• ADBlock (Reklam Engelleyici) aktif olduğunda sitedeki videoları görüntüleyemezsiniz. Videoları izleyebilmek için reklamengelleyicilerinizi devre dışı bırakmalısınız.

Ülkenin Başına Ne Geldiyse Öğretmenlerin Yüzünden Geldi!

Versay

Üye
Katılım
27 Haziran 2018
Mesajlar
420
Şehir
İstanbul
Milli Eğitim Bakanlığının kurallarına baktığınızda; kuralların bütünü "Öğrenci, dersini dinlesin onun dışında put gibi kalsın" adı altında kurallar var. Tabii bu kural o kadar insanı bir arada tutmak bakımda iyi bir kural, ama yarardan çok zararı var.!

Çünkü bu kurallar öğretmenlere çok fazla yetki verdi. En ufak kalkışmada, atışmada vs. kurallara ters gelecek, daha doğru öğretmenin işine gelmeyecek tüm hareketlerden dolayı, öğrencileri ezip durmaktadırlar. Öğrenci fikrini belirtir, "çık dışarı" diye bağırır. Hep öğrenciyi ezme çabasındalar. Bu yanlış bir yönetim şekli. Biz İleride Ezik İnsanlar Yetiştirmek İstemiyoruz, Biz Girişimci, Özgüveni Tam, Kendine Güvenen, Fikir Üretmekten Korkmayan Nesiller İstiyoruz.

Ama öğretmenler bu istediğimizi karşılamak yerine aksine köreltiyorlar. Hiçbiri derslerde sorgulamaya yönelik bir şeyler söylemiyor. Hepsi tutturmuş 2 üzeri 2 = 4 eder. Diğeri tutturmuş Rusya Sıcak Denizlere inmek istiyor, Diğeri Tutturmuş Dalton Atom Modeli diğeri dağlar denizlere paralel, diğeri tutturmuş rahat hazır ol serbestsiniz.
Biri de çıkıp demiyor; "Arkadaşlar şöyle bir konu var gelelim bir fikir atışması yapalım, Siz ne düşünüyorsunuz" Demiyor. Hiçbiri destek olmuyor. Hepsi Kendi dersinin önemli olduğunu söylüyor, dinlemeseniz sınıfı geçmeyeceksiniz diyor ve devam ediyor. Bu insanlara küçük yaştan ileri ki yaşlara doğru hep "öğrenci olmayı öğrettiler" hiç "İnsan olmayı öğretmediler" Bırakın şu matematik, fizik, coğrafyayı da bırakın. Şu insanlara ilk önce sistemi sorgulamayı, kendini sorgulamayı ve hayatı sorgulamayı öğretin. Ahlaklı İnsan nasıl olunur onu öğretin.


Bugün insanlar eğitimsiz ise öğretmenler eğitime topyekun kalkışmadığı için
Bugün insanlar Oy kullanmayı bilmiyorsa (Takım gibi parti tutmaktan bahsediyorum) Ogretmenler nasıl ve neden oy verileceğini öğretmediğinden
Bugün insanlar birbirine güvenmiyor ise hırsızlar, ahlaksızlar artmışsa bu öğretmenlerin suçu Doğru insan nasıl olunur öğretmedileri için
Bugün Ekonomi kötüyse bu öğretmenlerin suçudur, İlkokuldan beri ezdiğiniz ve tehdit ederek bu çocukları girişimden fikirlerden soğuttukları için
Bugün İnsanlar Arapcayı kutsal dil olarak görüyorsa, bu öğretmenlerin sucudur. Arapcanın normal sıradan bir dil olduğunu öğretmediklerinden
Bugün İnsanlar iyiyi kötüyü sorgulamıyorsa bu öğretmenlerin sucudur. Sorgulamayı öğretmedikleri için



Bu öğretmenlerin yetiştirdiği; ezik, özgüvensiz, yeniliğe kapalı, ahlaksız, küfür ağzından düşmeyen, işini hakkıyla yapmayan, bilgisiz, eğitimsiz, nasıl davranacağını bilmeyen, dinden bir haber olan insanları ben evimdeki kombiyi yapmaya çağırıyorumi bu insanlardan ben ekmek alıyorum, bu insanlara ben ülkemi yönettiriyorum, bu insanlarla ben aynı ülkeyi paylaşıyorum, bu insanlarla ben aynı otobüste yanyana gidiyorum bu insanlara ben mahremimi açıp sağlığımı emanet ediyorum, bu insanlardan ben güvenliğimi koruması için vergilerle para veriyorum, bu insanlar benimle aynı apartmanla oturuyor vs vs.

