• ADBlock (Reklam Engelleyici) aktif olduğunda sitedeki videoları görüntüleyemezsiniz. Videoları izleyebilmek için reklamengelleyicilerinizi devre dışı bırakmalısınız.

Zor Kararlar Vermeden Önce Roman Okuyan Adam: Atatürk

BarisD

Üye
Katılım
15 Haziran 2018
Mesajlar
282
Şehir
Kayseri
Alıntıdır - Zor Kararlar Vermeden Önce Roman Okuyan Adam: Atatürk
Zor Kararlar Vermeden Önce Roman Okuyan Adam: Atatürk
Zor kararları vermeden önce roman okurmuş.
Yoksa lider olmak başka bir şey mi?
Lider, bir anlamıyla “tarihte onun yaptığını başkasının yapamayacağı kişi” demektir. Ve elbette genelde herkesin kabul ettiği tarihsel değerde büyük işler, belki de tarihi yapandır o. Tarihe etkisi büyük olan, başkasının yapamayacağı etkiyi yaratandır.
Bir lideri lider yapan en önemli özelliklerden birisi “entelektüel” oluşudur; somut olarak söylemek gerekirse, okuyup yazmasıdır.
Atatürk’ün irdelenmesi gereken en önemli yönlerinden birisi kanımca budur. Okuma ve kitap ile ilişkisi onun ayırıcı ve güçlü özelliklerindendir. Daha açıkça söylemek gerekirse, Atatürk bu kadar çok okumasaydı Atatürk olamazdı.
Bu konuyu yapılmış çalışmalardan (bkz. Kaynakça) yararlanarak kısaca özetleyelim.
Atatürk’ün ne kadar ve neler okuduğu ona yakın kişilerin anıları ve kütüphanesinin kataloğundan biliniyor.
4500-5000 arası kitap okuduğu tahmin ediliyor.
Kendisine ait kitapların dökümü şöyledir: Tarih:885, Askerlik: 261, Siyaset: 204, Hukuk: 181, Din: 161, Dil: 154, Ekonomi: 144, Felsefe:psikoloji: 121, Sosyal Bilimler: 81, Kütüphanecilik: 2
Gerçek anlamda bir entelektüel. Çok okuyan ve yazan birisi. Doğruluğu tartışılır olmakla birlikte tarih ve dil teorileri/tezleri geliştiriyor. Geometri kitabı, askerlik ile ilgili kitap yazıyor.
En sevdiği hediye kitap.
Kitapları İstanbul’a cephane sandıklarına koydurarak taşıtıyor. “Bu sandıklarla askeri savaşı kazandık, şimdi sıra kültür savaşında, onu da kitapla kazanacağız,” der.
Zevk için, bilgi edinmek için, siyasi nutuklarına ve yazılarına kaynak olması için okumuştur. Tutkulu bir okuyucudur. Bazen gece-gündüz okur. Çalışır gibi okuyor. 2 gün 2 gece durmadan okuduğu biliniyor. Nutuk adlı eserini yazdırdığı gençlerden birisi bayılmış.
En çok tarih konusunda okuyor. Bıkmadan usanmadan tarih okuyor. Özellikle Türk ve islam tarihi, uygarlık tarihi ilgisini çekiyor. Bir de din ve dil konularında çok okuyor.
Cumhuriyet öncesi ve sonrasında ilgilendiği ve dolayısıyla okuduğu konular değişiyor.
Cumhuriyet öncesi: Dış basında Osmanlı İmparatorluğu hakkında yazılanları izliyor. Fransız Devrimi, J.J. Rousseau’nun “Toplum Sözleşmesi” ni, doğu sorunu, felsefe, Tevfik Fikret, Namık Kemal okuyor.
Cumhuriyet sonrası: Hukuk, siyaset, tarih, din, edebiyat, Türk İslam tarihi, dil, matematik okuyor.
Eski uygarlıklarla ilgili çok okuyor. Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu ve DTCF bu okumalarının sonucudur.
Çanakkale Savaşları, Dumlupınar öncesi ve sırasında okuyor. İstanbul’dan kolilerle kitap istiyor.
Atatürk, özellikle 1928-1935 yılları arasında kendisini sistematik okumaya veriyor.
Zor zamanlarda, en güç kararları vermenin öncesinde roman okuyor. Çok ilginç değil mi?
Genellikle masa başında okuyor.
Yabancı gazetelerden dış dünyayı okuyarak izliyor.
Özellikle Fransız İhtilali ile ilgili yayınlar okuyor ve etkileniyor.
Okuduklarının yanına notlar düşüyor, önemine göre 1,2,3 x işareti koyuyor ve kırmızı-mavi kalem ile altını çiziyor. Kütüphanelerden aldığı kitaplara işaret koymuyor.
Nutuk adlı eseri sistematikliği ile bir tarih bilimi kitabı, edebi tadı ile edebiyat kitabı niteliğindedir. Bu eserdeki toplam sözcük sayısı 189 078, farklı sözcük sayısı 6 791’dir. Eserin söz varlığı birçok edebiyatçıdan yüksektir.
Dumlupınar Savaşı sırasında Çalıkuşu romanını okuyor.
Fransızca kitaplar okuyabiliyor. Okumak için diğer dillerden de kitaplar getirtiyor.
Sofrasında her zaman kütüphanecisi olmak zorunda. Bir kütüphanecisi var. Sofrada konuşulan konular hakkında gerektiğinde kütüphanecisine hemen kitaplar getirtiliyor.
Kaldığı mekanlarda kütüphane kurduruyor. Çankaya Köşkü, Pembe Köşk, Yalova Köşkü, Dolmabahçe Sarayı’nda ve Samsun’da kaldığı otelin bir katında kütüphane var.
1926 Kastamonu ziyaretinde il halk kütüphanesinde aradığı bir kitap bulunmayınca para yardımı yapıyor. 1922 yılında özel gelirlerinden bayındırlık işleri, okular, hastaneler tarım ile birlikte 2. sırada kütüphaneler kurulması için para veriyor.
İzmir Milli Kütüphaneyi 3 kez ziyaret ediyor.
Rıza Şah Pehlevi’yi Milli Kütüphane’ye götürüyor.
1934 tarihli Derleme Yasası Atatürk’ün isteği ile bir gecede oluşturuluyor.
Tarih çalışmaları için yeni bir kütüphane kurduruyor.
En huzur bulduğu yer kütüphanesidir.
1938 yılında okuyamaz, dinlerdi.
Şimdi de dinleniyor.
Saygıyla.
10 Kasım 2017
 
