• Bugün reklama 1 defa tıklayarak siteye ücretsiz bir şekilde destek olabileceğinizi biliyor muydunuz?

Oyun ile Tanışan Erkeğin Psikolojisi

Godless-Alpha

Mekanın Sahibi
Yönetici
Katılım
28 Mart 2018
Mesajlar
557
Beğeniler
1,072
#1
Bilmemek mutlulukmuş diyerek başlamak istiyorum sözlerime. Şimdi de filozof mu kesildin başımıza a**na goduğum demeyin durun biraz. Aslında aklımda bu yazıyı yazmak yoktu. Aklımda farklı bir mevzu vardı ama bilgisayarım öldü, daha önce bir kalp krizi geçirmişti atlattı sanmıştım meğer atlatamamış. Arkadaşımın benden daha yaşlı olan laptopunu aldım, laptopa bakınca insan düşünüyor. Bu bile yaşamına devam ediyor diye.

Her neyse boş yapmayayım bir iki kelam etmeye ve gitmeye geldim. Bugün bilgisayarım öldü demiştim, bilgisayar ölünce bazı dosyalarımın yedeğinin olup olmadığını kontrol etmek için google drive ve yandeks disk hesaplarıma girdim. Maalesef yedekler yoktu ama farklı bir şeye rastladım. Farkında olmadan eski fotoğrafların tümünü diske yedeklemişim. Yaklaşık 40gb kadar yedek dosyalar buldum fotoğraflar, videolar, müzikler, notlar ve birtakım ıvır zıvır şeyler. İnternet paketinin çabuk bitme sebebi buymuş demek ki.

Fotoğraflar dedim yaklaşık 4 sene öncenin fotoğraflarına kadar duruyor. Çok eksikler olsa da bazıları duruyor en azından. Burada varmak istediğim nokta eski hatunlarla olan fotoğraflarım özellikle. Şunu söyleyebilirim ki eskiden ne giyinmeyi, ne bakım yapmayı, ne de başka bir şey biliyormuşum. Şu an imkanlar dahilinde hepsine çeki düzen verdik. Lakin o fotoğraflarda olup da şu an olmayan bir şey var. Eskiden hiçbir şeye sahip değilken daha mutluymuşum.

Evet mutluymuşum. Ben bu camiaya girdiğimden beri her geçen gün daha fazla şey öğrendim. Her öğrendiğim yeni şeyde mutluluğum azaldı. Fotoğraflarda beni öpen, koklayan, sarılan hatunlar var ama onlara sahip değilmişim. Hepsi birer yanılsamadan ibaretmiş aslında. Saçma gelecektir bu sözlerim sizlere. Madem eskisinden daha iyisin daha çok mutlu olman gerekmiyor mu diyeceksiniz. Mantıken öyle görünse de duyguların mantıkla pek alakası olmadığını biliyorsunuz.

Bakıyorum fotoğrafa, omuzlar çökük, saç-kaş birbirine girmiş, giyim bol ve zevksiz ama mutluyum. Aklım almıyor mutluyum hem de çok mutluyum o fotoğraflarda. Muhtemelen yanımdaki hatunlardan dolayı mutluyum, bu tiple böyle hatunlarla sevgiliyim diye mutluyum. Ne olduğu önemli değil ama mutluymuşum işte. Geriye dönme şansım olsa yine bu yola girer miydim bilmiyorum, belki de girmezdim. Bu yolda öyle bir yol ki bir defa girdiğinde geri dönüş şansın yok.