Bugün bu kötülükler baş gösteriyorsa temelinde bu öğretmenlerin suçudur. Bu Enkaz İnsanları Yetiştirdikleri İçin...

Saygılarımla Versay.
 

Beyaz Sert

Üye
Katılım
16 Kasım 2018
Mesajlar
47
Yaş
18
Şehir
Ankara
İnsanların iyisinin, kötüsünün olması gibi haliyle öğretmenlerin de iyisi, kötüsü vardır.

Kimi öğretmenlerin oldu, bana öğretmenlik yaptıkları için minnettar kaldım onlara.

Kimi öğretmenlerin oldu, senin yapacağın öğretmenliği sikeyim dedim.

Kimi öğretmenlerle tanıştım, keşke benim öğretmenim olsaydı dediğim.

Kimi öğretmenlerle tanıştım, yaptığı işi sadece parası için yapan ve yan gelip yatan...

Bu ülkede işini aşkla yapan pırlanta gibi öğretmenler de var, sene boyu işini raporla geçiştirip üstüne bir de maaşını alıp tatillerden dönmeyen fırsatçılar da.

Zordur öğretmenlik, onların sırtındaki yük cidden ağırdır. Gelecek nesiller onun eseridir çünkü. Herkes kaldıramaz bu yükü. Bu yüzden kutsal bir meslektir işte. Öyle öğretmen olayım da hayatım kurtulsun mantığıyla KPSS'ye girip torpille atama yaptırmakla iş bitmez. O yükü taşıyabilecek sağlam bir vicdan, nitelikli bir kafa gerekir.

Atatürk vaktiyle demiş; eğitim ki bir milleti ya hür bağımsız, şanlı ve yüksek bir topluluk halinde yaşatır, ya da milleti esarete ve sefalete terk eder, diye. Bugün bunu canlı canlı görüyoruz. Bizi kurtaracak tek şey eğitimdi, onun da içini boşalttılar, böylece boş insanlar türedi. Yönetmesi kolay, sorgulamadan ve iradeden yoksun, itaatkar, boş insanlar. İtaat etmek de yürekle olur aslında, boş insanlarda o da olmaz. İtaat değil de hizmetkarlıktır daha çok onların yaptığı. Tıpkı bir robot gibi, sorgusuz hizmet etmek.

Belki artık kafa yapısı değişmeyecek insanlar için geç olabilir, ancak yeni nesil için her zaman umut vardır. Ailelerin çocuklarını bu eğitim sistemine terk edip gitmemesi, gerekli eğitimi kendilerinin vermesi gerekir. Ailedeki eğitim en kalıcı olanıdır çünkü.

Yazılacak şeyler çok, ama buraya yazmakla iş bitmez. Çevremizdeki insanlara karşı bizim de birer öğretmen olmamız gerek.
 

Versay

Üye
Katılım
27 Haziran 2018
Mesajlar
420
Şehir
İstanbul
İnsanların iyisinin, kötüsünün olması gibi haliyle öğretmenlerin de iyisi, kötüsü vardır.

Kimi öğretmenlerin oldu, bana öğretmenlik yaptıkları için minnettar kaldım onlara.

Kimi öğretmenlerin oldu, senin yapacağın öğretmenliği sikeyim dedim.

Kimi öğretmenlerle tanıştım, keşke benim öğretmenim olsaydı dediğim.

Kimi öğretmenlerle tanıştım, yaptığı işi sadece parası için yapan ve yan gelip yatan...

Bu ülkede işini aşkla yapan pırlanta gibi öğretmenler de var, sene boyu işini raporla geçiştirip üstüne bir de maaşını alıp tatillerden dönmeyen fırsatçılar da.

Zordur öğretmenlik, onların sırtındaki yük cidden ağırdır. Gelecek nesiller onun eseridir çünkü. Herkes kaldıramaz bu yükü. Bu yüzden kutsal bir meslektir işte. Öyle öğretmen olayım da hayatım kurtulsun mantığıyla KPSS'ye girip torpille atama yaptırmakla iş bitmez. O yükü taşıyabilecek sağlam bir vicdan, nitelikli bir kafa gerekir.

