunu devamlı yaparlar ve bu konuda uzmandırlar. Örneğin göğüslerini bir şekilde size dokundurması, yanınızdan kalkarken elini dizinize dayaması, üzerinizdeki bir şeyi göstererek dokunması, yürürken ellerinizin birbirine sürtmesi, ya da kalçasını dokundurması vs gibi. Bilerek mi oldu tesadüfen mi oldu tam olarak anlaşılmaz dolayısıyla baskı yaratır.

Cinsel temas: Not: Arkadaşlar cinsel teması anlatmadı. Unuttu herhalde bilmiyorum. Buradan devam ediyor:

İşte bu yüzden kızlar için ilk öpücük bu kadar önemli. Bir kızı öpmeden önce hele ki bu ilk öpücükse sakın öpücükten bahsetmeyin. Eğer bunu yaparsanız bütün tansiyonu öldürürsünüz ve öpücüğün hiçbir değeri kalmaz, sonuçta batırırsınız. Çünkü öpüşmek özünde ağızların birbirine değmesinden başka bir şey değildir. Bunu değerli kılan şey, tansiyon, heyecan ve beklenti, yani kısaca baskı hissidir.

Dilsel seviyede de az önce anlattığım gibi kalifikatif (nitelikli) sorularınız baskı yaratır. (SMÖ formülü)

Baskı İlkesi Geliştirme Ödevleri:

Dördüncü haftaya hoş geldiniz. Bu haftaki temamız baskıdır. Baskı uygulamayı öğrenebilmeniz için önce baskı altında kalabilmeyi öğrenmeniz gerekiyor. Baskı ilkesi baştan çıkarmada cinsel tansiyonun motorudur. Bunu beceremediğiniz takdirde cinsel tansiyon yaratamazsınız. Bu yüzden baskı ilkesi önsevişme gibidir. Her seviyede mikro baskılar ve mikro rahatlamalarla küçük orgazmlar yaratırsınız. Nihai rahatlama ise gerçek orgazmdır. Bu da devamlı şişen en büyük baskı balonunun patlayıp rahatladığı andır.

Evet görevlere gelelim:

  1. Baskı Dökümü: Günlük hayatınızda yaptığınızda baskı altında hissettiğiniz şeylerin bir dökümünü çıkarın. Örneğin bir grup insanla asansörde durmak size garip mi geliyor. “Asansörde insanlarla sessiz sessiz beklemek bende baskı hissi oluşturuyor” diye not edin.
  1. Baskının İçinde Bekle (Sit on the pressure): Dökümünü çıkardığınız baskı anlarıyla tekrar karşılaştığınızda neler hissettiğinizi, vücudunuzda neler olduğunu gözlemleyin (meditasyon). Çünkü baskı hissi şişen bir balona benzer. Şişer şişer ve pik noktasına geldiğinde daha fazla dayanamayacağınızı düşündüğünüz bir an gelir. O an geldiğinde BEKLEYİN. Balonun patladığını ve artık baskı hissetmediğinizi göreceksiniz. Bu sizin konfor alanınızı genişletecek.
  1. Ezik Gece (Solo Night): Bu hafta herhangi bir akşam dışarı yalnız çıkın. Her nereye gidecekseniz tek başınıza gidin. Yalnız takılın. Özellikle çiftlerin bol olduğu, kendinizi yalnız hissedeceğiniz mekanları seçin. Mekana girin, telefonunuzu sessize alın (hatta mümkünse yanınıza almayın). Köşe yerleri seçmeyin. Özellikle insanların etrafınızı çevrelediği orta bölgeleri seçin. Minimum 40 dakika orada yalnız yalnız oturun.
  1. Sahne Meditasyonu (Do nothing): İnsanların bol olduğu meydanlık bir yerin ortasına geçin. Ayakta durun, gözlerinizi kapatın ve hiçbir şey yapmayın. Bekleyebildiğiniz kadar bekleyin.
Bu görevlerin hepsi sizi bu konuda ustalaştırmak için. Baskı altında bekleyebilmeyi öğrenirseniz baskı uygulamayı da becerebilir hale geleceksiniz.


Arkadaşlar son ilke Kararlılık (tetiği çekme) İlkesi. Seminerlerin altyazısı bulunmadığı için dinleyerek çeviriyorum ve baya uğraştırıyor. Ancak merak etmeyin son ilkeyi ve görevlerini de ekleyeceğim.
 
Son düzenleme:

Gümüş

Üye
Katılım
12 Ekim 2019
Mesajlar
19
Yaş
27
Şehir
İstanbul
Son paragrafı okumayı unutmayın. Devamı gelecek. Bütün yazı bunun beş katı uzunluğunda. Yavaş çeviriyorum.
 

Tyler

Üye
Katılım
11 Ağustos 2018
Mesajlar
959
Yaş
19
Şehir
İstanbul
Çok teşekkürler dostum, bu etkili yazı için.
Emeğine sağlık !
 

Mr.Alfa

Üye
Katılım
4 Temmuz 2019
Mesajlar
26
Yaş
18
Şehir
İstanbul
Arkadaşlar selam.

James Marshall'ın 5 İlke eğitim serisini edindim ve izlerken notlar alıyorum. Burada da paylaşmaya karar verdim. Eğitimler tamamen İngilizce ve altyazıları dahi yok. Yani dinleyerek Türkçe'ye çeviriyorum ve baya uğraştırıyor. O yüzden notları parça parça yükleyeceğim.