Kırmızı hap kafası tam olarak burada başlıyor sanırım. Bir defa kırmızı hapı aldık ve geri dönüşü yok bunun. Bilmemek mutluluktur sözü benim için önemsiz bir söz olmuştur her zaman. Bugün daha iyi anlıyorum aslında hatta çok iyi anlıyorum en iyi ben anlayabilirim bunu. Bunun sebebi sadece bu olaylar değil farklı olaylar var. Bilmediğiniz ve asla bilmeyeceğiniz olaylar. 1-2 ay kadar önce kaldıramayacağım şeyler öğrendim. Sadece ben değil kimin başına gelse onun kaldıramayacağı şey. Anlatmayı içimi dökmeyi çok istiyorum aslına bakarsanız ama anlatamam. Benim yüzümden olan ama düzeltme imkanım olmayan bir şey. Günlerce boş duvara bakmama sebebiyet veren ve suçluluk duygusundan kafayı yemek üzere olduğum bir şey. Öyle ki intiharı düşündürten bir şey öğrendim. Hiçbir zaman öğrenmemem gerekirdi, öğrenmesem mutlu mesut devam ederdim bunun sorumluluğu bana ağır geliyor. Merak etmeyin birini falan öldürmedim veya tanıdığım biri öldürmedi aranızda ruh hastası olabilir birini öldürdüğümü veya tanıdığım birinin birini öldürdüğünü düşünüp şikayette bulunabilir. Bu bahsettiğim farklı bir olay. Ölümün bile zor da olsa izahı var ama bunun yok. Bu yüzden deli gibi anlatmak içimi dökmek istesem de anlatamam.

Diyorum ya daha iyi anlıyorum bu sözü. Şimdi hafızamı silme gibi bir şansım olsa kesinlike silerdim. Bilmenin kötü yanı bu işte. Bir defa öğrendiğinde unuttuğunu zannetsen de genelde bir şekilde karşına çıkıyor. Yine o fotoğraflara dönelim. Fotoğraflarda bakışlarımda minnettarlık görüyorum, o kızlara sahip olduğum(!) için o hatunlara minnettar duruyorum. Bana bunu lutfettiklerinden dolayı. O fotoğraflara o zamanlar baktığımda mutlu oluyordum. Şimdi baktığımda halimin ne kadar acınası olduğunu görüyor ve kahroluyorum. Bir yandan da mutluyum değiştiğimden dolayı ama yine de mutlu değilim eskisi kadar.

Kadınlara karşı en az ön yargısı olan insanlardan bir tanesi benimdir. Onlara karşı empatiyle yaklaşabiliyorum. Onları anlayabiliyorum ve bu da beni kahrediyor. Eskiden yaşadıklarımı düşündükçe o zaman beni mutlu olan olayların hepsi beni birbir bitiriyor.

Bu camiaya bulaşan herkesin olayıdır aslında bu mutsuzluk. Hayatını bir şekilde düzene sokar ama asla eskisi gibi olamaz. Bu sınır karakolunda nöbette hep tetikte beklemek gibi. "Aşk birinin eline dolu bir silah verip sizi vuracağı anı beklemekten farksızmış." Tam olarak durumu bu söz özetliyor aslında.

Yani şöyle düşünün bir hatunun yanındasınız bir şeyler yaşıyorsunuz ve davranışlarının sebebini biliyorsun. İşin ilerleyen kısmını da biliyorsun. O masum görüntülerinin altında çok fazla şey olduğunu biliyorsun. Sizi bilmem ama ben her şeyden habersiz olduğum zamanlardaki gibi olamıyorum. Söyledikleri her yalanı anlayabiliyorum, söyledikleri her sözün ne anlama geldiğini bilebiliyorum. Her şey o kadar tanıdık ki bu beni bitiriyor işte.

Ne olacağını, nasıl gelişeceğini bilmesem daha mutlu olacağım. Bir hatunun yanındayım ve hemen aklıma öğrendiklerim, geçmiş tecrübelerim geliyor. Geçmişe saplanıp kalmak delilik biliyorum. Benim mantığımla bakarsanız "öleceğini bile bile yaşamak" durumu ortaya çıkıyor. Bu yazıda mantık aramayın bu yazıda düşündüğümü yazıya aktarıyorum o an.

