• ADBlock (Reklam Engelleyici) aktif olduğunda sitedeki videoları görüntüleyemezsiniz. Videoları izleyebilmek için reklamengelleyicilerinizi devre dışı bırakmalısınız.

erdoğan'ın bu kadar başarılı olmasının nedeni

mitch

Üye
Katılım
10 Nisan 2018
Mesajlar
152
Şehir
Antalya
hitap ettiğiniz kitleyi etkilemek için onların çıkarlarına hitap etmelisiniz. karmaşık sebepler, dolambaçlı neden sonuç ilişkileri ve anlamsız terimlerle sadece sıkıcı bir atmosfer yaratırsınız. konuşmada baştan çıkarma ilkesi basitliğe dayanır.

eğer bilim adamlarına karşı konuşuyorsanız, bilimsel terimler kullanırsınız yani onların sonradan gelişen, akılcı, 'üst' beyinlerine hitap edersiniz. ama yarısından fazlasının cahil olduğu bir kitleye konuşuyorsanız, onların ilkel beynine hitap etmelisiniz. ikna sanatının temeli budur.

erdoğan'ın taktiği de insanların ilkel beynine hitap etmesi. bu yüzden muharrem ince'nin erdoğan'a karşı hiç bir şansı yoktu. muharrem ince insanların üst beynine hitap ediyordu. ekonominin kodlarından, belirsiz çıkarımlardan ve anlaşılması güç hesaplardan. oysa halkın istediği şey bu değil. halkın kulak açtığı, daha doğrusu ilkel beyinlerinin kulak açtığı konuşma biçimi başarı, birlik, beraberlik, düşman ve zafer odaklıdır.

'dış güçler bize saldırıyor' - 'içimizde hainler var' - 'savaşı biz kazanacağız' - 'bizi istemiyorlar' - 'bizi anlamıyorlar' - 'birbirimize sahip çıkmalıyız' gibi söylemler o kadar sinsi ki, durumun aslında ne denli kompleks olduğunu bir çok kişi göremiyor. bunlar ve türevi sözler bir kitleyi bir arada tutan sihirli sözcüklerdir.

kitleyi yönetmek için vurgulamanız gereken kelimeler belli başlıdır: savaş, tehlike, problem, başarı, biz, onlar. olayın özü bu.

erdoğan sizin tabirinizle 'vasıfsız' olduğundan bilimsel konuşmuyor değil. hitap ettiği kitlenin rengini alıyor.

bize karşı onlar ilkesi: 'dış güçler' geyiğini duymuşsunuzdur. bir çok kişi erdoğan'ın bu tür söylemlerini dalgaya alır. fakat işin arkasını göremeyecek kadar bilgisizdirler. eğer sana körü körüne bağlı bir kitle yaratmak istiyorsan, onlara bir amaç ve düşman sunmalısın. aksi takdirde iş monotonluğa biner, rengini kaybeder ve hatalarını yükleyebileceğin bir günah keçisi yaratmanı engeller.

erdoğan neredeyse her konuşmasında dış güçlerden, bize karşı gizli komplolar kurduklarından ve sürekli saldırı altında olduğumuzdan söz ediyor. bu söylediklerini yalanlamıyorum, fakat ister yalan olsun ister gerçek, bir kitleyi körüklemenin en iyi yoludur bu. takipçilerin kendilerini tehlikede hissetmeliler. korkuyu kafalarının arkasından enjekte etmelisin. korku kenetlenmeyi doğurur. kendi saflarında olanlara sıkı sıkıya bağlanırlar ve karşı tarafta olanlara kinle bakıp, onları yok edilmesi gereken birer düşman olarak görürler.

erdoğan bu yüzden bir çok kez gerek açık bir biçimde, gerekse ima yoluyla kendisini istemeyenleri 'vatan haini', 'düşman' olarak tanımlamıştır.

erdoğan'ın diğer siyasetçilere karşı takındığı tavır da tesadüf değildir. aslında hiç bir tavrı tesadüf değildir. konuşma sırasında söylediği her kelime, yaptığı her hareket, sergilediği her türlü mimik ve jestler öncesinden detaylıca planlanmıştır.

burası türkiye, burada isveç siyaseti dönmez. döndürmeye çalışan silinip gider. burada kitleleri yöneten şey korku ve otoritedir. tıpkı din gibi. sakin kalmak ve mantıklı açıklamalar yapmak sizi bu sahada başarıya götürmez. insanları heyecanlandırmalısınız. korkutmalısınız. onlara slogan atabileceği bir gösteri sunmalısınız.

erdoğan bunu çok güzel başarıyor. bunun farkında olmayan muhalefet ise hala mitinglerde uzaydan, bilimden, fenden bahsederek boşa çaba harcıyor.

her zaman söylerim, erdoğan mükemmel bir lider. onun iyi veya kötü olduğu hakkında bir yorum yapmıyorum, sadece amacı ne olursa olsun amacına giden yolda mükemmel bir liderlik örneği sergilediğini söylüyorum.
 
Üst