James Marshall dünyada doğal oyun konusunda en çok sözü dinlenen adam ve onun fikirlerini burada paylaşmak güzel olacaktır diye düşünüyorum. Kısaca tanıtırsam bu adam şu an 40+ yaşında ve gençliğinden beri kadınlar konusunda başarılı olan adamları gözlemlemiş ve onların bu başarısının kaynağında 5 temel ilkenin yattığını keşfetmiş ve bu 5 ilke üzerine hem teorik hem de pratik eğitimler ve atölyeler veren birisi.

Buradan itibaren notlar başlıyor ve Marshall diyor ki:

Kadınları baştan çıkarma konusunda etkili olan bütün erkekler bugün size anlatacağım beş şeye sahiptirler. Onlar, bu ilkeleri özümsemiştir. Bu ilkeler, baştan çıkarma konusunda en etkilileri ve evrensel olarak en uygulanabilir olanlarıdır. Herkesin baştan çıkarma yolu farklıdır ancak hepsinin kaynağında bu ilkeler akmaktadır. Bu ilkeleri özümseyerek kendi kişiliğinize göre uygulayabilirsiniz. Başlayalım.

1) FARKINDALIK (AWARENESS) İLKESİ

Bir kadınla gidip konuşmadan önce ya da etkileşim halindeyken onu etkilemek için anlamanız gereken ilk ve birinci ilke farkındalık ilkesidir. İnsanların çoğu hiçbir şeylerinin farkında değildir. Postürlerinin (duruşlarının), nefes alıp verişlerinin, insanlarla konuşurken kurdukları fiziksel mesafelerinin (çok yakın ya da çok uzak durmak), seslerinin tonunun-volümünün, kişisel hijyenlerinin, stillerinin ve diğer başka şeylerinin!

Farkındalığı iki türe ayırıyorum. İçsel Farkındalık ve Dışsal Farkındalık.

1. İçsel Farkındalık: Bütün meditasyon sistemlerinin temelde iki amacı vardır; farkındalık (awareness) ve tepkisizlik (unreactivity). Bana gelen soruların çoğu “James sokakta kadınlara yaklaşırken ve etkileşim halindeyken nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun?” oluyor. Cevabım meditasyon. Çünkü bu bana günlük hayatta sürekli geçmişle ve gelecekle ilgili şeylerle meşgul olan kafamdan çıkma yeteneğini veriyor. Meditasyon, genel sanının aksine yoga minderinde lotus pozisyonunda oturup uzun süreler beklemek değildir. Günlük hayatta kullanılabilen, oldukça pratik ve etkili bir araçtır.

Bir kadınla, özellikle güzel bir kadınla etkileşime girmeden önce ya da etkileşim halinde kafanız bir türlü susmak bilmez, aklınıza bir sürü düşünceler gelir ki bu düşüncelerin çoğu olumsuz ve korkunç şeylerdir. Ya beni beğenmezse, ya suratıma tokadı yapıştırırsa, ya polisi ararsa, ya sapık var diye çığlık atar da erkek arkadaşı ya da etraftakiler gelip beni beyzbol sopasıyla döverse, ya hata yaparsam, ya ne diyeceğimi bilemezsem, keşke bunu demeseydim, bir sonraki cümlem ne olacak, konuşma kötü gidiyor numarasını istemesem mi acaba vs vs vs. Bunların hepsi geçmişe ve geleceğe dair şeylerdir ve şu anın, şimdinin realitesiyle hiçbir ilgileri yoktur. Ancak gel gör ki zihin devamlı bunları düşünür hatta zihin bunları düşündüğünü de düşünür ve işi katmer katmer karmaşıklaştırır. En kötüsü de siz kafanızda bu zihinsel kavgayla cebelleşirken o anda önünüzde duran kadının tepkilerinin, hislerinin, tavırlarının ve size gönderdiği olumlu veya olumsuz sinyallerin farkında olamazsınız.

Sokakta gördüğünüz bir yabancıyla özellikle de güzel bir kadınla tanışmanız konfor alanınızdan çıkmanızı gerektirir. Konfor alanından çıktığınızda da bilinçaltınız bu durumu bir tehlike olarak algılar ve zihin korku senaryoları üretmeye başlar (çünkü sizi korumak ister). Özel kuvvetlerde askerlik yapan adamlarla çalıştım. Özel kuvvet ne demek biliyorsunuz. Bu adamlar düşman bölgesine girip çatışan ve insan öldüren ve öldürülme tehlikesiyle yüz yüze gelen adamlar. Ve bu adamlar konu kadınlara yaklaşmaya ve onlarla konuşmaya gelince ödleri patlıyordu. Günlük hayatta karşılaştığımız bir başka korkunç tehlike de trafiktir. Tonlarca ağırlığındaki demir yığınlarının arasından her gün geçmemize ve her gün kaza haberleri görmemize rağmen bunu neredeyse hiç sorun etmeyiz ve geçmeye devam ederiz. Ancak konu kadınlara yaklaşmaya gelince kitlenip kalıyoruz. Peki sizce tanımadığınız bir kadına yaklaştığınızda en kötü ne olabilir? Kendim, koçlarım ve öğrencilerim bugüne kadar binlerce kadına yaklaştık ve en kötü senaryonun ne olacağını tespit edecek kadar tecrübemiz oldu. Size en kötü senaryonun ne olduğunu söyleyeyim. Kızın “Defol git başımdan” deyip yoluna devam etmesi. Ki bu durum da gerçekten küstah bir kıza denk gelirseniz olacak olan şeydir. Bundan daha kötü bir durum yaşamadık. Aslına bakarsanız bundan daha kötüsü kızın sizi görmezden gelmesi ve yoluna devam etmesidir. Çünkü siz onlardan korkuyorsunuz ancak onlar sizden daha fazla korkuyorlar. O halde olasılıkları tartalım; En kötü senaryo: “Defol git başımdan!” ya da görülmemek, en iyi senaryo: Arzuladığınız bir kadınla arzuladığınız türde bir ilişki!
Bu işin çözümü için sizi kandıran kafanızdan çıkmayı öğrenmeniz gerekiyor. Kafanızdan çıkabilmenin tek yolu ise bedeninize girmektir. Bedeninize girmek demek, beş duyunuzdan herhangi birini, birden fazlasını ya da yapabiliyorsanız beşini birden şimdinin aktif farkındalığına getirmek demektir. Size pratik bir örnek sunayım:

İşitme Duyusu Meditasyonu: 10 dakika boyunca gözlerinizi kapatın ve bütün farkındalığınızı etrafınızdaki seslere odaklayın. Bu on dakika boyunca aşırı düşünen kafanızdan çıkıp bedeninize (duyularınız vasıtasıyla) girerek etrafınızdaki sesleri dinleyin ve bütün dikkatinizi onlara verin. Bunu yaparken zihniniz araya girmeye çalışacak, sesleri analiz etmeye başlayacak, seslerden anlam çıkarmaya çalışacak. Bunlar olduğunda tepki göstermeyin (unutmayın meditasyonun amacı farkındalık ve tepkisizlikti) ve sakince geri dönün ve sesleri sadece dinleyin. Unutmayın bu meditasyondaki amaç etrafınızda hangi sesler olduğunu öğrenmek değil, onları sadece dinlemek ve sadece işitme duyunuzu deneyimlemek yani bedeninizde kalmak. İsterseniz farkındalığınızı sesten sese taşıyabilirsiniz.

Bu meditasyonu diğer duyularınıza (görme, koklama, dokunma, tatma) da uygulayabilirsiniz.

Not: Arkadaşlar James Marshall’ın Marshall Meditation System adında 6 haftalık bir eğitim serisi var ve tamamen bu farkındalık üzerine pratik eğitimlere odaklanıyor. İleride belki onunla ilgili bir şeyler de paylaşırım.

(bu küçük egzersizden sonra Marshall konuşmaya devam ediyor)

Bu gösterdiğim küçük bir parça meditasyondu. Bunu günlük olarak yaptığınızda duyusal olarak daha hassas/duyarlı hale gelecek, zihninizin vızıltıları azalacak, daha sakinleşecek ve hem içsel olarak (bedeninizde) neler olduğunun hem de dışsal olarak (etrafınızda) neler olduğunun farkında olacaksınız. Ki bu kabiliyet size kendinizi ve diğer insanları okuma ve kendinizle ve onlarla o anda bağ kurma yeteneğini bahşedecek.

İçsel farkındalığınızı (ve tepkisizliğinizi) güçlendirmezseniz kadından gelen olumlu (ili vs) veya olumsuz (shit test vs) her geribildirimde kontrolünüzü kaybedip aşırı tepkiler verirsiniz. Baştan çıkarmada iyi olan erkekler tepkili (reactive) karşılıklar değil duyarlı (responsive) karşılıklar verirler.

İçsel Farkındalık Geliştirme Ödevleri:

1. Mutfak Zen’i: Günlük hayatta evinizde devamlı olarak yaptığınız, yaparken çok fazla düşünmediğiniz işleri; mesela bardağa su/çay vs doldurup içmek, yemek yemek, tuvalete gitmek, banyo yapmak, evde yürümek vs gibi işleri bir düşünün. Bu tür işleri genelde otomatik olarak yaparsınız ve üzerine çok fazla düşünmezsiniz. Bunlara kısaca günlük rutinleriniz diyelim. Bu günlük rutinleriniz içsel farkındalık meditasyonu yapmak için mükemmel zamanlardır. Günlük herhangi bir rutini uygularken bedeninizin hangi parçasını o işte kullanıyorsanız onlar üzerine farkındalık meditasyonu yapabilirsiniz. Örneğin yemek yiyorsanız elleriniz ve ağzınız vasıtasıyla aslında dokunma ve tatma duyunuzu aktif bir şekilde kullanıyorsunuz demektir. Bu duyularınız üzerine meditasyon yapabilirsiniz. Ya da evinizde herhangi bir şeyi yapmaya giderken yürüme esnasında ayaklarınızın altının zeminle temas ettiği anlarda veya öylesine otururken yahut uzanırken postürünüzün ne tur durumda olduğuna dair yahut da oda sıcaklığını teninizde hissetmeye dair meditasyonlar yapabilirsiniz. Bu meditasyonları siz kendi durumunuza göre geliştirebilirsiniz. (31 çekerken de yapın erken boşalmayı önler)

2. Mobil Meditasyon: Günlük hayatımızda kendimizi herhangi bir şeyi beklerken bulduğumuz her durumda hemen mobil telefonumuza sarılıyoruz ve çoğunlukla da hiçbirimiz o telefonla gerçekten önemli bir şey yapmıyoruz. Özellikle de etrafımızda insanların olduğu ortamlarda ve baskı altında hissedip ne yapacağımızı bilemediğimiz durumlarda bunu çok yaparız. Bu anlar da meditasyon için mükemmel anlardır. O halde, gerekmediği halde telefonunuza uzanmak gereği hissettiğiniz her durumu aklınıza bir tetikleyici olarak yerleştirin ve bu durumlarda telefonunuza uzanmak yerine meditasyon yapabilirsiniz. Bu tür durumlarda etrafınızda çok fazla şeyler cereyan ettiği için farkındalığınızı kaybetmeniz yüksek bir ihtimaldir. Farkındalığınızı kaybettiğinizi fark ettiğiniz anlarda öfkelenmeyip (tepkisizlik) sakince şimdiye geri dönmeniz çok önemlidir. Çünkü günlük hayatta hem olumlu hem de olumsuz anlamda kontrolünüzü kaybettiğiniz ve kontrolsüz tepkiler verdiğiniz anlar fazlasıyla mevcuttur. Mobil meditasyon, kontrolünüzü kaybettiğiniz durumlarda hemen bunu fark edip sakinliğinize geri dönmenizde çok yardımcı olacak bir araçtır.