Bana çok kişi ulaşıyor "söylediklerinde o kadar haklısın kendimi değiştirdim geliştirdim ama mutlu olamıyorum" diye. Bunun böyle olacağı belliydi zaten. Her şeyi öğrenip bu kadar mutlu olmayı nasıl beklersin ki? Atatürk geliyor aklıma, fotoğraflarının çoğunda keder var. Nasıl olmasın adam bir ülkeyi kurtarsa da o kadar yük adamın omuzlarında. Daha iyi anlıyorum. Ben bu cümleyi çok kullanıyorum. Öğrendiğim her şeyde tecrübe ettiğim her şeyde daha iyi anlıyorum.

Geçmişte benim için anlam ifade etmeyen bir çok şeyi daha iyi anlıyorum. Sebebi bu işte benim için anlam ifade etmiyordu. Ediyordu aslında ama bir anlam ifade ettiğini bile anlayamayacak kadar bilgisizdim işte. Şimdi ise anlamsızlıktan bile anlam çıkartabiliyorum.

Benim blogumdaki yazıları okumuş olan kişiler, forumda bulunan kişiler veyahutta bu mevzulardan haberdar olan temel düzeyde bilgi sahibi olan herkes bilgilidir. Dışarıda gördüğünüz erkeklerin bildiklerinden çok daha fazlasını biliyorsunuz inanın bana. İcraata dökemiyorsunuz ama biliyor kendinizi kullandırtmıyorsunuz en azından. Birisinin yedek kulübesinde beklemiyorsunuz en basitinden.

Temel düzeyde bildikleriniz bile sizi kadın düşmanı yapmaya yeter de artar. Tek sorun şu ki onlarla başarılı olmak istiyorsanız onlara düşman olmamanız gerekiyor. Yani bilinçaltınız sizi tehlikelerden korumaya çalıştığından dolayı siz ne kadar isterseniz isteyin sizi uzak tutmak için elinden geleni yapıyor. Herhangi bir hatunla konuşurken eskisi gibi olamıyorsun. Yeterince içten yaklaşamıyor davranışların hep yapmacık oluyor diken üstünde oluyorsun anlayacağın. Çünkü onu tanıyorsun ve göründükleri kadar masum olmadıklarını biliyorsun. Hem iyi hem kötü bir durum tam bir paradoks.

Şöyle de bir durum var onların gözünden baktığında onları haklı bulabiliyorsun. Çevrelerinde istemedikleri kadar yetersiz erkek (kendisine sürekli iltifat eden, hediye yağmuruna tutan, ilgi manyağı yapan) varken onların arasından sıyrılabileni tercih etmesi gayet normal geliyor. Biz bile bazen bize ilgi duyan hatunlardan uzaklaşmaya çalışabiliyoruz. Hatun sırf diğer erkeklerden farklı olduğundan dolayı ruh hastalarının peşinden gidebiliyor. Ruh hastası dediklerim maçoluğu kadını dövmek sananlar. Zarar göreceklerini bildikleri halde diğerlerinden farklı diye o maçoyu seçebiliyorlar.

Benim onlarla ilgili tek problemim insanları kullanıyor olmaları. Hayatın her alanında kullanmaya çalışmaları. Bugün etüt merkezinde kursa başladım. Kursta bir tane yerinde duramayan eleman vardı. Eleman kızlar sınıfa girerken kapıyı açıp arkalarından girdi. Ee ne var bunda diyeceksiniz. Normal elbette ama elemanın o davranışından sonra kızlardan övgü aldı. Kışkandın mı çeeen? Yok be ne kıskanacağım. Benim tav olduğum mevzu kızların centilmenliğe dair ettiği iltifatlardan sonra daha fazlasını istemesi. Bu durumun da kızlar tarafından fark edilip elemanı kullanmaları. Berkcaaan bize su alırsın değil mi sınıfta bir tek centilmen sen varsın. Berkcaann çantam çok ağır sen taşır mısın? Berkcaaan şuradan Pelinsuyu çağırır mısın.s.s Yaaa teşekkür ederim. Sen çok iyisin iyi ki varsın.

