• ADBlock (Reklam Engelleyici) aktif olduğunda sitedeki videoları görüntüleyemezsiniz. Videoları izleyebilmek için reklamengelleyicilerinizi devre dışı bırakmalısınız.

Nasıl Müslüman Olduk ?

Kuşçubaşı

Blog Yazarı
Yönetici
Süper Moderatör
Katılım
9 Nisan 2018
Mesajlar
308
Şehir
Antalya
566

Bugün, birçok kez bitirmiş ve her okuduğumda sanki daha önceki okumalarımda fark etmemiş olduğum bir bilgiyi öğrenmiş olduğum, oldukça değerli bir kitabı paylaşmak istiyorum: Nasıl Müslüman Olduk ?

Aslında, tarihsel gerçeklerin saklı kalmasını isteyen birtakım kesimler için "oldukça tehlikeli" olarak etiketlenen ve hakkında onlarca dava açılan, bazı zamanlar toplatılan, yine bu belli kesimlerin tekeli olan D&R'da satışı olmayan bir kitaptan bahsediyorum sizlere.

Kitapta, müslümanlığa resmî tarih kitaplarında yazıldığı gibi hidayet ile mi yoksa kılıç zoru ile mi girdiğimiz anlatılıyor. Her şeyden önce bir Türk olarak atalarımızın 7-8 ve 9. yüzyıllarda Orta Asya'dan Batı'ya göçüşlerinde karşılaştıkları ve henüz çok yeni olan İslâmiyetle ve Arap kavmiyle ne gibi bir etkileşime girdiklerini bilmek zorundayız zira bu bizim milletimiz ve bu bizim tarihimiz. Eğer bir yerde kötülük, zulüm olmuşsa buna kör kalmak, hele ki bizim atalarımızın tarihine karşı kör kalmak tarihe en büyük ihanettir.

Bu yüzden, hepinizin bu gerçekleri öğrenmesi gerektiğine inanıyor ve okumanızı kesinlikle öneriyorum. Emin olun okudukça size okullarda öğretilenden çok ama çok farklı bir tarih ile karşılacaksınız.

Konuyu meşhur Arap seyyah İbn-i Fadlan'ın "On Üçüncü Kabile"sinde yazmış olduğu şu anısı ile kapayalım:


Oğuzlardan bir Türk, yola çıktıkları İslâm misyoneri İbn-i Fadlan'a yakınmış: "Başbuğ(halife) bizden ne istiyor ? Öldürecek bizi bu soğukta! Ne istediğini bilsek, hemen verir kurtulurduk" demiş. İbn-i Fadlan buna cevap olarak; "Bütün istediği, 'Allah'tan başka ilâh yoktur,' demeniz" diye karşılık verince, Türk gülmüş:
"Doğru olduğunu bilsek, söylerdik" demiş.
 

EminBey

Üye
Katılım
28 Mart 2019
Mesajlar
228
Şehir
Bursa
Türklerin kut ve göktanrı inancı islamla örtüşür bunun yanısıra cihana hükmetme düşüncesi de yine türklerin idealleri ve islamin da emri olduğu için talas savaşıyla ilk olarak etkileşime geçip sonrasında abbasilerin hoşgörülü politikası sayesinde büyük çoğunluğun kendi inançlarıyla ters düşmediğini görmesiyle dini bir sirkülasyon oluyor.Tarihte ki birçok medeniteye baktığımız zaman dini yaşayışları hep zorla ve tehditle değiştirilmiştir çünkü insan topluluklarında dini tam anlamıyla kavrayıp yaşayan kesimler çok azdır ve geri kalan kesim sadece alışkanlık ve gelenek kültürüyle dinlerine inanirlar ve tahmin edeceğiniz üzere alışkanlıkları değiştirmek imkansıza yakındır.Hatta ve hatta şöyle bir bakış açısından daha bakacak olursak islamiyet arap yarımadasında yayılmadan önce ilk zamanlarda insanların çok azı inanıyordu cunku insanlar yeni gelen bir dini kabullenmek istemediler fakat sonrasında deliller gördüklerine birçoğu inandı birkısmı ise inanmak istemeyip inananları da geri çevirmek isteyince bu iki kesim arasinda bir savaş çıktı ve tabi ki müslümanlar çok büyük kıtalara yayıldığından ve çok gelişmiş olduklarından savaşın kazananı oldular.Sonrasında bu savaşlar müslümanların kendi dinlerini kabul ettirlemeri adına yaptıkları katliamlar olarak farklı kaynaklarda yansıtıldı.Baktığınız zaman aslında evet muslumanlar bu savaşı yapmıştır ve sonucunda düşmanları ıslama inanmışlardır fakat haksız ve ilk saldıran üstelik katliam yapmak isteyen kesim müşriklerdir.Verdiğin bu örnekte de türklerin silah zoruyla islama inanmaları ihtimali yok demiyorum fakat elinde güç olan bir milletin üstelik bu kadar geniş kavimleri varken hepsinin silah zoruyla islamiyetle girmesi biraz çelişki yaratiyor.Belki şöyle olabilir ; bu kavimlerden bir kısmı zorla islamiyetle kabul ettirilmiş kavimlerdir muhtemelen ancak buyuk kısmın(genelde liderlerinin etkisinda)islamiyeti kendi istegiyle kabul ettiği yerli kaynaklarda mevcut.
Ama farkındalık oluşturan bir yazi olmuş.Kitabı bulabilirsem okumak isterim doğrusu merak ettim içeriğini...
 

xenosomer

Üye
Katılım
7 Nisan 2018
Mesajlar
205
Şehir
Ankara
müşrikler derken biziz yani :D

Bende kendi yorumumu katayım kaynak google reyisti hatırlıyorum araştırmıştım aynı bu başlıkla bir tane türk büyüğü önce kendi inanmış sonra topluluğu müslüman etmiş vs diye yazıyordu (talas savaşından felan önce imiş) birsürü türk boyu var zaten talas savaşında kimler vardı buda önemli uzun şeyler bunlar.
 