Atatürk vaktiyle demiş; eğitim ki bir milleti ya hür bağımsız, şanlı ve yüksek bir topluluk halinde yaşatır, ya da milleti esarete ve sefalete terk eder, diye. Bugün bunu canlı canlı görüyoruz. Bizi kurtaracak tek şey eğitimdi, onun da içini boşalttılar, böylece boş insanlar türedi. Yönetmesi kolay, sorgulamadan ve iradeden yoksun, itaatkar, boş insanlar. İtaat etmek de yürekle olur aslında, boş insanlarda o da olmaz. İtaat değil de hizmetkarlıktır daha çok onların yaptığı. Tıpkı bir robot gibi, sorgusuz hizmet etmek.

Belki artık kafa yapısı değişmeyecek insanlar için geç olabilir, ancak yeni nesil için her zaman umut vardır. Ailelerin çocuklarını bu eğitim sistemine terk edip gitmemesi, gerekli eğitimi kendilerinin vermesi gerekir. Ailedeki eğitim en kalıcı olanıdır çünkü.

Yazılacak şeyler çok, ama buraya yazmakla iş bitmez. Çevremizdeki insanlara karşı bizim de birer öğretmen olmamız gerek.


İlk önce fikrime karşı bir görüşle geldiğin için teşekkür ederim.



Ben öğretmenler gerizekalı, bilgisiz, eğitimsiz, hayattan bezmiş gibi kötü özellikleri var demiyorum. Benim takıldığım nokta. Hepsinde nasıl insan yetiştirilir potansiyeli var. İstisnasız hepsinde. Ama Hiçbiri bu potansiyeli kullanmıyor. Örneğin geçmişte öğretmenin biri bana gereksiz yere geldi tokat attı sınıfta, ben de yüzsüzlük edip, bunun aynısını dışarıda yapsanız ağzını burnunuzu kırarım tarzında karşılık verdim. O'da sen misin öyle konuşan Disipline verdi. Sizce 9. sınıfa giden ve hiçbir şeyden habersiz olan bu insanı sınıf için mahcup edip üstüne disipline göndermek ne kadarı insanlık işi. Daha sonra bu konun bahsi tekrar açıldı. Durumu söyledim. Özür diledi. ve ne yapmalıydınız sizce dedim. Doğru olan şeylerden bahsetti vs. (bu olay üzerinden bu başlığı açmadım, genel sorundan bahsediyorum)
Değineceğim nokta. Madem biliyorsun da neden yapmadın? Sen öğretmensin, beni kendi çocuğundan daha fazla sevmelisin. bu bir tavsiye değil, yükümlülük.

Demişsin ki Her öğretmen öyle değil.

Doğrudur. Biz bu yanlışı kaldırmamız için, öğretmenlere bu kadar yetki verilmemesinden yanayım. Tüm öğrenciler öğretmenleri denetleyecek bir tür ankete katılmalı. Bu anket sorunda neden Hayır oyu kullanıldığı araştırılmalı ve öğretmenin savunmasını alıp gerekli işlemler yapılıp atılmalı veya devam etmeli. Madem bu meslek mühim bir meslek. Herkes Yapamaz o zaman herkesi sen öğretmen yapacaksın ama bitmeyen bir teste tabi tutacaksın.


Acımayacaksın. Senin burada geleceğin söz konusu. Bana gelip kimse vuramaz, kimse aşağılayıcı bir tavır alamaz ben okumaya geliyorum, afedersiniz ama ben onlar bok laflarını suratını tavırlarını çekmek zorunda değilim.


Ver öğrenciye yetki bak bakalım bir daha ki sefere sana vurabiliyor mu küfür edebiliyor mu 2. dereceden hareketler yapıyor mu Sana yaranmak için öğretmenler arasında fark yaratmak için bir yarışa girmiyorlar mı? Uygula gör


Bu insanlar ezilmekten bıktı. İnsanlar okumaya gidiyor, onlar boktan tehditlerini dinlemek için değil.


Ağzımı biraz bozdum, bunun için sizler özür diliyorum...

Saygılarımla Versay.
 
Katılım
26 Kasım 2018
Mesajlar
2
Yaş
18
Şehir
Diyarbakır
İster öğretmen olsun ister doktor ister çöp toplayıcı, işini halkıyla yapmak önemli (Atatürk'ün bi sözü vardı da tam hatırlayamadım). Ülkeyi bu hale getirenler; yapmayanlar işine gelmeyenler. Sebebi de yapmadan da maaş almaları.
Öğretmene dönersek.. Öğretmenler de yeni nesli, geleceği yetiştirme gibi büyük bi görevin adamları. Böyle büyük bi görevi de kpss ve torpile göre seçilmiş insanlara verince böyle boktan bi nesil yetişti.
 