Bu duruma Berkcan'ın gözünden baktığınızda oldukça şanslı olduğunuzu düşünebilirsiniz. Birazcık bilgi sahibi olan bizlerin gözünden baktığınızda getir götür işleri için kullandıklarını anlayabilirsiniz. En kötüsü de ben o çocuğa yapma etme seni kullanıyorlar desem kıskandığımı zannedecek olması. Evet yaa babet köpeği olmadığım için çok kıskanıyorum seni. :( Her tarafta bunun benzeri, bundan daha kötüsü erkekler var ve göz göre göre harcanıyorlar. Bunları fark etmek zoruma gidiyor ve bu durumda o hatunlara saygı duyamıyorum.

Bütün bunları öğrendim ve artık geri dönüşü yok. Cahillik bir zamanlar sonsuz mutluluktu.


Sizin de benzer durumlarınız var mıdır? Çok şey öğrendikten sonra mutlu olamamak gibi. Çözüm önerileriniz varsa da anlatabilirsiniz. Bu benim için bir problem ve bu problemi aşmam gerekiyor. Herkesin fikrine ihtiyacım var.

Kaynak: Gerçeklerin Ağır Yükü
 
Katılım
6 Nisan 2018
Mesajlar
123
Beğeniler
218
Yaş
22
Şehir
İstanbul
#2
Sokakta ki çingene bile gülüyorken ve tahminimce mutluyken kendime mutsuzluğu yakıştıramıyorum, Şuan Sinan Ergin'in kitabını yeni kapattım tamda mutluluktan bahsediyordu ve diyordu ki '' Hiç kimse şu anda, şimdi, nefes alırken mutsuz olamaz, mümkün değildir. Şimdi derin bir nefes al. O anda ne mutlusundur ne de mutsuz. Zamanı düşündüğünde mutsuz olursun. İstersen geçmiş, istersen geleceği düşün, tamamı mutsuzlukların ya da umutların içinde, derinlerde yatan korku halindir. Sence gerçekte mutlu olsaydık dünyada savaşlar, açlık, çocuk ölümleri olur muydu ? İnsanlar mutsuz oldukları için tüm bunlar var. Ben ben diye yapın bunları oluşturuyor. Hep ben dedikçe mutsuz dünya, mutsuz sen olacak.''evet böyle, eminim bunlarla ilgili tonlarca yazı okumuşsundur, okumuşuzdur. Maalesef cehalet en büyük mutluluktur.
 
Katılım
13 Haziran 2018
Mesajlar
263
Beğeniler
131
Şehir
Ankara
#3
Duygularıma tercüman olmuşsun. Kızla konuşunca havaya giren arkadaşlarım var. Ben konuşmuyorum diye utandığımı falan sanıyorlar :D Bilmiyorki kendisi köpek gibi kullanılıyor. Bende kırmızı hapı aldıktan sonra içimde kadınlara karşı kin ve nefret oldu. Şimdi daha fazla yalnız kalmak istiyorum. Arkadaş seçiminde zorlanıyorum. Ulan hiçbiri mi empati yapmaz, düşünerek konuşmaz. En yakın arkadaşlarım en büyük düşmanlarım. Gözüme en iyisi yalnız kalmak gibi geliyor. Yazdığın gibi bende redpill ile tanışmadan önce daha mutlu gibiydim. Etrafımdaki herkes somurtkanlığımın sebebini soruyor. Çözüm önerisi olan var mı yazmışsın. Bu bir problem sayılmaz bence. Bizim de yaşam tarzımız bu.
 