Katılım
4 Nisan 2018
Mesajlar
162
Yaş
18
Şehir
İçel
İslam öncesi atalarımızın inançlarının İslam ile çok benzediğini düşünmüyorum. Pagan görüşlerine daha yakındılar, müzikleri adetleri ve bir çok şey bunu belirtir alt metninde, sadece objektif bakın, o okul kitaplarında yazan İslam öncesi Türklerin inancı ile İslam benzeşir tez'i çok ilginçtir.
İslam öncesi Atalarımızın inançlarının en çok benzediği halklar o yaşantıya yakın halklardır.
 

EminBey

Üye
Katılım
28 Mart 2019
Mesajlar
228
Şehir
Bursa
İslam öncesi atalarımızın inançlarının İslam ile çok benzediğini düşünmüyorum. Pagan görüşlerine daha yakındılar, müzikleri adetleri ve bir çok şey bunu belirtir alt metninde, sadece objektif bakın, o okul kitaplarında yazan İslam öncesi Türklerin inancı ile İslam benzeşir tez'i çok ilginçtir.
İslam öncesi Atalarımızın inançlarının en çok benzediği halklar o yaşantıya yakın halklardır.
Gök Tengri de, geniş alanları denetim altına almak zorunda olan Atlı Çoban Kültürünün Tek Tanrısıydı. Tek Tanrı, aslında devlet kuruculuğunun ideolojisini yansıtır. Görüldüğü gibi Türkler, İslamiyetin “Allah birdir ve ondan başka ilah yoktur” diye özetlenebilecek tarihsel-toplumsal aşamaya gelmişlerdi.
Bu nedenle Türklerin İslamiyeti zorla kabul ettikleri görüşü, tarih dışında tarih yazanların görüşüdür. Arabistan’ın Bedevi toplumları da ticaret uygarlığını kurma eşiğine geldikleri için İslamiyeti benimsediler. Orada da savaşlar oldu. Ancak o savaşları ticaret uygarlığına önderlik eden İslamiyet kazandı. Burada kazanan, kılıçtan önce toplumsal süreçtir, uygarlıktır. Kılıç, o sürecin kılıcı olabilirdi ve olmuştur. Aynı değerlendirme, İran ve Türk kavimleri için de geçerlidir.
 
Katılım
4 Nisan 2018
Mesajlar
162
Yaş
18
Şehir
İçel
Gök Tengri de, geniş alanları denetim altına almak zorunda olan Atlı Çoban Kültürünün Tek Tanrısıydı. Tek Tanrı, aslında devlet kuruculuğunun ideolojisini yansıtır. Görüldüğü gibi Türkler, İslamiyetin “Allah birdir ve ondan başka ilah yoktur” diye özetlenebilecek tarihsel-toplumsal aşamaya gelmişlerdi.
Bu nedenle Türklerin İslamiyeti zorla kabul ettikleri görüşü, tarih dışında tarih yazanların görüşüdür. Arabistan’ın Bedevi toplumları da ticaret uygarlığını kurma eşiğine geldikleri için İslamiyeti benimsediler. Orada da savaşlar oldu. Ancak o savaşları ticaret uygarlığına önderlik eden İslamiyet kazandı. Burada kazanan, kılıçtan önce toplumsal süreçtir, uygarlıktır. Kılıç, o sürecin kılıcı olabilirdi ve olmuştur. Aynı değerlendirme, İran ve Türk kavimleri için de geçerlidir.
İslam gibi tek tanrılı bir inanç sistemini kabul ettiklerine dair kanıtlarınız var mı?
Zorla kabul etmesi bazı açılardan yanlış geliyor zaten, tabii zorla kabul edenler vardır ancak o dönemi ele aldığımız zaman güçlü olan taraf İslam cephesiydi, 'popüler' dil Arapça'ydı ve uyum sağlamak için kabul etmek ve hayatta kalmak gerekiyordu. Ticaret ve bu şekildeki olguları o dönemin şartlarına çevirmek gerekiyordu, tıpkı geçen yüzyıldaki Mustafa Kemal Atatürk'ün bizi o dönemin dünyasına adapte etmesi ve bunun yanı sıra Türk değerlerini koruması gibi.
 

lastrat

Üye
Katılım
10 Haziran 2019
Mesajlar
15
Yaş
21
Şehir
Bursa
Türklerin kılıç zoruyla İslamlaştırıldığı, belli başlı çevrelerin dillerine uzun zamandır pelesenk ettikleri, tartıştıkları; devletin/dini çevrelerin de İslam ile Tengrizm arasındaki benzerliklere atıf yaparak göğüslemeye çalıştığı bir tezdir. Muhtemelen pek çok tarihi olgu ve olayda görüldüğü üzere, gerçek cevap, kılıç zoru ve gönüllülük arasında bir yerde duruyordur: Göçebe Türkler bir yandan İran üzerinden akıp gelen İslam akınlarının baskısıyla bir yandan bu akınların İran'ın güçlü kent temelli kültürüyle kaynaşmasından doğan uygarlığın "olumlu" etkisiyle İslam'a sıcak bakar hale gelmişlerdir belki de. Okunması, öğretilmiş ezberlerin karşısında yer alan fikirleri tanımak açısından faydalı olabilir.
 
Üst