3. Duyu Odağı: Bu da Mutfak Zen’ine benzer bir uygulamadır ancak bunu dışarda yapacağız. Beş duyumuzdan bir tanesini seçeceğiz ve onun üzerine meditasyon yapacağız. Sadece kuş ya da araba seslerine odaklanmak, sadece rüzgarın derecesine ya da havanın sıcaklığına odaklanmak, sadece yeşil renklere yahut spesifik bir geometrik şekle (üçgen, kare, daire vs.) odaklanmak gibi şeyler olacak. Unutmayın yaptığımız bütün meditasyonların temel amacı kafamızdan çıkarak bedenimize girmek, şu anda kalmak, şu ana duyarlı ve şu anın farkında olmak.

2. Dışsal Farkındalık: Dışsal farkındalığınız sizin etrafınızda olan şeyleri okuma kabiliyetinizdir. Ve içsel farkındalığınız güçlü değilse dışsal farkındalığınız da tam olarak tamamlanmış değildir. Dışsal farkındalık konusunda çoğu insan çok kötüdür. Özellikle de erkekler güzel ve seksi bir kadın gördüklerinde bu konuda berbattır. Görebildikleri tek şey g*t ve memeden ibarettir. Bu tür şeyleri okuma kabiliyetinizi artırırsanız açıcınız da güçlü, etkili ve her durumun kendi şartlarına uyarlanabilir hale gelecektir (her kıza aynı açıcıyı kullanmamak). Örneğin o an kızın ne giydiğini, nasıl giyindiğini (günlük, özel gün için vs.), yalnız mı yoksa biriyle mi olduğunu, yüzünde nasıl bir ifade takındığını (üzgün, kızgın, mutlu vs.), yürüyorsa yürüme şeklini (acele, yavaş, mağrur, havalı vs.), üzerinde/ellerinde neler taşıdığını, kısaca stilini, fiziğini ve kişiliğini (SFK’sını) gözlemlerseniz bu şeyler size o an onun hakkında bir sürü şey anlatacaktır ve ilk etkileşiminizi de olabildiğince doğal hale getirecektir ve sizin sosyal zekanızın yüksek ve sezgileri kuvvetli bir erkek olduğunuzu gösterecektir (ki gerçekten öylesiniz) ve bu bir erkek için çok çekici bir şeydir. Ayrıca bu durum ona sizin onunla sadece genel olarak güzel bir kız olduğu için değil onunla kişisel ve özel olarak ilgilendiğinizi gösterecektir. Güzel bir kıza gidip onu güzel bulduğunu ve bu yüzden tanışmak istediğini söylemek hiç yoktan iyidir (better than nothing) ancak eğer kız gerçekten güzel bir kızsa bunu zaten defalarca duymuştur. Sadece “güzelsin” demek ona güzelliği hakkında spesifik, özel, bireysel anlamda bir şey vermez.

Dışsal Farkındalık Geliştirme Ödevleri:

  1. İnsanları Gözlemleme: Dışarı çık, rahat bir yere otur, çayını kahveni eline al ve insanları (özellikle güzel kızları) gözlemle (SFK). Onlar hakkında tahminler yürüt ve yaratıcı ol. İleri gitmekten çekinme, hayal gücünü kullan. Ondan edindiğin bilgilerle onun hikayesini yaz (nasıl bir kişiliği var, nereli, eğitim geçmişi ne, hayalleri neler vs.)
  1. Let Me Guess (Acaba Sen...): Sosyal çevrendeki insanlara (ya da başladıysan, yaklaştığın kızlara) onlar hakkında yürüttüğün tahminleri söyle ve geribildirimlerine dikkat et. Yanlış bile tahmin etmiş olsan sorun değil çünkü onlar sana doğrusunu söyleyecekler ve bu seni daha da geliştirecek.
  1. Hi and Wait: Eğer çoktan sokakta gördüğün kızlara yaklaşmaya başladıysan ilk tanışma esnasında merhaba de ve bir-iki saniye bekle. Merhabana nasıl bir tavırla karşılık verdiklerine bak ve çerçeveni ona göre kalibre et (Pre-frame).
Not: Pre-frame (önçerçeve), doğal oyunda kıza yaklaşma sebebinizi açıklamadan önce yaptığınız bir çerçevelemedir. Kız merhabanıza gayet açık ve dostane bir şekilde karşılık verdiyse önçerçeveye gerek yoktur. Direk konuya girebilirsiniz. Eğer merhabanıza tereddütlü bir karşılık aldıysanız ki çoğu zaman bu olur, önçerçevenizi kullanın. Sokakta insanlara yaklaşan insan tipleri az çok bellidir; satıcılar, dilenciler, adres soranlar vs. “merak etme satıcı değilim” diyebilirsiniz.

Bir de sokakta bir yabancıya yaklaşmak özünde tuhaf bir durumdur. Bu tuhaflığı gidermek için de “biliyorum böyle bir anda gelip merhaba demek biraz tuhaf ama...” gibi bir pre-frame kullanıp asıl konuya girebilirsiniz.