Katılım
23 Ağustos 2018
Mesajlar
27
Beğeniler
12
Şehir
İstanbul
#4
Buraya gel çok şey kazanacaksın gibi yazıları okumadan önce daha ortaokuldayken erkeklerin benimle konuşmaması beni kızlarla arkadaş olmaya itmişti. Ben hiç unutmuyorum 6. sınıfta kızlara kötülük yaptığımda bana iyi davranıyorlar düşüncesini kavramıştım, zamanla da hep üstüne koydum. Buraya gel çok şey kazanacaksın yazısını tesadüf olarak okudum ve kafamdaki düşünceleri somut görmem beni bağladı. Durum burada biraz battı. Olaya ilk girdiğimde kadın düşmanlığım üst safhadaydı, havalı çocuktum ve kızlar benimle sohbet başlatmaya çalıştığında sert bir şekilde reddediyordum ve hatta direk yüzlerin sövdüğüm de oldu. Şuan bu hareketlerimin bayat ekmeklerini yesemde bakış açımı değiştirdim herhangi bir kız ile sohbeti keyif almak için yapabilmenin güzelliğini gördüm. Gerçekten hırslı bir kişiyim. Örneğin spor yaparken 1 tekrar daha mı yapsam diye aklımdan geçirirsem onu yapmadan hayatta çıkmam, çıldırırım. Bu yüzden bu yazılar beni birazcık karakter ve yüksek potansiyelde psikolojide yükseltip kadınlarda da ön hazırlığın oldu diyebiliriz.
 

Apollo

It's all about power.
Fahri Üye
Katılım
7 Haziran 2018
Mesajlar
127
Beğeniler
241
Yaş
20
Şehir
Ankara
#5
Senelerdir kullandığım, insanlara bir türlü anlamını idrak ettiremediğim bir cümle var: "Düşünen insan mutlu yaşayamaz." Madem böyle bir yazı geldi, biraz da ben içimi dökeyim. Yanlış anlaşılmasın, bu bir şikayet veya sitem iç döküşü olmayacak.

Herkesin kendine göre problemleri olduğu kadar, senelerden beridir benim de var. Kimisi geçti gitti, kimisi hatırımda yaşıyor kimisi ise hala devam ediyor. Bugüne kadar tecrübe ettiğim en önemli şeylerden bir tanesi, güçlü olduğunu iddia eden insanın aslında bi bok olmadığıdır. Havlayan köpek ısırmaz misali bir şey bu da. Ancak benim gibi psikolojik manada en baba stresin altında yetiştiyseniz, deriniz isteseniz de istemeseniz de kalın oluyor. Bunun sonucunu size söyleyeyim, sert bir mizaç. İç gözlemimden ve çevremden aldığım geri bildirimlerden bunları öğreniyorum. Ki bugüne kadar kırdığım kalbin haddi hesabı yok. Bir zamanlar (beta zamanım) çok değer verdiğim bir kız bana şöyle demişti, "Sen gerçekten acımasızsın." Evet, ben gerçekten acımasızımdır. Artık o raddeye ulaşmak daha uzun sürüyor, kendimi kontrol ediyorum. Ancak bir kez kayışı kopardılar mı, neler yaşayacaklarını çok iyi tecrübe etmiş bir çok insan var çevremde.

Evet, ben acımasızım. Ancak beni bu hale siz getirdiniz demek istiyorum herkese. Bunun sadece kadınlarla alakası yok tabii ki, ancak acısını ben de çektim. Beni bu camiaya hangi yol getirdi, nereden keşfettim inanın bilmiyorum. Ancak Kırmızı Hap'ı kendi isteğimle aldığımdan beridir, en azından tüm bu problemlerin rasyonel bir sebebi olduğunu öğrendim. Artık bu durum beni teselli mi ediyor, başka bir duruma mı sokuyor bilemiyorum. Kırmızı Hap'ı gerçekten idrak eden birisi şu duruma geliyor, "Kimseye güvenim kalmadı, hiç bir kadına artık güvenemem. Bu durumda hayatımda hep aradığım o güzel ve mutlu gelecek, seveceğim ve sevileceğim kadın hiç olmayacak. Beni gerçekten sevecek birisi çıkmayacak. Buna inanamam artık..." Haklısınız. Sizi anneniz hariç karşılıksız sevebilecek hiç bir kadın çıkmayacak. Aşk kavramı hayatınızdan silinecek, aslında ne kadar yabani ve hayvani davrandığımızı fark edeceksiniz. Bu durumda gerçekten sevilme ihtimali annesi öldükten sonra yok olan bir erkek, ömrü boyunca nasıl mutlu olabileceğine inanır ki? Sonuçta hepimizin yegane mutluluk potansiyeli kadınlar. Artık hepimiz için kadınlar sevginin değil, saf zevk kaynağı haline gelecek.

