• ADBlock (Reklam Engelleyici) aktif olduğunda sitedeki videoları görüntüleyemezsiniz. Videoları izleyebilmek için reklamengelleyicilerinizi devre dışı bırakmalısınız.

Kırmızı hap: 1.Evre - Tutunma

Tyler

Üye
Katılım
11 Ağustos 2018
Mesajlar
951
Yaş
19
Şehir
İstanbul
Dinleyiniz !
Hayatın bir türlü sürüp gidiyordur.
Ya bir yıkık olarak dünya da şekilleniyorsundur, ya da az çok sahte zevklerle kendini kaplayıp; öyle yaşayıp gidiyorsundur.
Fakat her türlü yıkık bir yaşamak değil midir bu?
Hiç kimse kabullenmez gerçekleri.
Gerçekler zor gelir insana !
Kabullenmek istemezler. Görmek istemezler. Herkes kaldıramaz o bünyeyi !
Burnunun olduğunu hissetmek; etrafı kokladığında yeşilliğin kokusunu almak. Sabah insanlar uyurken kalkıp göğü koklamak ve bir parfüm edasıyla ferahlanmak.
İşte bunu, bu kokuyu herkes alamaz.
Gözlerinin olduğunu bilemez !
Etrafa baktığında, samimiyet yoksunu insanları göremez. Tek gerçeğinin ailesi olduğunu bilemez. Herkesin sadece vakit geçmesi için anlık boş goygoy yaptığını anlayamaz.
Fakat her defasında bu iğrençliğe gözlerini diker. Bu sahtelik bile güzel gelmez mi insana?
Neden eskiden çok daha mutlu hissediyorduk kendimizi?
Konfor alanında olduğumuz için olabilir mi?
Bilgisayarın başında 10 saat bilgisayar oynarken adeta beynimizi çıkarıp buzluğa atıp hayata devam etmemiz gibi.
Önceden hiç bunları yaparken kaybettiğimiz dakikaları düşündük mü?
Neden ben bilgisayar oynuyorum, bu oyunu oynuyorum dedik mi?
İnstagram da o büyüteç kısmında 5 saat hissetmeden zaman geçirdiğimiz de üzüldük mü?
Üzülemezsiniz.
Çünkü; doğru olduğunu bildiğin şey neyse onu yapıyordun.
Seni mutlu eden doğruydu.
Asıl doğru olan, acın neyse, sıkıntı neyse doğru o'dur !
Gözlerini açtığında kaşlarına kadar değen kırışıklıklarının ardında ki bakışın.
İnsanlara bakarken yaydığın o nefret !
Doğayı ve dünyayı katleden insanlara bakan o gözler.
Hiçbir şeyden alamadığın haz duygunun yok olması.
Artık sana ne paranın getirileri haz veriyordur, ne de başkasıyla yaptığın bir sohbet.
Bir insan ile artık normal bir sohbet döndürmek dahi senin için imkansız olmuştur.
Sadece goygoy diye modern ettikleri ( boş yapmak ) adlı süre gelimi uygulanmasını isterler.
EĞLENCE, MUHABBET artık onlar için o olmuştur.
Fakat yapamazsın !
Samimiyetsiz davranamazsın. İğrendiğin şeyi yapamazsın.
Dünyayı seyredersin.
Durduğun yer de tüm insanlık gözlerinin önüne gelir. Tüm her şey !
Vahşetiyle, tüm çıplaklığıyla.
Bir insanın yanlış bulduğunu düzelttiğini görürsün ve sana öğüt verdiğini görürsün.
Fakat gerçek olan, doğruyu sadece kendisine kabullendirebileceğidir. Ona kendinden başkası saygı duymaz !
Değiştiremeyeceğini bilir bir insanlığı bırak, bir insanı !
Artık kabullenmiştir.
Acı çeker !
Ağlamaya çalışır, sadece göğsü yanar !
Sızım sızım, sızlar !
Fakat tek bir göz yaşı dahi dökemez. Duyguları nefretiyle kaybolmuştur. Göz yaşları kurumuştur.
Bağırmak ister, çığlık atmak; haykırmak ister göğe bakarak.
Sanki bu haykırışı, bunların olmasına izin veren tanrıya atıyormuş gibi.
Fakat anlamıştır artık her şeyi, normale dönmesi imkansızdır asla.
O hap, tüm hücrelerine yayılmıştır artık.
Tek çözümü kendini yok etmesidir. Başka türlü kaçış yolu yoktur.
Gerçeği arar. Gerçeğe bakmaya çalışır, her yer de onu arar.
Tonlarca kitaplar okur, filmler izler.
Kendini zeki hisseder. Farklı hisseder.
Daha sonra dışarı çıkıp gözlerini açınca her şey yabancı gelir gözlerine.
Her şey değişmiş gibi. Yabancılık çeker. Nasıl konuşacağını unutur.
Sözcükler dahi aklına gelmez olur !
Kendinden korkar. İnsanlardan korkar.