İçsel farkındalığın mottosu “Kafandan çık, bedenine gir” idi. Dışsal farkındalığın mottosu ise “Bedeninden çık, başkasının bedenine gir (yani kendini onların bedeninde tecrübe et [empati])” dir. Dışsal farkındalık, ilk tanışma esnasındaki o garip anın üstesinden gelmek ve sonraki etkileşimlerinizde daha farkında ve uyanık olmanızı sağlamak ve sizi insanlarla iletişim ve etkileşim konusunda çok güçlü kılmak için var.

Arkadaşlar diğer dört ilke sırasıyla a) Niyet İlkesi b) Duygusal Etki İlkesi c) Baskı (tut-bırak) İlkesi ve d) Kararlılık (tetiği çekme) İlkesi. Bunları da ekleyeceğim. Listeningim aşırı iyi olmadığı ve seminerlerin altyazısı bulunmadığı için dinleyerek çeviriyorum ve baya uğraştırıyor. Ancak merak etmeyin diğer ilkeleri ve onların görevlerini de ekleyeceğim.


2) NİYET (INTENT) İLKESİ

İkinci ilkemiz niyet ilkesidir. Niyet, sizin bir kadına yaklaşma sebebinizdir. Yani o kıza hangi niyetle yaklaşıyorsunuz sorusunun cevabıdır. Eğer farkındalık ilkesini iyi bir şekilde kavrayıp özümseyemezseniz, kıza niyetinizi iyi bir şekilde yansıtamazsınız. Çünkü eğer kafanız meşgulse ve odaklanamazsanız niyetinizi ifade edemeyeceksiniz. Farkındalıkta kafanızdan çıkıp bedeninize girerek temelde içinizde bir sakinlik ve boşluk yaratmış olursunuz. Bu boşluk bir şeylerle doldurulma potansiyeli olan bir boşluktur. Bu boşluğu bir enerjiyle şarj edip karşınızdaki insana çok güçlü bir şekilde yansıtabilirsiniz. Ki bir kız söz konusu olduğunda içinize dolduracağınız bu enerji cinsel enerjidir. Ben arzuladığım bir kadının gözlerine baktığımda o kadın çok net bir şekilde onunla yatmak istediğimi anlar. O an ne söylediğimin önemi yoktur. Bu bizi Direkt Oyun vs Dolaylı Oyun konseptine götürür. Direkt Oyun ile Dolaylı Oyun arasındaki farkın, ne söylediğinizle bir ilgisi yoktur yahut çok az ilgisi vardır. Mesela bir kızın yanına gidip ona “bir sonraki tren saat kaçta geliyor?” diye sorabilirim ki bu teorik olarak dolaylı oyundur; ancak niyetimi ona o kadar net yansıtırım ki, kurduğum cümlenin gerçek anlamı “Seninle yatmak istiyorum” olur. Yahut da bir kıza gidip “Merhaba, seni az önce yanımdan geçerken gördüm ve harika görünüyordun. Ben de gelip tanışmak istedim. Adın ne?” derim ki bu da teorik olarak direkt oyundur; ancak arkasında net, güçlü ve kesin bir niyet yoktur.

Şarj et-hisset-yansıt! Çoğu erkek bunu yapmıyor. Niyetleri genelde “gidip yaklaşma pratiği yapayım” ya da “günde 10 kıza yaklaşayım” ya da “şimdi set zamanı” gibi niyetlerle yaklaşıyorlar. “Günde 10 kıza yaklaşayım”, “Bu gece 5 kıza set açayım” gibi niyetlerle yaptığın oyun pratikleri seni sadece set makinesine çevirir. Böyle bir niyetle kızla etkileşim halindeyken bir an önce bunu halledip bir sonraki kıza geçme planları yaparsın. Ve bu senin içsel gelişimine katkı sağlamaz. Bir kıza yaklaşma pratiği yapmak niyetiyle yaklaşmamalısın. Ben gün içinde çok az kadına yaklaşıyorum ve gerçekten kadın standartlarımı çok yüksek tutuyorum ve o kadının yanına %100 sonuca adanmış bir niyetle gidiyorum. Ayrıca niyetinizi dürüstçe yansıtamazsanız korkutucu ve kıza sarkıntılık ediyor gibi görünürsünüz ve bu iyi bir şey değildir. Daha önce söylediğim gibi niyetiniz farkındalığınıza tabidir. Karşınızdaki kadından gelen olumlu veya olumsuz sinyallere göre niyetinizi ayarlamanız gerekir. Dürüst niyet ile kötü niyet arasındaki fark farkındalığınıza göre değişir. Kıza sadece niyetini yansıtan ve kızın bu konuda nasıl hissettiğini umursamayan bir adam olmak ile niyetini gösteren ancak kızın hislerine duyarlı, sınırlarına saygı duyan bir adam olmak arasındaki farktan bahsediyorum. Sonuç almak istiyorsanız duyarlı olmalısınız.

Niyet ilkesi gerçek hayatta başka durumlarda da karşılaşılabilecek bir ilkedir. Size gerçekten öldürme niyetiyle bakan birini görseniz, henüz sizinle fiziksel bir temasa geçmemiş olsa bile gözlerindeki şiddeti çok net bir biçimde hissedebilirsiniz. Çünkü o bakış iyi şarj edilmiş çok net bir niyetle doludur. Ya da henüz tartışmış iki insanla karşılaşsanız ve onlar size bir şey olmadığını söyleseler dahi bakışlarından burada bir tartışma olduğunu hissedebilirsiniz. İşte bu niyettir.