Bir kadının gerçekten sevip sevemeyeceği bir çoğunuzda olduğu gibi benim kafamda da muamma kalacak detaylardan bir tanesi. Bu sorgulamayı camia içerisinde "Purple Pill" ile ilişkilendirip "Sen daha haplanamamışsın, zuhahaha." diye bağıracak elemanların etiketlemeleri olacağına adım gibi emin olmama rağmen, sorgulamaya devam edeceğim. Zira eskilere bakarsanız, özellikle bizim toplumumuzda yokluk içerisinde kadir kıymet bilerek yaşayan ve ölene kadar birbirlerine sevgi ve muhabbet besleyen çiftler var. En azından vardı. Bu durumun varlığından emin olduğum kadar başka bir şeyden daha eminim ki, gelecekte böyle bir cümle bugün için kurulamayacak. Bunun en büyük sebebi ise "Feminizm" denen yaratık ideolojisidir. Yaratık diyorum zira günümüz feministleri işin bokunu öyle bir çıkardılar ki, cinsel obje olarak görülmek istemediklerini söylerken "Bağ benim belletirim, a* benim dilletirim." yazılı pankartlarla eyleme çıkabiliyorlar. Bunlar, bu söylemlerin aksine isteseler de (ki çok istiyorlar) dilletemeyen, çünkü şizofrenileri yüzünden kimsenin sikmek istemediği kişilerdir. Bacak aralarında testis ve penis ile yaşamanın nasıl bir durum olduğunu bilmeyen empati yoksunu 3. dalga feministler, metroda sağlıklı bir oturma şekli ile yolculuk yapan erkeklerin kasıklarına çamaşır suyu dökmeyi protesto sayıyorlar. Buraya bir ton feminist saçmalığı videosu yığardım ancak midenizin bulanmasını istemem.

Tüm bunların farkına varan erkek otomatik ve haklı olarak ciddi bir tepki koyuyor ortaya. Ya hayatından kadınları tamamen çıkartıp MGTOW'ci oluyor ya da durumu kabullenip oyunu ona göre oynuyor. Hipergami gibi tarihsel süreçte ortaya çıktığı düşünülen özellikler için kadınları suçlamak mantıksız. Feminizm ise ayrı bir nokta, o insanlık dışı bir olay. Hatta son dönemde etkisini sürdüren LGBT tarzı popüler kültür dayatması "cinsel kimlik" karmaşası da feminizm kadar toplumsal düzeni ve kadın/erkek ilişkilerini bozan bir etki. Bunların sosyolojik tahribatlarını isterseniz başka bir konuda inceleriz.

Totalde baktığımızda, yanımıza kar kalan 3-5 şey var. Hayatın merkezine kendimizi koymayı ve kendimize delicesine yatırım yapmayı öğreniyoruz. Sosyal dinamiklerde ustalaşıp oyunu doğru oynamayı öğreniyor ve kadınlarla ilişkimizi isteğimiz çerçevesinde geliştiriyoruz. Gerçekten erkek gibi ayaklarımız üzerinde durmayı, ona göre yaşamayı öğreniyoruz. En acı ve çarpıcı gerçek ise, yalnız başımıza olmayı öğreniyoruz. Artık fişten çekildik, en romantik ve saf görünen an bile bizim için altında dönen mekanizmaların olduğunu düşündüğümüz bir an olacak. Herkesin yanlış bilgilerle veya haplarla uyutulup buna rağmen koyunlar gibi sürü içinde ve mutlu yaşadıkları distopyalarda, gerçeğin farkına varmış ve uyanmayı başarmış kitap karakterlerine dönüştük artık. Neil Strauss'un "Oyun" isimli kitabında belirttiği gibi yakında sosyal robotlara dönüşüp dönüşmeyeceğimiz ise irademize kalmış. Bedelini ödemeden elde edilebilecek hiç bir şey yok. Biz de bu farkındalığı, kadınlar konusunda güven ve mutluluk arayışımızı kurban ederek elde etmiş olduk. Kadınlar mutluluk için amaç değil, araç olmalıdır.
 