Daha sonra tekrardan alışır bu doğruya, tekrardan bir derin nefes çeker ve yoluna devam eder.
Gerçeği arama peşinde !
Hayatla karşılaşır.
Tekrardan bir nefes alır.
Bir koku gelir burnuna, artık koklayabildiğini hisseder.
İyice içine çeker, tüyleri diken diken olur.
Ardından gözleri açılır !
Açmaya korkar.
Yavaş yavaş açmaya çalışır...
İlk önce bir dal yaprak görür. Yemyeşil bir güzellikte.
Eline alır ve tüm gerçekliğiyle koklar onu.
Duygulanır...
Öyle bir duygulanır ki hem de. Göz yaşları boşalır yaprağın üzerine.
Yaprak bir an da büyür ve bir ağaç olur ansızın.
Kocaman, heybetli güzelliğiyle etrafa koku yayar.
İçi ferahlar kokladıkça, iyice duygulanır.
Daha çok ağlar ve yerler yemyeşil olur.
Her yer farklı güzellikler ile dolar.
Gözleri iyicene açılır.
Kendini yeşilliğin üzerine atar. Güler güler gülümser.
Ayağa kalkar ve iyice gözlerini açmaya çalışır.
Gözlerini açmak için artık bağırmak zorunda kalır.
Daha sonra bir şey olur.
Gördüğü tüm güzellikler kaybolur.
Tüm çıplaklığıyla görür dünyayı.
Tüm bu gerçekliğin üstüne bir tuğla serilmiştir.
Kendini yerlere atar ve elleri kanayana kadar yumruklar dünyayı.
Bağırır, çığlıklar atar. Sesi kısılır.
Fakat bilir ki; nafile artık !
Ayağa kalkar ve edindiği ilk tecrübe olarak gerçeğin; DOĞA olduğuna karar verir.
Fakat artık onu kaybetmiştir ve gerçekliğiyle süzülüp kaybolur.
Kendini hayatın içine atar.
Başkalarıyla tanışmaya cesaret eder ve tanışır.
İnsanlara gördüklerini anlatmaya kalkışır fakat insanlar bunları dinlemez.
İnsanlar, arkadaş şu oyun da olmasa akşam vakit nasıl geçecek der ve seni de davet eder. ( Pubg )
Fakat sen ondan artık zevk almıyorsundur.
Karşına çocuklar gelir ve tüm samimiyetiyle oyuna dalarlar.
Taklalar atarlar ve yerler de sürünürler.
Başkaları onlara dikkatli olmalarını veya yapmamalarını söyler fakat onlar umursamaz. Taklalarını istedikleri gibi atarlar.
Kendini seyreden erkeğe gülümserler ve attığı her taklanın ardından o kendine gülümseyen erkeğe bakıp gülümser.
O erkek gelip, verdiği o küçük oyuncak köpek ile dünyalar kadar mutlu eder o küçük kızı.
Aşık olur o saf duygular ile o küçük kız erkeğe. Tüm doğallığıyla bakar o abisine.
Daha sonra ise, evine gitmek zorunda kalır.!
Aynı erkek başka kadınları görür.
Sevdiği halde sırf kanun yerini bulsun diye gözlerini bile çevirmez.
O egosuna söz bile geçiremez.
Bir selam vermeye dahi tenezzül etmez.
Tabağına koyduğu yemekte sırf bir yaprak yok diye azar işittirir.
O an da bir gerçek tokat gibi suratına çarpar erkeğin.
Doğallık sadece çocukluğa aşılanmış bir duygudur.
Dünya bir oyun bahçesidir, erildikçe kaybolur.
Artık her şey çok acımasızca gelir, düşünmeden edemez.
Düşünmek neden acı versin ki insana? Neden düşünüyorum diye düşünür sonra da.
Neden ben de onlar gibi yaşayamıyorum, artık bırakmak istiyorum diye düşünür.
Fakat beceremez.
Düşünmeyi bırakmaya çalışır.
Zorlansa da bir nebze durdurur.
Onlar gibi konuşmaya çalışır.
İlk seferler de çok zorlansa da, sessizliğini az da olsa bozar.
Düşünceleri yavaş yavaş azalır.
Artık bilir ki, değişmeyecek şey için üzülmenin hiçbir faydası yoktur.
Kendi gerçekliğini yaşamak umuduyla adımlarını eksiksiz atar.
Sadece bekler.
Gerçeği görmüştür ve değişmeyeceği kanaatini görmüştür.
Gerçek bir gerçeği bulana kadar; nefes almaya devam eder

Gerçek deli bir ahşap çapanın suyun dibini boylaması gibidir. Doğru ise; o çapanın altında ezilmek yerine, ipinden tutunup yukarı tırmanmaktır.
Ne kadar hızlı idrak edip kabullenirsen gerçeği, o kadar hızlı batarsın. Ne kadar hızlı kabullenirsen; o kadar hızlı tırmanırsın.
Herkese iyi şanslar.
 
Üst