Ayrıca niyetiniz davranışınızın, beden dilinizin, ses tonunuzun ve konuşmanızın da içeriğini belirleyen ve yönlendiren bir yapıya sahiptir. Çok net bir niyete sahipseniz, o niyetiniz yönünde hareket etmeye başlarsınız. Eğittiğim erkeklerin daima iki ortak problemden şikayet ettiklerini görüp duruyorum. Birincisi ne diyeceğini bilmemekten kaynaklanan yaklaşmaktan korkma şikayeti; ikincisi de ne diyeceklerine karar verip iletişime geçtiklerinde söyleyecekleri şeyler tükenince kalakalıp sohbeti saçma sapan konulara yönlendirip uzatma şikayeti. Bu hep olur çünkü sohbeti nereye taşıyacağınıza dair emin bir fikre ve net bir niyete sahip değilsinizdir. Ben bir kızla iletişime geçtiğimde ne yapacağıma ve ne konuşacağıma dair çok çok net bir fikre sahibim. Kızla duygusal bir bağ kuracağım (üçüncü ilkede detaylıca değinilecek), flört edeceğim, meydan okuyacağım (dördüncü ilkede detaylıca değinilecek) ve telefon numarasıyla kapatacağım ya da sohbeti kızın izin verdiği ölçüde bir tırmanışa (bkz. escalation) yönlendirip telefonla kapatacağım (beşinci ilkede detaylıca değinilecek). Bütün etkileşimlerimde yaptığım şey sadece bundan ibaret. Etkileşimimi asla nereye gittiği belirsiz ve süresiz bir çete (chat) dönüştürmüyorum. Bir kızla iyi bir sohbet ve iletişim kurmanın formülünü arıyorsanız işte formül budur.

Sasha ile birlikte (bkz. Sasha Daygame) Oslo’da eğittiğimiz bir çocuk vardı. Bu işlerde tamamen yeniydi ve bu onun ilk eğitim kampıydı. İlk günde ona bir acemi olarak kızlarla iletişime geçtiğinde yaşanabilecek şeylerle nasıl başa çıkacağını falan öğrettik. İkinci günde ona “önümüzdeki bir saatte yaklaştığın kadınlara sadece onları randevuya çıkarma niyetiyle yaklaşacaksın”. Yani gidip kızla iletişime geçtiğinde ne yapacağın ve söyleyeceğin üzerine düşünmeden sadece gidip o kızı randevuya çıkarmaya çalışacaksın dedik. Hoş bir kıza yaklaştı, tereddütlü bir iki cümle bir şeyler söyledi, kız ona nazik ve güler yüzlü bir karşılık verdi, sonra kıza birden “Eee, hadi yakınlarda bir yerde bir kafeye falan gidelim” deyince kız da Oslo aksanıyla “tamam” dedi. Beş dakika sonra kafe buluşmasındalardı. Birkaç saat önceki haliyle bu hali arasındaki tek fark niyetiydi.

Liam’ın (bkz. Liam Mcrae) bu konuda bir sürü tuhaf deneysel çalışmaları var. Kendisi “Acaba buluştuğun bir kızı yirmi dakika içerisinde yatağa atma ihtimalin nedir? Gidip bunu bir deneyeceğim. Bugünkü niyetim bu.” dediğini duyduğum ilk adamdı. Bu imkansız görünüyordu. Ancak Liam bunu başardığında her zaman anlattığımız efsanevi bir hikayeye dönüştü. O gün bunu başardı ve ondan sonra bu tür deneylere devam etti.

Not: Arkadaşlar Liam Mcrae’nin Rapid Escalation adında bir kitabı ve yaklaşık 40 gb boyutunda, Masculine Touch Blueprint adında bir eğitim seti var internette bulabilirsiniz (maalesef İngilizce).

Niyetinizin gücü sonuçları değiştiren derin bir etkiye sahiptir. Bir kadının yanına gidip onunla tanıştığınızda çok net bir niyete sahip olun. Ve niyetiniz her zaman cinsel olmak zorunda değildir, niyetiniz ne olursa olsun önemli değil ancak çok net ve dürüst bir niyet olmalıdır. Duygusal bağ kurmak niyetiyle de yaklaşabilirsiniz. Ki bana göre duygusal bağ niyeti, işleri berbat etmek istemeyen biri için ideal bir niyet türüdür.

Biliyor musunuz kızlar da bu konuda çok iyidirler. Hatta konu baştan çıkarmaysa kızlar bizden her konuda daha iyiler. Daha önce hiç yaşadınız mı bilmiyorum ama size ilginç bir şey söyleyeyim. Sosyal çevrenizden bir kızın mantıklı hiçbir sebep yokken gelip size merhaba dediği anlar oldu mu? Peki aslında o kızın size teknik tabirle set açtığını fark ettiniz mi? Eğer fark edebilirseniz kızlar bazen size niyet yoluyla, bazen konuşma yoluyla, bazen de dokunma yoluyla bir yaklaşma davetiyesi yollarlar. Kadınlar bunu hep yaparlar. Bir erkeği seçerler ve ona uygularlar ancak erkeklerin çoğu bunun farkında değildir. Bir de unutmayın kadınların bu ilgisi fazla uzun sürmez. Geribildirim alamadıklarında (yani erkek adım atmadığında [beşinci ilke]) ilgilerini kaybedip başka şeylere geçerler.