Katılım
16 Mayıs 2018
Mesajlar
270
Şehir
Antalya
Ama bize anlatılan sadece Kitap okuyun çocuklar.
Keşke demek zoruma giyse de keşke öğretmenlerimiz gerçek veya doğru fark etmez bize böyle hikayeler anlatsaydı.
Şimdi mahalledeki gençlere bakıyorum da, ellerinden top düşmüyor.
Top da oynasınlar ona lafım yok. Fakat kitaplar nere?
 

BarisD

Üye
Katılım
15 Haziran 2018
Mesajlar
282
Şehir
Kayseri
Mesela sprocuları izlemeye özendiriliyoruz fakat yapmaya da özendirilmemiz gerekiyor. Kitap meselesinde de aynı. Mesela avrupaya, onların yaşam tarzına özeniyoruz ve bizimki neden öyle değil diyoruz fakat sadece lafta kalıyor bunun için ne yapmamız gerektiği anlatılmıyor. Seçim zamanı boş reklam tabelası kalmıyor madem devletin bütçesi var bu kadar reklam yapmaya neden kitap okumak için, daha bilinçli bir toplum olmamız için uğraşılmıyor? Okullarda da uydu edebiyatçılarımız sağolsun sadece roman ve şiir kitaplarına yönlendiriyorlar. İnsanı düşündürecek, fikir katacak, kültür katacak ve kendi değerinin farkına vardıracak kitaplar bitti hemen diğerlerine atladık. Saçma bir sistem var ve böyle giderse bir gün çökeceği kesin, yeni sistemi kuracak olan bizlerin herkesten bilinçli olması gerek diye düşünüyorum.
 

healts1

Üye
Katılım
25 Temmuz 2018
Mesajlar
18
Şehir
İstanbul
Ama bize anlatılan sadece Kitap okuyun çocuklar.
Keşke demek zoruma giyse de keşke öğretmenlerimiz gerçek veya doğru fark etmez bize böyle hikayeler anlatsaydı.
Şimdi mahalledeki gençlere bakıyorum da, ellerinden top düşmüyor.
Top da oynasınlar ona lafım yok. Fakat kitaplar nere?
top oynasalar yine sesimizi çıkarmayız, bilgisayarın başından kalkmayı başarırlarsa
 
Üst