Beyaz Sert

Üye
Katılım
16 Kasım 2018
Mesajlar
47
Yaş
18
Şehir
Ankara
İlk önce fikrime karşı bir görüşle geldiğin için teşekkür ederim.



Ben öğretmenler gerizekalı, bilgisiz, eğitimsiz, hayattan bezmiş gibi kötü özellikleri var demiyorum. Benim takıldığım nokta. Hepsinde nasıl insan yetiştirilir potansiyeli var. İstisnasız hepsinde. Ama Hiçbiri bu potansiyeli kullanmıyor. Örneğin geçmişte öğretmenin biri bana gereksiz yere geldi tokat attı sınıfta, ben de yüzsüzlük edip, bunun aynısını dışarıda yapsanız ağzını burnunuzu kırarım tarzında karşılık verdim. O'da sen misin öyle konuşan Disipline verdi. Sizce 9. sınıfa giden ve hiçbir şeyden habersiz olan bu insanı sınıf için mahcup edip üstüne disipline göndermek ne kadarı insanlık işi. Daha sonra bu konun bahsi tekrar açıldı. Durumu söyledim. Özür diledi. ve ne yapmalıydınız sizce dedim. Doğru olan şeylerden bahsetti vs. (bu olay üzerinden bu başlığı açmadım, genel sorundan bahsediyorum)
Değineceğim nokta. Madem biliyorsun da neden yapmadın? Sen öğretmensin, beni kendi çocuğundan daha fazla sevmelisin. bu bir tavsiye değil, yükümlülük.

Demişsin ki Her öğretmen öyle değil.

Doğrudur. Biz bu yanlışı kaldırmamız için, öğretmenlere bu kadar yetki verilmemesinden yanayım. Tüm öğrenciler öğretmenleri denetleyecek bir tür ankete katılmalı. Bu anket sorunda neden Hayır oyu kullanıldığı araştırılmalı ve öğretmenin savunmasını alıp gerekli işlemler yapılıp atılmalı veya devam etmeli. Madem bu meslek mühim bir meslek. Herkes Yapamaz o zaman herkesi sen öğretmen yapacaksın ama bitmeyen bir teste tabi tutacaksın.


Acımayacaksın. Senin burada geleceğin söz konusu. Bana gelip kimse vuramaz, kimse aşağılayıcı bir tavır alamaz ben okumaya geliyorum, afedersiniz ama ben onlar bok laflarını suratını tavırlarını çekmek zorunda değilim.


Ver öğrenciye yetki bak bakalım bir daha ki sefere sana vurabiliyor mu küfür edebiliyor mu 2. dereceden hareketler yapıyor mu Sana yaranmak için öğretmenler arasında fark yaratmak için bir yarışa girmiyorlar mı? Uygula gör


Bu insanlar ezilmekten bıktı. İnsanlar okumaya gidiyor, onlar boktan tehditlerini dinlemek için değil.


Ağzımı biraz bozdum, bunun için sizler özür diliyorum...

Saygılarımla Versay.
Benim amacım seni destekleyen bir şeyler yazmaktı, karşıt görüş olarak algılamana sebep olacak ne yazdım cidden bilmiyorum :D

Anlatmak istediğim şuydu, evet cidden dediğin gibi öğretmenliği bırakması gereken, o kontenjanı işgal etmemesi gereken öğretmenler var. Öğrencilerini tehditle, hakaretle sindiren, bundan ego tatmini sağlayan manyaklar var. Bunu geç okula görevini yapmak için gelmeye bile tenezzül etmeyen, tanıdıklar aracılığıyla sürekli doktor raporu alarak seneyi geçiren ve haksız yere maaş alan parazit bir tür de var. Pislik ararsan cidden kolay bulursun, çünkü cidden çok var.

Ama buna rağmen idealist bir ruhla görevini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışan, öğrencilerinin ülkenin geleceği olduğunun bilincinde olan ve onlara en ufak bir şey katabilmek için uykusundan feragat edip onlar için çalışan öğretmenler de var. Bu öğretmenler de unutulmayı hak etmiyor.

Dediğin şey cidden doğru, okullarda öğretmenleri değerlendirmek için öğrencilere yapılan anketler yaygınlaşmalı. Birkaç kere denk gelmiştim ben böyle anketlere ama yeterli değil, daha fazla olmalı. Böylece kimin işini hakkıyla yaptığı gün yüzüne çıkar.

