Eksikliğiniz kimsenin umrunda değil!

Katılım
4 Nisan 2018
Mesajlar
1
Beğeniler
5
Şehir
İzmir
#1
Selam dostlar, bugün size yeni bir farkındalık kazandırmayı amaçlıyorum. Hemen başlayalım. Çoğunlukla ilişkilerimizde karşı taraftan bekletilerimiz oluşur. Her birimizin farklı öncelikte beklentilerimiz ve değer yargılarımız vardır. Kimisi saygı olmazsa olmazımdır der kimisi güven. Kimisi sürekli sevildiğini görmek ister, kimisi ise sürekli bana destek çıksın motive etsin der.

Bu duygusal beklentilerimizin bir sebebi var. Sahi düşünsene biraz, beklentiler neden ortaya çıkıyor? Neden özellikle sevildiğini görmek istiyorsun? İlişki içerisinde olduğun farklı farklı kadınlar olsa bile neden sen hep aynı şeyi istedin? Karakterinizle ilgili bir çok şey çocukluğunuza dayanıyor beyler. Düşünün, küçükken neyin eksikliğini yaşadınız? İlişki de duygusal isteklerini doğrudan etkileyen bu durum, kendinize olan tutumunuzu da düşünmeye itiyor sizi. Kendimden örnek vermek gerekirse çocukluğumda çevresi tarafından saygı görmeyen bir adamdım. Gerek ailem gerek yakınlarım yapmak istediğim şeyler konusunda beni hep kısıtlamaya, engellemeye çalıştı. Bir şeyler başarmak istediğimde bana inanmayan, yapamazsın edemezsin kafasında olan bir ton insan vardı etrafımda. Özgüven konusunda da sorun yaşamama sebep olmuştu bu durum. Şuan da ise kendime baktığımda ilişkilerim de saygı, özgürlük, yapıcı olmayan eleştiri konularında hassas olduğumu, bunlara dikkat edilmesini istediğimi görüyorum.

İşte tam bu noktada bir durun. Bakın. Gözlemleyin kendinizi. Eksik olduğunuz şeyleri karşınızdakinden önce kendinize veriyor musunuz? Çünkü karşınızda ki insan bu eksiklikleri gidermek zorunda değil. Egonuzu bir kenara bırakın ve tekrar okuyun. Karşınızdaki insan sizin duygusal eksikliklerinizi gidermek zorunda değil. Onun da bir hayatı bir düşünce tarzı ve belli uğraşları var. Tamamen sizin duygularınızdan soyutlanması gerekmez falan bir insandan alabileceğiniz, onun size verebileceği kadardır bunu kabul edin. İnsanları değiştirmeye çalışmayın. Daha iyi anlamanız için gelin bir örnek canlandıralım. Pek sahiplenilme duygusunu hissetmediğiniz bir çocukluk geçirdiğinizi varsayalım. Bu ilişkilerinize sahiplenilmeyi, dolayısıyla kıskanılmayı isteme duygusu olarak yansıyacaktır. Kafe de bar da sokakta ortam da tanıştığınız ve ilişkiye başladığınız bir kadın var ve bir kadından beklediğiniz kadınsal özelliklerin belki de hepsini taşıyor. Kültür, zeka, vücut, bakım, yüz güzelliği artık ne istiyorsanız. Ama bu kadının kötü bir özelliği var, kıskanç değil. Peki ne yapacaksınız? Kıskanılmak için başka kızlarla takılıyormuş gibi yapmak, herkes size yazıyormuşcasına davranmak? Eğer böyle bir insan değilseniz -ki olmadığınızı varsayıyorum bu örnekte- yaptığınız şeyler karşınızdaki kadın tarafından tamamen yapmacık ve garip olarak adlandırılacak, çekiciliğiniz konusunda size büyük bir eksi puan olarak geri dönecektir.

Her insanın mutluluğu bir takım eylemlere bağlıdır. Fakat mutluluk bu eylemlerin ardından kişiye hissettirdikleriyle ilgilidir. Direk mutluluğu hissetmek için yapılan bir eylem yoktur. Eksikliğinizi kendinize verdiğiniz de -bunları size hissettirecek eylemler yaptığınızda- gerçekten mutlu ve tatmin olmuş hissedeceğinize eminim. Şimdi sizce benim kendime olan tutumum ve bunun doğrultusunda hayata yönelik eylemlerim nasıl olmalı?

Özsaygı konusunda asla taviz vermemem gerektiğini biliyorum. Çok fazla yatırım yaptığım bu konu, beni şık giyinmeye, çok kitap okumaya, düzenli ve planlı yaşamaya ve bunun gibi bir çok güzel şeye itiyor. Çünkü bunları ve bunların getireceği hayatı hakettiğimi biliyorum. Çünkü kendine saygı duyuyorum. Bu dengeyi bozmadıkça kendime daha çok inanıyorum. Özgürlük hissim için kendime asla engeller koymuyor, kısıtlamıyor, tabuları olduğu gibi kabul etmiyorum. İlişkim de ise sevgilime çoktan bundan bahsettim bile. Beni kısıtlamaması gerektiğini çok iyi biliyor. Aynı zamanda çevremdeki dostlarımda. Sevmediğim bir şey olan yıkıcı eleştiri ve negatiflik konularında da kendi içimde negatif düşüncelere ve kendime söyleyebileceğim çözüm odaklı olmayan cümlelere yer vermiyorum. Yine yakınlarım bu konuda da nasıl davranmaları gerektiğini biliyorlar. Tüm bunların dengesi ne kadar düzgün olursa duygusal dengem o kadar düzgün, davranış ve düşünce sistemim o kadar kontrollü olabiliyor. Saçma sapan duygusallıklara girmeden yakınlarımla tatminkar bir iletişim halindeyim. Saçma ve tatmin edemediğin duygusal boşlukların konusunda senin kendine veya hayata karşı tutumun ne olmalı? İstediğin duyguyu çevrenden dilenmeli mi yoksa hemen kendine o duyguyu nasıl verebileceğini mi düşünmelisin?
 
Üst