Katılım
5 Eylül 2018
Mesajlar
34
Beğeniler
23
Yaş
19
Şehir
Ankara
#6
Oldum olası kizlarla arasi iyi olan biriy(d)im. Buna bir de liseyi 2000 kızın arasında dışarıdakilere göre çok şanslı bana göreyse şansız sayısı 50 yi geçmeyecek erkekler arasından biriyim. 4 sene boyunca her çeşit kızı gözlemleme iletişime geçme fırsatım oldu. Tabi o dönemler kırmızı hapın varlığından bile haberdar değildim. Ama haberim olmadan şuan ki halimden çok daha aktif bir insandım. 5 6 tane tabak çevirir aynı anda birinden diğerine geçer dururdum. Çünkü yüzlerce vardı etrafımda. İstediğim kızla gider anında tanışırdım ve numara alma olasılığı daima yüksek olmuştu. Konuya gelirsek o dönemdeki resimlere ve konuşma ss'lerine baktığımda bir çok erkeğin rüyasını yasıyormuşum farkında dahi olmadan. Kızlarla evde takılmalar, dışarıda yiyip içmeler derken hiç bitmicek gibi geliyordu o yıllar. Dünyadan bir haber yasiyordum hayatı. Bir söz vardır "elimi sallasam ellisi" diye tam olarak öyleydik ben ve diğer arkadaşlarım. İyi kötü lise bitti aradan belirli bir süre geçince yüzlerce kızın içinden konuşup görüştüğüm kız sayısı 2 elimin parmağını geçmicek kadar oldu. Bunda ne onların ne suçu var diye düşünüyorum, onlar veya ben arasam gene buluşuruz ama açıkçası en azın benim kadar onların da o kadar eskisi kadar istekli olduklarını zannetmiyorum. Seninde dediğin gibi birşeyleri bilmemek mutluluktur. O zamanlar hiçbirşey bilmiyorduk ve ne içimizden geliyorsa yapıyor çılgınca eğleniyorduk. Şimdi olsa belli bir yol kat etmişizdir ister istemez hepimiz ve belli bir bilgiye erismisizdir o yuzden eskisi gibi eğlenceli ve samimi geçmez buluşmamız çünkü buluşma bitince gene evli evine köylü köyüne dönecektir. Bazı şeyler zamanında güzeldir. O yillara dönemesen de o insanlardan en azından bir tanesiyle bile konuşma fırsatın olsa emin ol hiç tat alamazsın eskisi gibi Çünkü zaman onuda senide değiştirdi. O zamanlar onunla mutlu olabiliyordun ama şuan onunla bile mutlu olamazsın. Bilmek mutluluk getirmez. Cahil insanlara bak hep dünyadan bi haber yaşar ve genelde mutludur. Ülkeden bahsetsen ne kadar iyi bir ülke olduğundan ve memnuniyetinden bahseder sana Çünkü bilgisizdir ve bilgisiz olduğundan mutludur. Ülke gündemini yakindan takip eden birine aynı soruyu sorsan sana belki saatlerce anlatır problemleri işte olay bence bundan ibaret en mutlu olduğumuz zaman bilgisiz olduğumuz zaman. İnsanlar neden keşke hic büyümeseydik der biliyor musun? Çünkü dünyadan bi haber ve en bilinçsiz oldukları zamandır çocuklukları... Umarım bi faydası olur yazımın.
 