Ancak bunun dışında, ailenin verdiği eğitimin öğretmenin verdiğinden çok daha önemli ve gerekli olduğuna inandığımı yeniden yazmam gerekiyor. En kalıcı olanı bu çünkü. En etkili olanı bu. Keşke her aile kendi bünyesinde çocuğuna eksiksiz bir eğitim verebilecek donanıma ve bilgiye sahip olsaydı, böylece bir ütopyada yaşıyor olabilirdik.

İster öğretmen olsun ister doktor ister çöp toplayıcı, işini halkıyla yapmak önemli (Atatürk'ün bi sözü vardı da tam hatırlayamadım). Ülkeyi bu hale getirenler; yapmayanlar işine gelmeyenler. Sebebi de yapmadan da maaş almaları.
Öğretmene dönersek.. Öğretmenler de yeni nesli, geleceği yetiştirme gibi büyük bi görevin adamları. Böyle büyük bi görevi de kpss ve torpile göre seçilmiş insanlara verince böyle boktan bi nesil yetişti.
Çok doğru, kesinlikle katılıyorum :) İşini sevmeyen öğretmenlerin yetiştirdiği çocuklar da büyüdüklerinde sevmedikleri işler yaptılar ve hakkını vererek yapmadılar işlerini. Sanırım Atatürk'ün hatırlayamadığın sözü şuydu: "Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır." Cidden doğru. Kuru milliyetçilikle vatanını sevdiğini belli etmiş olmuyorsun, vatanının gelişmesi için elinden gelen her şeyi ortaya koyduğunda vatanını cidden sevdiğini belli etmiş oluyorsun.

Bu arada bir şeyi fark ettiniz mi? Önceden işini en iyi yapan saygı görürdü, şimdi ağzı en çok laf yapan saygı görüyor. Bu işte bir gariplik olduğunu düşünen umarım sadece ben değilimdir.
 
Son düzenleme:

Asher

Üye
Katılım
25 Ekim 2018
Mesajlar
118
Yaş
19
Şehir
İzmir
Bir memleketi parçalamanın en kolay yollarından birisi yabancı kolejler açmak eğitim sistemini çökertip yabancı asıllı kolejlerin propagandasını yapmaktır.
 

Versay

Üye
Katılım
27 Haziran 2018
Mesajlar
420
Şehir
İstanbul
Benim amacım seni destekleyen bir şeyler yazmaktı, karşıt görüş olarak algılamana sebep olacak ne yazdım cidden bilmiyorum :D

Anlatmak istediğim şuydu, evet cidden dediğin gibi öğretmenliği bırakması gereken, o kontenjanı işgal etmemesi gereken öğretmenler var. Öğrencilerini tehditle, hakaretle sindiren, bundan ego tatmini sağlayan manyaklar var. Bunu geç okula görevini yapmak için gelmeye bile tenezzül etmeyen, tanıdıklar aracılığıyla sürekli doktor raporu alarak seneyi geçiren ve haksız yere maaş alan parazit bir tür de var. Pislik ararsan cidden kolay bulursun, çünkü cidden çok var.

Ama buna rağmen idealist bir ruhla görevini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışan, öğrencilerinin ülkenin geleceği olduğunun bilincinde olan ve onlara en ufak bir şey katabilmek için uykusundan feragat edip onlar için çalışan öğretmenler de var. Bu öğretmenler de unutulmayı hak etmiyor.

Dediğin şey cidden doğru, okullarda öğretmenleri değerlendirmek için öğrencilere yapılan anketler yaygınlaşmalı. Birkaç kere denk gelmiştim ben böyle anketlere ama yeterli değil, daha fazla olmalı. Böylece kimin işini hakkıyla yaptığı gün yüzüne çıkar.

Ancak bunun dışında, ailenin verdiği eğitimin öğretmenin verdiğinden çok daha önemli ve gerekli olduğuna inandığımı yeniden yazmam gerekiyor. En kalıcı olanı bu çünkü. En etkili olanı bu. Keşke her aile kendi bünyesinde çocuğuna eksiksiz bir eğitim verebilecek donanıma ve bilgiye sahip olsaydı, böylece bir ütopyada yaşıyor olabilirdik.



Çok doğru, kesinlikle katılıyorum :) İşini sevmeyen öğretmenlerin yetiştirdiği çocuklar da büyüdüklerinde sevmedikleri işler yaptılar ve hakkını vererek yapmadılar işlerini. Sanırım Atatürk'ün hatırlayamadığın sözü şuydu: "Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır." Cidden doğru. Kuru milliyetçilikle vatanını sevdiğini belli etmiş olmuyorsun, vatanının gelişmesi için elinden gelen her şeyi ortaya koyduğunda vatanını cidden sevdiğini belli etmiş oluyorsun.

