• ADBlock (Reklam Engelleyici) aktif olduğunda sitedeki videoları görüntüleyemezsiniz. Videoları izleyebilmek için reklamengelleyicilerinizi devre dışı bırakmalısınız.

Mutluluk Üzerine

Şahruh

Üye
Katılım
16 Temmuz 2019
Mesajlar
8
Şehir
İçel
Herkese merhaba;
Eylemlerimizin tamamına yakınını mutlu olmak için yapıyoruz; para, güç, kadın, ün gibi amaçlarımızın da amacı mutlu olmaktır. Mutlu olmak için bu kadar çaba sarf ediyorken bu işi biraz irdelemek ve birkaç şey aktarmak istedim ilk yazımda.
Öncelikle klişe olacak lakin mutluluğun birinci şartı sağlıktır. Sağlıklı bir dilenci sağlıksız bir kraldan mutludur. Ondan dolayı birincil amacımız sağlığımızı korumak olmalı, mutlu bir yaşlıya sık rastlanmaz çünkü sağlıklı bir yaşlıya da sık rastlanmaz; yaşlı demişken ikinci amacımıza geçelim
Schopenhauer’ in de söylediği gibi “İnsanın mutluluğu üzerinde ne olduğunun, neye sahip olduğundan kesinlikle daha çok katkısı vardır.” Her şeyden önce içimizde bir şeyleri oturtmamız lazım eğer insan kendi içinde bazı şeylere sahip değilse her türlü dış etken onu kısa süre mutlu etse dahi asla uzun bir neşe vermeyecektir. Çünkü insan kendi zihninde yaşar ve asla oradan çıkamaz kendi zihninde hapsolmuştur, onun tüm gerçekliği oradadır. Ondan dolayı bu hapishaneyi bir saraya çevirmediğimiz sürece uzun ve garanti bir mutluluğa ulaşamayız.
Yaşlılığa dönelim, yaşlandığımızda şu an bizlere haz veren, bizi peşinden koşturan çoğu etkenden soğumuş olacağız. Çocuklarımız varsa hepsi eşşek kadar olup bizlerden ayrı yaşayacak ve tamamen bir yalnızlığa kapılacağız. İşte bu noktaya gelindiğinde yani insan zihniyle baş başa kaldığında sıkılmamalı. Bunun içinde zihnini meşgul edecek düşünceler bulmalı ve kendini meşgul etmelidir. Bu her baba yiğidin harcı değildir, kulağa kolay gibi gelir fakat çok zor bir iştir. Bir düşünün neden insanların çoğu her fırsatta bir kafede arkadaşlarıyla buluşmak, gezmek, oynamak ister. Ben söyleyeyim çünkü yalnızlığa tahammül edemezler zihinleri adeta bir hapishane koğuşu olduğundan oradan kaçıp kurtulmak isterler. Biz böyle olmamalıyız düşünmeye, yalnız kalmaya alışmalı hatta bundan zevk almalıyız.
 

mertinho

Üye
Katılım
28 Temmuz 2019
Mesajlar
22
Yaş
19
Şehir
İstanbul
çok doğru uzun zamandır kendimle başbaşa kalmayı tercih ediyorum fakat düşüncelerimin içine çok kapılıp kendimi yiyip bitiriyorum farkettim ki bu akıl sağlığını korumak için sürekli birşeylerle meşgul olmak lazım bende yeteri kadar kendi içime kapandığımı düşündüğüm için istemeden kendimi dışarıda buluyorum...
düşünmek daha doğrusu bilinçli düşünmek bizim için bir tuzak çünkü insanın yaşam kalitesini düşürüyor o yüzden yeteri kadar bilinçli düşünmemiz gerektiğini bilinçli bir şekilde düşünüyorum....
 
Katılım
2 Eylül 2019
Mesajlar
8
Yaş
21
Şehir
İstanbul
Schopenhauer, isteme ve tasarım olarak dünya eserinde bir dilenciyi örnek verir : verilen bozukluğun onu hiçbir zaman tatmin etmeyeceğini söyler. Bu örnekle hazzın doyumsuzluğuna işaret eder. Karanlık, kör bir dünya tablosu çizdikten sonra iyi bir insan olmayı ve estetik seyre dalmayı tavsiye eder. Yine de bu kıta felsefesinin kapsamındadır. Her ne kadar en sevdiğim filozof olsa da söylemlerinin çoğu sübjektiftir. Onu kendi yapan fenomeni hazcılıkla (hedonizm) ve eudaimonizm (mutlulukçuluk) ile ölçmesi, değerlendirmesidir. Can sıkıntısı, acı, anlama yetisinin problemleri, elde edemeyeceğimiz şeyler ... Bunlardan kurtulmanın yolu onları görmemektir. Birim zamanda neye odaklanırsak onu hissederiz, gerçek ve hayal olması farketmeksizin, yine de dengelenmeli. Nietzche de Sartre de okunması Schopenhauer'in üstüne iyi gider. Gelgelelim, empiristleri inceleyip üzerine temel düzeyde biyoloji, evrimsel biyo-loji, temel düzeyde(sözcük seçmeyeceğim demek istediğimi anlıyorsunuzdur diye kabul edeceğim. Bkz: Wittgenstein' in kelime oyunları) kimya öğrenilmeli, bundan sonra güdümlü davranışlar(Nietzce iyi anlatır güdüselliği) incelenebilir. En sona ise en anlamlısı eylemlerimizin biricik belirteci olan hazzı inceleyebiliriz. Buna başlarken nöronların yapısı nörotransmitterler çalışma şekilleri en azından basit derecede bir müfredat kitabından öğrenilebilir, buna vakit harcayıp siz dah iyi filozoflar olabilirsiniz. Bunun ne işe yarayacağını siz tahmin edersiniz. Bence bilgi a posterori, deneyimsel olarak ortaya çıkar sadece düşünmeyle herşeyi çözemeyiz. Bu da bir sınırdır, anlama yetisi de haz da. Ayrıca mutlaka mantık da öğrenilmeli, Türkçenin yapım eklerini de kendi zihnimizden bulmaca çözer gibi incelemeliyiz.
 
Son düzenleme:
Katılım
28 Temmuz 2019
Mesajlar
34
Şehir
Adana
Ne kadar haz seviyesini yukarı çıkarırsak ve hep o haz seviyesinde olmayı arzulayacağımız için mutlu olmak, haz seviyesi aşağıda olanlara göre biraz daha ulaşılması zor gelebilir. Mesela beynin şekerli yiyeceklere verdiği tepkiyi ele alalım. Uzun süre şekerli bir gıdayı tükettiğimizde beynimiz artık hep şekerli gıdayı tüketmek isteyecektir (Evrimsel olarak baktığımız da eski dönemlerde şeker az bulunduğu için çok arzulanası bir besindi fakat günümüzde çoğalan şekerli gıdalar yüzünden obezite vakalarını bir nevi buraya bağlayabiliriz.). Şekerli gıdaları tüketmediğimiz zaman beynimiz harekete geçecek ve bizden yine şekerli gıdalar tüketmemizi isteyecektir ve böylece bu döngünün kölesi olacağız. Bu örnekte ki beynimizin tepkisi diğer hazlarımız için de geçerli. Tabii sadece haz seviyesini aşağı indirerek mutlu olunamayacağını söylüyor stoalı bazı kişiler ve bu yüzden hazzı azaltmamızı onun yerine erdemi göklere çıkarmamızı öneriyorlar.
 
Üst