İnsanlarla iletişimimizin üç türü vardır. Yani insanlarla üç seviyede etkileşime gireriz. En yüzeyde dil seviyesinde etkileşim vardır (kelimeler yoluyla), onun derininde fiziksel seviyede etkileşim (beden dili ve dokunma yoluyla) vardır ve bunların en derininde gerçekleşen niyet (intention) seviyesinde etkileşim (hissetme ve yansıtma yoluyla) vardır. Asıl iletişimin gerçekleştiği seviye bu seviyedir. Konuştuğunuz insanlar arasında iletişim halindeyken o kişinin gerçek anlamda sizinle ve orada olmadığını hissettiğiniz anlar oldu mu? Eğer olduysa bilin ki o kişi o an farkındalık sahibi değildi ve kafasından çıkamamıştı ve dolayısıyla sizinle yukarıda saydığım bu üç seviyenin hiçbirinde gerçekten iletişim kuramıyordu. Bu tür insanlar çekici değildir. Çekici, karizmatik ve baştan çıkarıcı (sedaktif) insanlar kafalarında değil bedenlerinde olan ve etkileşim halinde oldukları insanla bu üç seviyede de birlikte olan insanlardır.

Hoşlandığın kadınların gözlerinin içine bak. Niyetini yansıt. Kendini sansürleme. Centilmen geçinen efendi erkeklerin (Nice Guy) çoğu özünde yalancı götverenin tekidir. Çünkü asıl niyetlerini kızdan gizlerler. Centilmen geçinen efendi erkek, aslında yatmak istediği kızla önce arkadaş olan sonra yatmaya çalışan adamdır. Bunu nereden mi biliyorum, çünkü ben de öyleydim. Gerçek bir centilmen, yatmak istediği kızla önce yatan sonra arkadaş olabilen adamdır. Niyetini yansıttığında ve dip seviyede gerçekleşen iletişimi okuyabilmeye başladığında, işte o zaman hangi anın doğru an olduğunu anlayabilecek ve ona sormana gerek kalmadan adımını atabilecek hale gelirsin.

Bir kıza yaklaştığınız her zaman kendinize “Benim bu kıza yaklaşma niyetim ne?” diye sorun. Hissedin ve yansıtın. Ben bir kıza yaklaştığımda o kız benim için var olan tek kızdır. Bir önceki ya da bir sonraki seti düşünmem. Sadece karşımdaki kızı düşünürüm ve tüm varlığımla orada onunla olurum. Ve o bunu hisseder. Özel olduğunu hisseder. Ve benim diğer kızları değil, onu seçtiğimi hisseder. Bir kadına verebileceğiniz en büyük değer ve en doğal iltifat budur. Bu işte gerçekten iyi olan adamların aslında yaptığı şey şudur: Açmak ve kapamak. Bu ikisi arasındaki şeyler çok da fazla önemli değildir. Mükemmel olmak zorunda değildir. Yapacağın şey net bir niyetle bir etkileşimi başlatmak ve onu bitirmeye çalışmak. Bu kadar.

(Buradan itibaren seyircilerden bir iki kişi Marshall’a soru soruyor ama ne dediklerini tam duyamıyorum. İt-çek konseptiyle ve shit testle alakalı bir şeyler soruyorlar. Marshall da shit testin aslında erkeklik testi olduğunu ve testleri geçmek için response rule ismini verdiği kuraldan bahsediyor ki o da “Ne yaptığının ya da ne söylediğinin önemi yok. Aslı önemli olan kızdan geleni nasıl karşıladığındır.“ diyor. Shit testleri agresif tepkilerle karşılamak yerine sakince karşılayıp flörte çevirebilirsin diyor. Bir de yaşadığın durum ne kadar zorluysa o kadar iyi olduğunu çünkü kızın senin mükemmel bir insan olmadığını ancak buna rağmen bununla baş etmeye çalıştığını gördükçe seninle daha fazla duygusal bağ kuracağını söylüyor.)

Niyet Geliştirme Ödevleri:

Geçen hafta farkındalığa bakmıştık. Farkındalık sayesinde zihninizde ve duygularınızda bir boşluk oluşturursunuz. Günlük farkındalık meditasyonlarınıza devam ediyorsunuz değil mi? Oluşturduğunuz bu boşluğun potansiyel bir boşluk olduğunu ve olumlu veya olumsuz anlamda herhangi bir yönü olmadığını söylemiştik. Şimdi bu boşluğu niyetinizle doldurma zamanı. Şarj edeceğiniz niyetin bir sebebi ve amacı olmalıdır. Çünkü bu nokta, bir şeylerin değişmeye başladığı yerdir. Niyetiniz ne kadar netse etkileşiminiz de o kadar akıcı olacaktır. O halde niyet için yapacağınız egzersizlere geçelim.

1. Neyi neden istiyorum?: Bu işe girmekteki niyetiniz nedir? Oturun ve bu baştan çıkarma dünyasına girmekle ne istediğinizi ve neden istediğinizi bir yere yazın. Unutmayın ne istemediğinizi yazmayın. Yani “yalnız olmak istemiyorum” ya da “ezik olmak istemiyorum” gibi şeyler değil tam olarak ne istediğinizi ve neden istediğinizi yazın ve niyetinizi net bir şekilde belirleyin. Ve asla istediğiniz şey için kendinizi yargılamayın. İlk başladığımda benim niyetim lisede tavlayamadığım güzellikteki kızları tavlamak ve kendimi iyi hissetmekti. Basitçe ego tatminiydi yani. Niyetiniz zamanla değişebilir ancak net olmalıdır çünkü net ve dürüst bir niyet sizi doğru hedefe yönlendirecek. Niyetiniz yolculuğunuzun yönünü belirleyecek.