Bu arada bir şeyi fark ettiniz mi? Önceden işini en iyi yapan saygı görürdü, şimdi ağzı en çok laf yapan saygı görüyor. Bu işte bir gariplik olduğunu düşünen umarım sadece ben değilimdir.
Aile konusunda katılmıyorum. Ben ailemle kitap okumaya başladığım günden beri hiç oturupta yemek dahi yemedim. Bayramlarda ellerini öperim, akşamları iyi akşamlar der odama çekilirim.
Çünkü acıkca söylemek gerekirse cahiller. Tabii her ne kadar yukarı çekmek için çalışsam da yine cahiller. Sırf büyüzden beni köreltmesinler diye fazla takılmam


ana konu kendimden örnek vermek değil. Okuyan adamın cahil aileyle işi olmaz.

O zamn iş öğretmenlere kalıyor. Bu bilgili kişide kendinden sogutum hatta tehdit edince işler tamamen sarpa sarıyor. Yani öylede böylede İşin suçlusu eşeğin bilgiyi taşıdığı gibi taşıyan öğretmenlerde.


Saygılarımla Versay.
 

Nacrem

Üye
Katılım
6 Ekim 2018
Mesajlar
96
Şehir
Gaziantep
İnsanların iyisinin, kötüsünün olması gibi haliyle öğretmenlerin de iyisi, kötüsü vardır.

Kimi öğretmenlerin oldu, bana öğretmenlik yaptıkları için minnettar kaldım onlara.

Kimi öğretmenlerin oldu, senin yapacağın öğretmenliği sikeyim dedim.

Kimi öğretmenlerle tanıştım, keşke benim öğretmenim olsaydı dediğim.

Kimi öğretmenlerle tanıştım, yaptığı işi sadece parası için yapan ve yan gelip yatan...

Bu ülkede işini aşkla yapan pırlanta gibi öğretmenler de var, sene boyu işini raporla geçiştirip üstüne bir de maaşını alıp tatillerden dönmeyen fırsatçılar da.

Zordur öğretmenlik, onların sırtındaki yük cidden ağırdır. Gelecek nesiller onun eseridir çünkü. Herkes kaldıramaz bu yükü. Bu yüzden kutsal bir meslektir işte. Öyle öğretmen olayım da hayatım kurtulsun mantığıyla KPSS'ye girip torpille atama yaptırmakla iş bitmez. O yükü taşıyabilecek sağlam bir vicdan, nitelikli bir kafa gerekir.

Atatürk vaktiyle demiş; eğitim ki bir milleti ya hür bağımsız, şanlı ve yüksek bir topluluk halinde yaşatır, ya da milleti esarete ve sefalete terk eder, diye. Bugün bunu canlı canlı görüyoruz. Bizi kurtaracak tek şey eğitimdi, onun da içini boşalttılar, böylece boş insanlar türedi. Yönetmesi kolay, sorgulamadan ve iradeden yoksun, itaatkar, boş insanlar. İtaat etmek de yürekle olur aslında, boş insanlarda o da olmaz. İtaat değil de hizmetkarlıktır daha çok onların yaptığı. Tıpkı bir robot gibi, sorgusuz hizmet etmek.

Belki artık kafa yapısı değişmeyecek insanlar için geç olabilir, ancak yeni nesil için her zaman umut vardır. Ailelerin çocuklarını bu eğitim sistemine terk edip gitmemesi, gerekli eğitimi kendilerinin vermesi gerekir. Ailedeki eğitim en kalıcı olanıdır çünkü.

Yazılacak şeyler çok, ama buraya yazmakla iş bitmez. Çevremizdeki insanlara karşı bizim de birer öğretmen olmamız gerek.
Bu durumda tüm suçu öğretmenlere atman saçma eğitimim görmemiş cahiller de var.Ahlak aileden alınır, çevtenlede geliştirirsin @Beyaz Sert inde dediği gibi öğreteninde iyisi kötüsü var.
Mesela sen çevreyi pis gördüğünde çöpçülerin suçu diyor musun? demiyorsun.Çünkü bu insanların suçu bu durumda duruma her yönüyle bakman gerek.Tek bir yargı ile öğretmenler suçlu diyemezsin. Aslında her şey geliştiği çevre ile ilgili...
 
Üst