Katılım
27 Temmuz 2018
Mesajlar
137
Beğeniler
43
Yaş
18
Şehir
İzmir
#7
Çok çok acıki öyle şu anda pekçok sohbet ettiğim kız var artık oyunu bilip sıkılmış olsamda izmirde instadan numara aldım bi kızın ama hiç o eski heyecanım ve mutluluğum yok gram umrumda değil herşey hayatımı kadınlara harcamak onlara enerjimi bölmek istemiyorum bu yüzden seksten mahrumda kalsam böyle ilerliyorum aradada böyle kafama esince %100 ihtimal için en iyi oyunu oynayıp numara alıyorum ve buna rağmen gün bittiğinde ve evi bulduğumda feci bir mutsuzluk,bilmenin mutsuzluğu çöküyor üstüme
 
Katılım
26 Nisan 2018
Mesajlar
121
Beğeniler
79
Yaş
23
Şehir
Ankara
#8
Güzel bir özet olmuş aynı durumu bende yaşıyordum oyunu iyiki öğrenmişim yoksa çok canımız yanardı kırmızı hapı aldıktan sonra evet belli bir zaman kadınlara içsel bir düşmanlık olmuyor değil zamanla oyun yaşam tarzın oluyor ve kendini ona göre hazırlıyorsun belli bir zaman sonra düşmanlık yok oluyor bazı şeylerin farkına varıyorsun ve bu dönem depresyon gibi oluyor yazıları okuyorsun sonra bunları gözlemliyorsun ve doğru olduna karar veriyorsun bu seni yıpratıyor ve zamanla hayatın kadınlardan ibaret olmadına karar verip hedeflerine önem veriyorsun disiplinli bir düzen ve bitmeyen hedeflerin hazzı ve gelen mutluluk.etrafındaki erkeklere yardımcı olma çabası onları ezdirmeme çabası uzurda gider.
 
Katılım
10 Nisan 2018
Mesajlar
140
Beğeniler
143
Şehir
Antalya
#9
çok haklısın... benim mutsuzluğumun nedeni de bilmek. fakat başarısızlığımı...

eskiden sosyal ilişkilerde başarısız olan biriyken bahanem vardı; dişiler nankör, beni anlamıyorlar, onlar kötü vs..

peki ya şimdi? bi sosyal ilişkide başarısız olmuşsam şayet, biliyorum ki bu benim insanları yeterince iyi tanıyamıyor oluşumdan kaynaklı.. bu sefer bahanem yok. bu sefer gerçeklerle baş başayım ve her başarısızlık yüzüme tokat gibi çarpıyor....

fakat ondan da ziyade içimdeki masumluk öldü.. tıpkı sana olduğu gibi. birine sorgusuz sualsiz bağlanmak, ona aşık olmak, ona her şeyinle güvenmek falan. bunlar hoş şeyler değil mi? var olmanın güzel yanları.... fakat şimdi biliyoruz ki, bunları yaşadığın an ölü bir adamsın.

ama diğer yandan, bu kadar pesimist olmaya gerek yok. sonuçta bu felsefe bize aşık olmayın, sevmeyin demiyor. oyunu kuralına göre oynayarak sevin diyor.. betalardan daha şanslıyız. bu açıdan bakınca da bi rahatlama geliyor...

paradoks?
 
Katılım
9 Temmuz 2018
Mesajlar
294
Beğeniler
170
Şehir
Antalya
#10
Keşke gözüm açılmasaydı hiçbir zaman bir kere at gözlükleriniz çıktığı zaman geri takamıyorsunuz o göz daha da açılıyor daha da mutsuz oluyorsunuz bildiğiniz için mutsuz oluyorsunuz ondan kurtulmanın yolu da daha çok şey bilmek oluyor deliler mutludur bilim insanları mutludur ama bizim okuyup iyi kötü işe başlamış Ahmet bey mutsuzdur
 
Üst