2. Beş Niyet: Bir kızla etkileşim kurduğunuzda sahip olabileceğiniz niyet türlerini bir düşünün. Bir kız görüyorsunuz ve onunla tanışmak istiyorsunuz. Çoğu erkeğin bu anda kafası karışır. Niyetleri net değildir. Bazen bir niyetleri bile yoktur. Gitmeliyim diye düşünür sadece. Bazen de birden fazla niyete sahip olur. “Bu kızı tavlayacağım, numarasını alacağım, randevuya çıkaracağım, sevgili olacağım sonra da yatağa atacağım” gibi çoklu bir niyete sahip olmak da doğru bir şey değildir. Niyetinizi karmaşıklaştıracaktır. Sizin için bunu basitleştireyim.

  • İlk niyet: “Seninle tanışmak istiyorum.” Bu kadar. Sonrasında ne olacağını düşünmeden ilk yansıtacağımız niyet sadece bu olmalıdır. İlk bu niyetle yaklaşıp kızla tanıştıktan sonra,
  • İkinci niyet: “Seni (özel olarak) güzel buluyorum.” Direkt ve doğal oyundan bahsediyoruz. Bu kızı çekici bulduk, tanışmak istedik, tanıştık. Şimdi onda neyi çekici bulduğumuzu söyleme zamanı. Geçen hafta dışsal farkındalıkta insanları izleme görevi vermiştik. İkinci niyetiniz buradan gelecek. Bu kızı gördüm ve çekici buldum. Peki bu kızda beni özel olarak çeken şey ne? Onda sizi çeken özel, spesifik güzelliğin ne olduğunu bulun ve tanıştıktan sonra ona bunu söyleyin.
  • Üçüncü niyet: “Seni tanımak istiyorum”. Üçüncü niyetiniz duygusal bağ kurmaktır. Ki bu üçüncü ilkemiz olan Duygusal Etki İlkesiyle ilişkilidir. Onun sizi duygusal olarak etkilediğini göstereceğiniz yerdir. Eğer bir kıza gidip tanıştıktan ve onu güzel bulduğumuzu söyledikten sonra sadece havadan sudan sorular sorup bir sonraki aşamaya geçmeye çalışıyorsak yanlış yoldayız demektir. Ama ben ona karşı içimde bir yer açıp ondan gelecek olan şeyleri kabul edeceğimi ve onun kim olduğunu gerçekten merak ettiğimi gösterirsem, bu niyetim onu gerçek anlamda taltif edecek ve sevindirecek ve bunu hissederse kendini açmaya, duygularını göstermeye başlayacaktır.
  • Dördüncü niyet: “Seni istiyorum” Burası hayvani niyetin gösterileceği yerdir. İlk etkileşimin bir noktasında kızın şunu bilmeye ihtiyacı var. “Bir erkek olarak ben, bir kadın olarak seni istiyorum.” Çünkü bu olmazsa erkeklerin düştüğü o malum tuzağa, friendzone tuzağına düşeriz ve etkileşimimiz sadece keyifli, arkadaşça ve belki biraz da ilginç bir sohbetten öteye gidemez. Bu niyetimizi korkutucu bir biçimde yapmamalıyız. Kızın geribildirimlerine dikkat etmeliyiz. Bu niyetimiz konusunda kıza fazla baskı uygularsak ya da tüm etkileşimimizde sadece bu niyetimizi yansıtırsak ve onun duygularını gözetmezsek korkutucu oluruz. Etkileşimin belli bir noktasında, özellikle kızla duygusal bir bağ kurabildiğin bir noktada gözlerinin derinine bak, bu niyetini şarj et-hisset-yansıt.
  • Beşinci niyet: “Seni tekrar görmek istiyorum” Burası tetiği çektiğiniz yerdir. Bu niyette beşinci ilkemiz olan Kararlılık (tetiği çekme) ilkesiyle ilişkili. Unutmayın bir kızla etkileşime girdiğinizde orada olmanızın temel sebebi neydi? Ona olan ilgini göstermek, nasıl biri olduğunu öğrenmek (tanımak), senin nasıl biri olduğunu ona göstermek (onun seni tanıması) ve onu tanıdıktan sonra ondan gerçekten hoşlandıysanız bunu devam ettirmek! Bu niyetinizi net ve dürüst bir şekilde belli ve ifade edin. Kızdan numara dilenmeyin, muhtaç davranmayın. Niyetiniz net ve dürüst olarak adam gibi tetiği çekin: “Seni sevdim. Tekrar görmek istiyorum. Bana numaranı ver!” Bu cümle kıza söyleyeceğiniz cümle değildir. Bu cümle sizin niyetinizdir.
3. Dünyayı göz hizasından seyret: Bu yapacağınız basit şeyin, üzerinizde devrimsel ve evrimsel bir etkisi olacak ve insanların çoğunun bunu yapmadığını göreceksiniz. İnsanların çoğu yere bakarak bazen de etrafa bakınarak yürürler. Yapacağın şey basit. Yürürken veya dururken dünyaya direk ve göz hizasından bak. Aşağı ya da yukarı değil. Ve insanların (özellikle kızların) gözlerinin içine bak.

4. Düşün-hisset-yansıt: Bir önceki görevin gelişmiş bir versiyonudur. Bunda da yapacağın şey basit. Dünyayı göz hizasından seyret, hoşlandığın kızların bir-iki saniye gözlerinin içine bak ve onun hakkında düşündüğün şeyi şarj et, hisset ve yansıt.

5. Tek kelimelik İltifat: Yolda yürüyorsunuz güzel bir kız gördünüz ondan etkilendiniz. İsterseniz içinizden isterseniz dışınızdan bu hissinizi ifade eden tek kelimelik bir iltifat edin ve yürümeye devam edin.

Unutmayın bunları başkaları için değil sizin gelişiminiz için yapıyorsunuz.
Eline sağlık, harika yazı (y)
 
Üst